‘Cumhuriyetin başını kesmek’: Menemen Olayı

‘Cumhuriyetin başını kesmek’: Menemen Olayı

25.12.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Bu ne haldir! Bu, Cumhuriyetin ve bizim başımızı kesmektir…”
Mustafa Kemal ATATÜRK

94 yıl önce, 23 Aralık 1930’da, Menemen’de, yedek subaylığını yapan genç öğretmen Asteğmen Kubilay, Cumhuriyet düşmanı bir grup tarikat mensubunun çıkardığı isyanda vahşice katledildi.

Laik Türkiye Cumhuriyeti’ni tarikatlara, cemaatlere teslim edenler, Cumhuriyeti daha doğarken boğmaya çalışan tarikat isyanı Menemen olayını da unutturmak istiyorlar. 

Peki ama 94 yıl önce Menemen’de gerçekten ne oldu? Kubilay neden ve nasıl şehit edildi?

İSYANA HAZIRLIK

1930’da Manisa’da Giritli Derviş Mehmet adında biri ortaya çıkıyor. Nakşibendi tarikatına giriyor. Çevresindeki birkaç kişiyi “Mehdi” olduğuna inandırıyor.

Derviş Mehmet, 7 Aralık’ta, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet, Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan ve Çakıroğlu Ramazan adlı 7 müridiyle birlikte “mehdiliğini” ilan etmek için harekete geçiyor.

7 Aralık sabahı Derviş Mehmet ve müritleri Manisa’dan Paşaköy’e geçiyorlar. Birkaç gün burada Derviş Mehmet’in bacanağının evinde kalıyorlar. Burada bir taraftan zikirlere devam ederken diğer taraftan silahlanıyorlar. Birkaç gün sonra Kıtmir adlı köpeği de yanlarına alıp müritlerden Sütçü Mehmet’in köyü Bozalan’a gidiyorlar.

Bozalan köyüne geldiklerinde müritlerden Çakıroğlu Ramazan gizlice kaçıyor. Böylece 6 kişi kalıyorlar. Burası Rumeli göçmenlerinin yaşadığı bir köydür. Köy halkı fazla dindar değildir. Derviş Mehmet ve müritleri bu köyde göze batınca Sümbüller Dağı’nda bir kulübe yaptırıp 15 gün kadar orada kalıyorlar. Her gün zikir yapıp esrar içiyorlar. Derviş Mehmet, burada “mehdiliğini” ilan ediyor.

22 Aralık gecesi, Kıtmir’i de yanlarına alarak Bozalan köyünden ayrılıyorlar. Şimdiki hedefleri Menemen’dir. Plana göre orada bir gece Hoca Saffet Efendi’nin yanında kalıp gerekli öğütleri ve telkinleri alacaklar, sonra da İstanbul’daki Nakşi Şeyhi Hoca Esat Efendi’ye telgraf çekip isyanı başlatacaklar.

İSYAN

Tarih: 23 Aralık 1930, salı, 

Yer: Menemen…

Mehdiliğini ilan eden Derviş Mehmet ve müritleri, 3 tüfek, 4 tabanca, yüzlerce mermi, balta, testere, kılıç ve bıçak gibi silahlarla şafak vakti Menemen’e varıyorlar. Çektikleri esrar nedeniyle dumanlı kafalarla Menemen’e giriyorlar ancak ne yaptıklarının da farkındalar.

Saat: 07:15.

Derviş Mehmet ve müritleri, sabah namazında Müftü (Gazez) Camisi’ne giriyorlar. Başı sarıklı Derviş Mehmet, cemaatin şaşkın bakışları arasında şunları söylüyor: “Aziz cemaat! Ben mehdiyim! Dinimizi korumak için buraya geldim! Beni dinleyin!” Bu sırada müritlerden Nalıncı Hasan, camide mihrabın yanında duran ve üzerinde Fetih Suresi’nin birinci ayetinin yazılı olduğu yeşil sancağı alıyor.

Derviş Mehmet ve müritleri tekbir getirerek ellerindeki yeşil sancakla camiden çıkıyorlar. Menemen sokaklarında dolaştıktan sonra Belediye Meydanı’na geliyorlar. Halkı o yeşil sancak altında toplanmaya çağırıyorlar.

Saat: 07:40.

Belediye Meydanı’nda 80-100 kişi birikiyor. İsyancı yobazlar ellerindeki yeşil sancağı meydana dikiyor. Derviş Mehmet, meydana toplanan halka, “Ey ahali! Başlarınızdaki şapkaları atınız ve şu sancağın altından geçerek bize katılınız!” diye sesleniyor. Öğleye kadar o sancağın altında toplanmayanların, arkalarındaki 70 bin kişilik halife ordusu tarafından kılıçtan geçirileceğini söylüyor. Kalabalık gittikçe artıyor. Toplanan kalabalığın bir bölümü müritlere katılıp zikre başlıyor.

