Selçuk Erez

İnsan Hakları Mahkemesi Başkanlığı’na

25 Haziran 2015 Perşembe

Davacı: S. Erez
Adres: Cumhuriyet gazetesi, Tabip Odası.
Davalılar: 1- Başbakanlık 2- İçişleri Bakanlığı 3- Emniyet Genel Müdürlüğü
Dava konusu: Davacının gençlik hayallerinin ağır biçimde tahrip edilmiş olması.
Açıklamalar: 1. Ailemiz Bakırköy’dendir. Babam, Toma Çingas’ı ve kardeşlerini Bakırköy’den tanırdı. Toma, 1940’larda, Eminönü’nde bir balıkçı lokantası açtıklarında bize haber göndermişti. Babam, o lokantada Cevat Fehmi, Ali Sami Yen, Vedat Nedim Tör gibi arkadaşıyla buluşurdu.
2. Eminönü istimlak edilince Toma ve kardeşleri, Baltalimanı’na, Borivaj Oteli’ne geçtiler; meyhaneleri artık “Gaskonyalı Toma” olarak anılıyordu. Sonra İstanbul’un çeşitli yerlerinde, bu ara Bebek’te, Yeşilköy’de de lokantalar açtılar.
Toma, İstanbul’un simgelerinden biriydi; arkadaşlarımla paralarımızı defalarca sayıp yeterli olduğuna inandıktan sonra korka çekine girip, kenar köşe bir masada sessizce oturduğumuz, daha sonra da ilk sevgilimi götürüp, defalarca ezberlediğim sevda sözlerini, içkinin verdiği cesaretle kulağına fısıldadığım, garsonlara çaktırmadan yanağından öptüğüm bir mekân olup ruhumun derinlerinde yer etmiş, yılların geçmesiyle izleri silinmeyip tam tersine şiddetlenerek artmış bir odak noktasıydı.
3. İlerleyen yaşlarımda, Toma adlı bu meyhaneyi, gündüz hayallerimde ve gece rüyalarımda sıkça görmekte ve “Ne güzel günlerdi” diye duygulanmaktayken, geçenlerde karşılaştığım bir dram beni manen yıktı: Tünel’de toplanıp Galatasaray’a doğru hareket eden ve sadece biraz daha demokrasi isteyen yurttaşlarıma katılıp yürümeye başladığımda karşımıza aniden tek boynuzlu bir canavar, bir ucube çıktı: Televizyonda, mitinglerde belirdiğinde midelerimizi kabartanlara benziyordu: Ağzından zehir saçıyor, gözleri kör edici, boğucu, yakıcı sıvılar fışkırtıyordu.
Bir köşeye sığınmaya çalışırken üzerime gelen bu canavarın fışkırttığı basınçlı suyla yere yuvarlandım. Yarı baygın durumdayken çevremdekilerin konuşmalarından, söz konusu mendeburun adının Toma olduğunu öğrendim, mahvolmuştum: Gençliğimin en güzel hayallerini süsleyen Toma’nın yerini bu halk düşmanı canavar almıştı.
Artık Toma dendiğinde aklıma, gençliğimin mutlu anları değil yurdumda demokrasi isteklerine zehir saçarak karşılık veren bu ucube gelecekti. Hiçbir psikoloğun çözemeyeceği bu ağır durum o günden beri bende sürekli elem ve ıstırap yaratmaktadır.
Sonuç ve istem:
Yüce mahkemenizin duruma el koyarak, adil bir yargılama sonucunda;
1. Bu canavarların “Toma” olarak adlandırılmasına son verilmesini,
2. “Toma” değil, kardeş kavgasını körükleyen politikacıların adlarıyla anılmalarını,
3. Aletlerin tümünün parçalanıp hurda demir atelyelerine yollanmasını,
4. Gençlik hayallerimin iadesi artık maddeten olanaksız bulunduğuna göre manevi tazminat olarak bu aletleri getirtenlerin tümünün yeni köprü için kel edilen araziye en az elli bin kavak dikip bunları on yıl boyunca haftada beş kez sulama cezasına çaptırılmasını istemekteyim.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Böcek yeriz o zaman! 30 Ağustos 2018
Saraydan kız kaçırma... 23 Ağustos 2018
Mahmut Makal’ın önemi.. 16 Ağustos 2018