ATATÜRK GİBİ UMUTLU OLMAK

ATATÜRK GİBİ UMUTLU OLMAK

31.05.2023 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız…” (Atatürk)

Kaybettiğinde değil, umudunu yitirip vazgeçtiğinde yenilirsin. Her ne olursa olsun asla umutsuz olmamalısın. Hele de ilham kaynağın Mustafa Kemal Atatürk ise zaten umutsuz olamazsın.

Türk Bağımsızlık Savaşı’nın önderi ve Cumhuriyet Devrimi’nin mimarı Mustafa Kemal Atatürk, en zor koşullarda –I. Dünya Savaşı kaybedilirken, devlet yıkılırken, ülke işgal edilirken, hükümet ve padişah düşmanla işbirliği yaparken, hakkında yakalama kararı, boynunda idam fermanı varken, üstüne Halife Ordusu gönderilmişken, ülke iç isyanlarla sarsılırken, her yerde ihanet kol gezerken, insanlar yoklukla, yoksullukla, hastalıkla ve cehaletle pençeleşirken, ordunun elinde silah ve cephane, askerin ayağında çarık, üstüne üniforma, kasada 5 kuruş para yokken- bile umutsuzluğa kapılmadı.

Umudun fotoğrafı

Tarih 24 Mayıs 1918: 1911-1918 arasında tam 7 yıldır savaşan; Balkan bozgununu, Sarıkamış felaketini, Kanal hezimetini yaşamış, Yemen’den Galiçya’ya yüz binlerce kilometre kareyi çocuklarının kanlarıyla sulamış, varını yoğunu kaybetmiş, yoksul, yorgun, hastalıklı, eğitimsiz ve çaresiz bir halk, büyük bir endişeyle I. Dünya Savaşı’nın sonucunu beklemektedir. Osmanlı Devleti parçalanmak ve yıkılmak üzeredir.

1. Dünya Savaşı’nda cepheden cepheye koşan “Anafartalar Kahramanı” Mustafa Kemal Paşa, o sırada İstanbul’dadır. 24 Mart 1918’de Ruşen Eşref (Ünaydın), Mustafa Kemal Paşa ile Çanakkale Savaşları hakkında birkaç gün sürecek uzun bir röportaj yapmıştır. (Röportaj aynı yıl Yeni Mecmua’da “Mustafa Kemal ile Mülakat” başlığıyla yayımlanacaktır). İşte bu röportajdan tam 2 ay sonra, 24 Mayıs 1918’de, Mustafa Kemal Paşa, gazeteci Ruşen Eşref Bey’e imzalayıp verdiği bir fotoğrafının kenarına aynen şunları yazmıştır:

“Her şeye rağmen muhakkak bir nura (aydınlığa) doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim (sonsuz sevgim) değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya (ışık) serpmeye ve aramaya çalışan bir gençlik görmemdir…” (Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ü Özleyiş, I, Kasım 1998, s. 5-6.)

O sırada Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasına daha 1 yıl, TBMM’yi toplamasına 2 yıl, Sakarya’da düşmanı durdurmasına 3 yıl, Büyük Taarruz’u kazanmasına 4 yıl vardır.

Yokluğun, yoksulluğun, geri kalmışlığın kol gezdiği yıkıcı bir savaş ortamında, yeni büyük felaketlere gebe çok umutsuz günlerde Mustafa Kemal yine de umudunu kaybetmemiş; “Her şeye rağmen” kesinlikle “bir aydınlığa doğru yürümekteyiz” demiştir. Ancak bu öylesine boş bir umut değildir; Mustafa Kemal’in umudunun iki önemli dayanağı vardır:

1- “Memlekete ve millete sonsuz sevgisi”

2- “Vatan ve gerçek aşkıyla” hareket eden “bir gençlik” görmesi…

Mustafa Kemal, daha sonra 1919’da Sivas’ta, Mazhar Müfit Kansu’ya da “Bütün ümidim gençliktedir” diyecektir. (Mazhar Müfit Kansu, Erzurum’dan Ölümüne Kadar Atatürk’le Beraber, II. Cilt, Ankara, 1997, s. 472) Daha sonra da 1927’de okuyacağı Nutuk’u “Gençliğe Hitabe” ile bitirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni gençlere emanet edecektir.