Bu sırada bazı vatandaşlar olayı Emniyet güçlerine haber veriyor. Tekbir seslerinin yükseldiği meydana önce Bölük Komutanı Jandarma Yüzbaşısı Fahri Bey geliyor. Niçin toplandıklarını soruyor. Derviş Mehmet, “Ben mehdiyim! Şeriatı ilan ediyorum! Bana kimse dokunamaz! İzmir-Bergama yolu adamlarım tarafından tutulmuştur. Yolumdan çekil!” diyor. Yüzbaşı Fahri Bey, kalabalığın dağılmasını istiyor ancak kalabalık dağılmıyor. Fahri Bey tedbir almak için oradan ayrılıyor. Bunun üzerine halkın bir bölümü Derviş Mehmet’i alkışlıyor. Böylece Derviş Mehmet ve müritleri daha da cesaretleniyor.

KATLİAM

Jandarma Bölük Komutanı Yüzbaşı Fahri Bey, telefonla 43. Alay’dan yardım istiyor. Alay Komutanlığı da asıl işi öğretmenlik olan Asteğmen Kubilay’ı bir müfrezeyle olay yerine gönderiyor. Kubilay, silahını bile almadan ve emrindeki erler de sadece manevra mermileriyle olay yerine hareket ediyor.

Saat: 08:30.

Kubilay, birliğini meydanın bir köşesinde bırakarak tek başına cezbeye tutulmuş öfkeli kalabalığa doğru ilerliyor. Kalabalığın ortasındaki Derviş Mehmet’e, “Siz kimsiniz? Hükümete isyan mı ediyorsunuz? Çabuk dağılın!” diye bağırıyor. Kubilay’la Derviş Mehmet arasında itiş-kakış yaşanıyor. Bu sırada Kubilay vuruluyor. Genç asteğmen kanlar içinde yere yıkılıyor. Mustafa Muğlalı’nın Genelkurmay Başkanlığı’na gönderdiği 26 Aralık 1930 tarihli rapora göre birliğin başındaki çavuşlar önce hareketsiz kalıyor, sonra firar ediyorlar. Böylece Derviş Mehmet ve müritleri daha da cesaretleniyor. Bu sırada yaralı Kubilay, camiye sığınmak istiyor, ancak on on beş adım ötedeki cami avlusuna kadar gidebiliyor ve orada düşüyor. Bu sırada hiç kimse Kubilay’a yardım etmiyor. Cumhuriyetin genç asteğmeni, “yobaz öfkeye” teslim ediliyor.

Derviş Mehmet ve müritleri, Kubilay’ın yanına gidiyorlar. Derviş Mehmet, yaralı asteğmeni sürükleyerek binek taşına götürüyor. Müritlerden Alioğlu Hasan, torbasından bir bıçak çıkarıp Derviş Mehmet’e veriyor. Bu, çiftçilerin bağ bahçe işlerinde kullandıkları, asma budadıkları, ucu kıvrık, tırtıllı büyük bir bıçaktır. Derviş Mehmet, elindeki bıçakla genç Cumhuriyetin genç öğretmeni Asteğmen Kubilay’ın başını gövdesinden ayırıyor. Bazı görgü tanıklarının anlatımına göre Derviş Mehmet, avuçlarıyla Kubilay’ın kanını içiyor. 

Derviş Mehmet, elindeki başı, caminin önündeki büyükçe bir taşın üzerine koyarak “Gördünüz mü? Kâfirlerin akıbeti işte budur!” diye bağırıyor. Sonra, yeşil sancağın tepesine taktığı kesik başı, meydana getirtip orada bir elektrik direğine bağlıyor. 

Derviş Mehmet “Kalkın ahali! Müslümanlığı kurtaralım!” diye bağırıyor. İşin daha da acı yanı, oradaki kalabalık Derviş Mehmet’i alkışlıyor.

Bu sırada olay yerine gelen iki bekçi; Bekçi Hasan ve Bekçi Şevki, isyancı yobazlara ateş etmeye başlıyorlar. İsyancılardan birini yaralayan bu bekçiler de isyancıların açtığı ateşle şehit ediliyor.

Bir süre sonra Yüzbaşı Ragıp Bey ve Yüzbaşı Bahri Bey komutasında makineli tüfek takviyeli iki bölük olay yerine geliyor.

