Almanya Başbakanı Angela Merkel’in, Ankara’nın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle komedyen Jan Böhmermann’ın yargılanması talebini kabul etmesi, Batı medyasının konuya dönük ilgisini anında artırdı.
Fakat genel kanaate göre, Erdoğan’ın bu davadan istediği sonucu elde etmesi zayıf bir olasılık. Ankara’nın bu girişiminin ters tepme olasılığının ise yüksek olduğu belirtiliyor.
Böhmermann’ın Erdoğan’ı kızdıran “şiirini” dinleyen herkes, bunun “siyasi hicvin” çok ötesine ağıza alınmayacak ağır hakaretler içerdiğini kabul etmek zorunda. Bu sözlerin muhatabı herhangi Batılı bir devlet başkanı olsaydı yine kişisel hakaret davası açma hakkı doğardı.
Ancak Erdoğan söz konusu olduğu için durum farklı. Nedeni ise, Erdoğan’ın basın ve fikir özgürlüğü konularındaki uluslararası karnesinin berbat olması. Can Dündar ve Erdem Gül’ün yargılanması hakkındaki görüşleri ve bu çerçevedeki yasal girişimleri ise Erdoğan’ın Batı’daki imajının iyice bozulmasına neden oldu.
Ağır hakaretler içeren hicivler bir yana, Erdoğan’ın demokrasilerde her siyasetçinin katlanmayı öğrenmesi gereken karikatürlere bile gösterdiği sıfır tolerans, Almanya’daki bu davayı bir “fikir özgürlüğü” davasına çevirecektir.
Nitekim Batı’da çok az kişi Böhmermann’ın hakaretleriyle ilgileniyor. Önde gelen Batılı gazeteler konuyu, “Almanya’da fikir özgürlüğünün Erdoğan sınavı” türünden başlıklarla yorumluyorlar.
Bir iki istisna dışında Almanya’daki basın organları ve kuruluşlarının ağırlıklı bölümü meseleye, “Erdoğan Türkiye’de uyguladığı yasakçı zihniyeti Almanya’ya taşımaya çalışıyor” şeklinde yaklaşıyor. Çoğu, “Böhmermann’ı sonuna kadar destekleyeceğini” vurguluyor.
Şiiri dinledikten sonra Erdoğan’a hak veren Almanya Başbakanı Angela Merkel de kendisini iki arada bir derede buldu. Şiirde hakaret olduğunu kabul etmekle birlikte “fikir özgürlüğü konusunda Türkiye’ye taviz veriyor” görüntüsü kendisini çok zor bir durumda bıraktı.
Bu olayın, mülteciler meselesi nedeniyle yardımına ihtiyaç duyduğu Türkiye karşısında “iki büklüm olduğu” eleştirilerine maruz kaldığı bir döneme rastlaması Merkel’in işini daha da zorlaştırdı. Kendisi şimdi “nihai kararı mahkeme verecek” diyerek bu işten sıyrılmaya çalışıyor.
Bu arada, Ankara’nın Alman televizyonunda yayımlanan ve Erdoğan’ı “gazetecileri ezen diktatör” olarak hicveden bir başka video klibinin yasaklanması için yaptığı girişim de Böhmermann meselesine duyulan ilgiyi artırdı.
Erdoğan’ın basın ve fikir özgürlüğü konularındaki uluslararası imajı bu kadar kötü olmasaydı, Almanya’da veya herhangi bir ülkede açacağı bir hakaret davası bu kadar çok ilgi çekmezdi. Demokrasi karnesi iyi olsaydı ağır ithamlar ve hakaretler içeren hicivlere zaten maruz kalmazdı.
Erdoğan’ın Alman avukatı “Bu davada sonuna kadar gideceğiz” diyor. Fakat birçok gözlemci Böhmermann’ın Erdoğan’ın istediği gibi hapis cezası almasının “hayalperest” bir beklenti olduğunu söylüyor. Bu arada, Böhmermann’ın, Türklerden gelecek olası bir saldırıya karşı polis korumasına alınmasının Avrupa’da kendisine duyulan sempatiyi artırdığı belirtiliyor.
Erdoğan burada, işin içinden istediği gibi çıkamayacağı bir tuzağa düşmüş gibi görünüyor. Bu tuzağın asıl nedenlerine gelince, bunların Almanya’da değil, Türkiye’de aranması gerekiyor.
Semih İdiz
Son Köşe Yazıları
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Yazarın Son Yazıları
Kahraman’ın sözleri yararlı oldu
Kahraman’ın sözleri yararlı oldu
Devamını Oku
29.04.2016
Gül’ün adı niçin yok?
Gül’ün adı niçin yok?
Devamını Oku
26.04.2016
Dış politikada demagojiye devam...
Dış politikada demagojiye devam...
Devamını Oku
22.04.2016
Çağdaşlık treni kaçıyor
Çağdaşlık treni kaçıyor
Devamını Oku
19.04.2016
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Erdoğan’ın istediği sonucu alması zor görünüyor
Devamını Oku
16.04.2016
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor
Batı'nın tonu giderek sertleşiyor
Devamını Oku
15.04.2016