Mustafa Kemal’in (Atatürk), 24 Mayıs 1918’de Ruşen Eşref’e (Ünaydın) imzalayıp verdiği o fotoğraf

Geldikleri gibi giderler

Tarih: 13 Kasım 1918: Mustafa Kemal Paşa’nın Adana’dan bindiği tren 13 Kasım 1918 Çarşamba günü saat 12.45’te İstanbul Haydarpaşa Garı’na gelmiştir. Tam o saatlerde İstanbul, İtilaf Devletleri’nce fiilen işgal edilmektedir. O gün 22 İngiliz, 12 Fransız, 17 İtalyan, 4 Yunan gemisi ve 6 denizaltıdan oluşan 61 parçalık İtilaf donanması Boğaz’a girerek İstanbul Limanı’na demirlemiştir. Aynı gün 11 savaş gemisi ile Ypsara adlı bir Yunan gemisinin daha gelmesiyle Boğaz’daki işgal filosu 73 gemiye ulaşacaktır. (Türk İstiklal Harbi 1, Mondros Mütarekesi ve Tatbikatı, s.170)

Bu donanmayı, çok değil, daha 3 yıl önce Çanakkale’de durduran ordunun başındaki Anafartalar Kahramanı Mustafa Kemal, şimdi o donanmanın Boğaz’dan geçişini seyretmek zorunda kalmıştır. Üzgündür. Bir ara ağzından, “Hata ettim! İstanbul’a gelmemeliydim. Bir an önce Anadolu’ya dönmenin çaresine bakmalı” sözleri dökülür. (Yusuf Hikmet Bayur, Atatürk, Hayatı ve Eseri, C.1, Ankara, 1997, s. 189)

Üzgündür, ancak ümitsiz değildir. Öğleden sonra Boğaz’daki düşman gemilerinin arasından karşıya geçerken yanındaki yaveri Cevat Abbas Bey’in duyacağı şekilde “Geldikleri gibi giderler!” demiştir.

Cevat Abbas, o anı şöyle anlatıyor:

“İstanbul’a geldiğimiz günü hiç unutmam. Şehrin çok hazin bir hali vardı. İstanbul, düşman donanmalarının limana girmeleri felaketinin yasını tutuyor, bu büyük yasa Atatürk’ü de ortak ediyordu. Atatürk ile ben, askeri ulaşımın bir köhne motoru ile deniz ortasına yaslanan bir çelik ormanının içinden geçiyorduk. Atatürk’ün zarif dudaklarından Geldikleri gibi giderler!’ cümlesini işittiğim zaman, mütarekenin doğurduğu derin ve elemli ümitsizliği derhal unutmuştum. Cevabımda aceleci davrandım. Size nasip olacak, siz bunları kovaksınız paşam!’ dedim. Gülümsedi. Aziz başının içinde şekillenmeye başlayan vatan kurtarma planlarını bir an için yeniden (gözden) geçiriyor gibi daldı. Sonra Bakalım’ dedi.
(Turgut Gürer, Atatürk'ün Yaveri Cevat Abbas Gürer, 
“Cepheden Meclise Büyük Önder İle 24 Yıl”, İstanbul, 2006 s. 4)

İstanbul’un işgali Mustafa Kemal’i asla korkutmamış, yıldırmamış, umutsuzluğa düşürmemiştir. Tam tersine bu işgal onun mücadele azmini ateşlemiştir. Sonunda Mustafa Kemal haklı çıkmıştır. Şevket Süreyya Aydemir’in deyişiyle “Bir gün geldi, bütün bu gemiler geldikleri gibi gittiler. Hem de onun gönderdiği askerleri selamlayarak…” (Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Mustafa Kemal, C.1, 29. bas, İstanbul, 2009, s. 309) Fakat geldikleri gibi gitmeleri hiç kolay olmamıştır, bunun için 5 yıl boyunca olağanüstü bir mücadele verilmiştir.