“Teslim olun!” çağrısına Derviş Mehmet, “Ben mehdiyim! Bana kurşun işlemez!” diye cevap veriyor. Derviş Mehmet’in üzerinde Şeyh Ahmet Muhtar’ın yazdığı bir muska var. Derviş Mehmet buna güveniyor.

Başlayan ateşte Derviş Mehmet, Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet öldürülüyor. Mehmet Emin yaralanıyor. Nalıncı Hasan ve Küçük Hasan ise kaçıyorlar ancak çok geçmeden yakalanıyorlar.

İRTİCA OLAYI

Menemen olayı, başından itibaren “Cumhuriyet karşıtı bir irtica olayı” olarak görülüyor.

Menemen olayı gerçekleştiğinde Cumhurbaşkanı Atatürk, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’yla birlikte Trakya gezisindedir. Edirne’de Kemalköy’de belediyede olayı öğrenen Atatürk’ün ilk tepkisi şudur: “Bu ne haldir! Bu, Cumhuriyetin ve bizim başımızı kesmektir. Bundan bütün Menemen sorumludur. Bu kasaba ‘ville modite’ (lanetli şehir) ilan edilmeye müstahak olmuştur.”

Atatürk, 28 Aralık 1930’da Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa’ya gönderdiği yazıda bu olayı “irtica teşebbüsü” diye adlandırıp şöyle diyor: “Kubilay Bey’in şehadetine mürtecilerin gösterdiği vahşeti, Menemen’deki ahaliden bazılarının alkışla onaylamaları, bütün Cumhuriyetçi ve vatanperverler için utanılacak bir hadisedir.”


Halk Dostu, 28 Aralık 1930

TBMM, 1 Ocak 1931’de Menemen Olayı’nı görüşmek için toplanıyor. Başbakan İsmet Paşa, Menemen Olayı’nın üç aylık bir hazırlığın sonucu olduğunu, bu olayla bir kere daha dinin kullanılmak istenildiğini belirtip “laikliğe” vurgu yapıyor. Konuşmalardan sonra Menemen ile Balıkesir ve Manisa merkezde sıkıyönetim ilan edilmesi kabul ediliyor.

Atatürk 7 Ocak 1931’de Çankaya Köşkü’nde bir toplantı yapıyor. Toplantıya Başbakan İsmet Paşa, Meclis Başkanı Kazım Paşa, Milli Müdafaa Vekili Zeki Bey ve Sıkıyönetim Komutanı Fahrettin Paşa katılıyor. Bu toplantıda Atatürk, olayın siyasi boyutunun araştırılmasını, olayla ilgisi olanların mutlaka cezalandırılmasını, verilen idam hükümlerinin hemen infaz edilmesini, alkışlayan ve olaya seyirci kalan Menemen halkının göç ettirilmesini istiyor. İsmet Paşa, çok ağır yaptırımlara karşı çıkıyor. Bunun üzerine Atatürk, Menemen’in “ville modite” (lanetli şehir) ilan edilmesi ve halkının göç ettirilmesi gibi ağır yaptırımlardan vazgeçiyor.

1 Ocak 1931’de TBMM’de yapılan oturumda Menemen Olayı “Cumhuriyet karşıtı bir irtica olayı” olarak adlandırılıyor. Menemen Türk Ocağı, “Bu irtica baskınını unutma!” diye başlayan bir bildiri yayımlıyor. Bütün okullara Kubilay’ın resmi asılıyor. Kubilay’ın Menemen’de öğretmenlik yaptığı “Zafer” okuluna “Kubilay” adı veriliyor. Kubilay’ın eşine ve çocuklarına “vatana hizmet maaşı” bağlanıyor. Atatürk’e, olayı kınayan telgraflar çekiliyor. Pek çok ilde irtica karşıtı mitingler yapılıyor. 31 Aralık 1930’da İstanbul Darülfünunu’nda “İrticayı Telin Mitingi” yapılıyor. Orada Hukuk Mektebi Müderrisi Muhiddin Adil Bey şunları söylüyor: “Arkadaşlar aslında imha edilmek istenen Kubilay değildir, bu Kubilay timsalidir. Caniler, şuurla hareket etmişler, yeniyi, hürriyeti, medeniyeti, gençliği ve Cumhuriyeti imha etmek istemişlerdir…” Gazeteler, Menemen olayını “Cumhuriyet karşıtı bir irtica olayı” olarak okurlarına aktarıyor.

YARGILAMA SONUCU

Menemen, hem 1929 ekonomik buhranından en çok etkilenen hem de -kapatılan- 1930 SCF muhalefetinin en güçlü olduğu yerlerden biridir. Ayrıca göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı bir yerdir. Göçmenlerin hem geçim hem uyum sorunları vardır.

