Öztin Akgüç

Sonuç (!)

24 Nisan 2011 Pazar
\n

\n

Lider, sözü geçen ülkeyiz, Emir almıyor, yön veriyoruz”, “Kişilikli dış politika izliyoruz”, “Başbakanımız Sayın RTE dünya liderleri arasındadır”, “One minute”, “Fransız kalmayın”... Yerine göre övüyoruz, övünüyoruz, zaman zaman da esip gürlüyoruz. İyi de, ne sonuç alıyoruz?

\n

One minutededik, Arap dünyasının gururu olduk, haksızlığa başkaldırdık. Sayın RTE İslam dünyasının number oneı, bir numaralı lideri oldu. Neyi değiştirebildik? Gazzede İsrail kuşatması, ablukası mı kalktı? İsrail, Yahudi yerleşim merkezleri kurmaktan mı vazgeçti? İşgal ettiği topraklardan geri mi çekildi? Hiçbiri olmadı. Üstelik Mavi Marmara gemimize saldırdı, dokuz vatandaşımızı öldürdü, vatandaşlarımızın bir bölümünü yaraladı, belki taciz de etti. Tazminat mı ödedi? Suçu mu kabul etti? Özür mü diledi? Hiçbiri olmadı, olay zayıf belleklerimizde unutulmaya, nisyana terk edildi.

\n

Emperyalistler, Ortadoğuya, Kuzey Afrikaya yeni bir şekil verme çerçevesinde Libyaya saldırı planları yaparken haklı olarak NATOnun ne işi var? dedik. Sonra affedersiniz, kuzu kuzu, sivil halkı koruyacağız gerekçesiyle daha TBMMden karar çıkmadan NATOnun emrine girdik.

\n

***

\n

Bir yandan ABye girmeye istekli davranıyor, ya da görünüyor; öte yandan özür dilerim, bazı AB ülkeleri liderlerine, yetkili organlarına fırça atıyoruz, sonuç ne oluyor? AB ile müzakere süreci mi hızlanıyor? Yeni dosyalar mı açılıyor? Açılan dosyalar olumlu bir şekilde mi kapatılıyor? AB bize kesin bir giriş tarihi mi veriyor? Gümrük Birliğini düzeltme önerisi mi getiriyor? Hiçbiri olmuyor, ilişkiler askıya alınmış biçimde sürüyor.

\n

Dünyada ekonomik, dolayısıyla siyasal ağırlıklar kayıyor, yeni eksenler oluşuyor veya güçleniyor. Türkiye, bunların hangisi içinde yer alıyor? Eksen oluşturma konusunda bir çabamız, girişimimiz var mı? Zaman zaman ekonomik eksen olarak BRİC gündeme gelir. Brezilya, Rusya, Hindistan (İndia), Çin ekseni... Son günlerde Güney Afrika Birliği de bu eksene katıldı. BRİC Güney Afrika Birliğinin de (South Africa) katılımıyla BRİCS oldu. Bu ekonomik eksen giderek bir siyasal güce de dönüşüyor, dönüşecek. Türkiye bu tür girişimlerle ilgileniyor mu? Son günlerde diplomatik lisanımıza girmiş bir sözcük ile Fransız mı kalıyoruz?

\n

***

\n

Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu çok hareketli, koşuşturuyor, toplantılara katılıyor, öneriler sunuyor, yol haritaları çiziyor. Aktif, etkin bir dış politika izleniyor izlenimi veriyor ya da böyle bir izlenim yaratmaya çalışılıyor. Aslında yapılan ne? ABDnin Ortadoğu politikasının taşeronluğu mu? ABDnin BOP ya da GOP, Büyük ya da Genişletilmiş Ortadoğu Projesinin eşbaşkanlığının gereği mi yerine getiriliyor?

\n

Yapılan taşeronluk da değil. Taşeron, işi üstlenenden, asıl girişimciden işin bir bölümünü alarak ortak sorumluluk altında yerine getirendir. Burada övünmeyelim, taşeronluk da yapmıyoruz. Tam anlamıyla sesyayarlık yapıyoruz. ABD, İslam dünyasındaki tepkilerden çekinerek çirkin ABD görüntüsü vermemek için, bizi sesyayar olarak kullanıyor, vermek istediği iletileri bizim aracılığımızla duyuruyor. Biz aktif, etkin, kişilikli politika görüntüsü altında bir tür ulaklık, aracılık yapıyoruz. Sonra da övünüyoruz.

\n

Türkiye, dış politikada taşeronluktan, sesyayarlıktan, ulaklıktan kurtulur mu? Açıkçası umut etmiyorum, kişilerin, toplumun karakteri, izlenen politikalara yön verir. Bağımsızlığı, özgürlüğü, en yüce değerler, amaçlar olarak benimsememiş, yaşamı boyunca güçlünün önünde eğilmiş kişilerden bağımsız, etkin, ilkeli bir politika izlenmesi beklenemez. Görüntü ile izlenen politika birbirinden farklıdır. Bir zamanlar ABDye yakın olmak, ABD başkanları ile çekilen fotoğraflar, ABye giriyoruz, girdik havaları, kutlamaları oy devşirmede etkili oluyordu. Şimdilik İsraile, ABye fırça atarak ABDden bağımsız bir politika izleniyor izlenimi vererek İslam dünyasının liderliğine soyunmak seçim kazanma stratejisi olarak sahneleniyor.

\n

Her vatandaşın şu soruyu sorması gerekir. Esip gürlemek iyi de, sonuç ne? Ne elde edildi? Hangi isteğimizi gerçekleştirdik?

\n

Türkiye keşke kişilikli, bağımsız bir dış politika izleyebilse. Cemaat, tarikat oylarına dayanan, dış destekli sermayenin çıkarlarını koruyan bir siyasal parti yönetiminde, böyle bir politika izlenmesi olanaklı görünmüyor.

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Yeni yıl beklentileri 30 Aralık 2020
Sözle yönlendirme 23 Aralık 2020
Enflasyon hedefleme 25 Kasım 2020
Yaygın yanılgılar 18 Kasım 2020
Ekonomi - Kısa notlar 11 Kasım 2020
Bağımsızlık 4 Kasım 2020
Yapışkanlık 28 Ekim 2020
Arayış 21 Ekim 2020