Güneş ufuktan şimdi doğar

Tarih 25 Mayıs 1919: 15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlarca işgal edilmiştir. Osmanlı Saray Hükümeti işgale boyun eğmiştir. 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 25 Mayıs 1919 Pazar günü öğleden sonra Samsun’dan Havza’ya geçmektedir. Havza yolunda bozulan otomobilinden inip “Dağ Başını Duman Almış” marşını söyleyerek yürümeye başlamış, arkadaşları da onu takip etmiştir. (Ahmet Semerci, “Mustafa Kemal Paşa’nın Havza’daki Çalışmaları”, Türk Dünyası Araştırmaları, OcakŞubat 2019, C. 121, S. 238, s. 85- 86) Çünkü Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in işgaline rağmen umudunu kaybetmemiştir. O işgal karanlığına rağmen güneşin ufuktan doğacağına inancı tamdır.

Atatürk, yıllar sonra, 27 Mart 1937’de, Ankara Halkevi’nde Bursalı gençlere bu olayı şöyle anlatmıştır:

“Arkadaşlar, ben 1919 senesi Mayıs’ı içinde Samsun’a çıktığım gün elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız büyük Türk milletinin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran yüksek ve manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu ulusal kuvvete, Türk milletine güvenerek işe başladım. Samsun’dan Anadolu içlerine kırık bir otomobille gidiyordum… O kırık otomobil Anadolu yollarında ilerlerken… Ben Türk ufuklarından bir gün mutlak bir güneş doğacağına, bunun hararet ve kuvvetinin bizi ısıtacağına, bundan bize bir güç çıkacağına o kadar emindim ki, bunu adeta gözlerimle görüyordum. O şarkıyı (Dağ Başını Duman Almış Marşını) okutup tekrar ettirmekten maksadım Türkün bu güneşi doğunca muvaffak olacağını anlatmak içindi.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C. 29, s. 175-176)

Mustafa Kemal Paşa, ertesi gün, 26 Mayıs 1919’da, Havza’da kendisini ziyaret eden bir heyete de şunları söylemiştir: “Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız… Bizi öldürmek değil canlı mezara koymak istiyorlar. Şimdi çukurun kenarındayız. Son bir cüret belki bizi kurtarabilir.” (Semerci, s. 86)

Hak, kuvvetin üstündedir

Atatürk’ün bitmeyen umudunun kaynağı kendine, halka ve özellikle gençlere duyduğu güvendir. O ayrıca hep “davasının haklılığına” güvenmiştir. Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nın başlarında Ankara’da “Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir” demiştir. (Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Nutuk/Söylev, C. III, Ankara, 1999, belge: 220, s.1730- 1731) Bu nedenle Kurtuluş Savaşı’nda ulusal direniş örgütünün genel adı “Müdafaai Hukuk”tur. Atatürk, emperyalist işgale karşı “tam bağımsızlık”, saray saltanatına karşı “ulusal egemenlik”, geri kalmışlığa karşı akıl ve bilimle “çağdaş uygarlık” mücadelesi vermiştir. O, Türk ulusunun özgürlük, bağımsızlık, egemenlik ve çağdaş uygarlık hakkını savunmuştur.

Cumhuriyetimiz 2. yüzyılına girerken pek çok sorunla karşı karşıyadır. Ancak umudu koruyarak, hatalardan ders alarak akılcı, bilimsel ve gerçekçi yaklaşımla bütün bu sorunların üstesinden gelebileceğimize inanmak gerekir.

Atatürk, bize en zor koşullarda bile umutsuz olmamayı öğretmiştir. En zor koşullarda bile kurtuluşun mümkün olabileceğini, kendi ifadesiyle “Türk ufuklarından bir gün mutlaka bir güneşin doğacağını” göstermiştir.

Umudunu yitirme! Kendine güven! Başını kaldır ve ufka bak, her şeye rağmen güneşin doğmakta olduğunu göreceksin.

Yazarın Son Yazıları

ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025