Menemen’de, halifeliğin kaldırılması, kılık kıyafet devrimi, tekke ve zaviyelerin kapatılması gibi laik karakterli devrimlere içten içe tepki duyan insanlar vardır. Burada Nakşibendi tarikatının faaliyetleri gizliden gizliye devam ediyor. Şeyh Esat’ın Manisa’da Nakşibendiliği yaymak için görevlendirdiği Laz İbrahim Hoca bölgede bir tarikat iklimi yaratıyor. Nitekim Menemen olayı öncesinde Manisa’da tarikat toplantıları, zikir ayinleri yapılıyor.

Menemen iddianamesinde, Menemen olayı “tarikat ağacının zehirli meyvesi” olarak adlandırılıyor.

Menemen yargılamaları sırasındaki ifadelerden ve olayın gelişiminden de bu vahşetin temelinde medrese kültürünün ve tarikat yapılanmasının yer aldığı görülüyor. 

Kubilay’ın başını kesen yobazlar, Kehf Suresi’ndeki “Ashabı Kehf” kıssasına dayanmak istiyorlar. Derviş Mehmet’in Manisa’dan Menemen’e gelişindeki dinsel simgeler bunu kanıtlıyor: Derviş Mehmet’in kendini “Mehdi” ilan etmesi, ayın 7’sinde 7 kişi yola çıkmaları (hicret etmeleri), sürekli zikirler ve tekbirlerle motive olmaları, yanlarına “Kıtmir” adlı bir köpek almaları, camiden aldıkları yeşil sancak, “bana mermi işlemez” söylemi, muska ve son olarak kesik baş bir dinsel sahne oluşturuyor. Bu sahnede Ashabı Kehf Mağarası yerinde ise Bozalan’da sığındıkları ahşap kulübe var.

Soruşturma sonunda olayla ilgili 606 kişi tutuklanıyor. İstanbul’da Nakşi Şeyhi Erbilli Şeyh Esat Efendi de tutuklananlar arasındadır. Mustafa Muğlalı Paşa başkanlığındaki Divanı Harbi Örfi, Menemen sanıklarını iki grup olarak yargılıyor. Ele geçirilen delillerden, İstanbul’da yaşayan Şeyh Esat Efendi’nin, Laz İsmail Hoca aracılığıyla Derviş Mehmet ile ilişki kurduğu anlaşılıyor. Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Şeyh Esat Efendi, müritleri köşkünde ağırlamış ve hatta onlarla mektuplaşmıştır. Mahkemede bazı sanıklar deli numarası yapıyor. Yargılamalar sırasında -kadın istismarından, esrarkeşliğe kadar- tarikat, cemaat bataklığı, olanca çirkefliğiyle gözler önüne seriliyor. Duruşmalar sonunda Menemen olayının Naşibendi tarikatı ileri gelenlerince planlanan bir irtica olayı olduğu görülüyor. Mürtecilerin, 1930 yerel seçimlerinde SCF’ye oy veren Menemenlilerin kendilerine yardım edeceğini düşündüğü anlaşılıyor.

Yargılanan 105 sanıktan 27’si beraat ediyor, 37’sine idam cezası veriliyor. TBMM, 37 idam kararından 28’ini onaylıyor. Geride kalanlara ise 24 ile 1 yıl arasında hapis cezası veriliyor. İdam cezaları 4 Şubat 1931’de infaz ediliyor.

***

23 Aralık 1930’da Menemen’de sadece genç öğretmen Asteğmen Kubilay’ın değil, onun şahsında aslında Atatürk’ün kurduğu laik Cumhuriyetin boğazı kesilmek istendi. Tarikat, cemaat bataklığı büyüdükçe laik Cumhuriyetin boğazını kesmek isteyen yeni Derviş Mehmetler yetişmeye devam edecektir.

KAYNAKÇA

Hâkimiyeti Milliye, 29 Aralık 1930.

Hâkimiyeti Milliye, 5 Ocak 1931.

Osman Selim Kocahanoğlu, Divan-ı Harp Zabıtlarına Göre Menemen ve Kubilay Olayı, İstanbul, 2013.

Sinan Meydan, “Cumhuriyetin Boğazına Dayanan Bıçak: Menemen Olayı”, Sözcü, 24 Aralık 1918.

Sinan Meydan, “Tarikat Ağacının Zehirli Meyvesi Menemen Olayı”, Sözcü, 23 Aralık 2019.

Sinan Meydan, “R. Tayyip Erdoğan’ın Tarih Tezlerine” El-cevap, 11. bas., İstanbul, 2019. 

TBMM Zabıt Ceridesi, D.3, İ.4, C.24, s.3.

TC Resmi Gazete, 3 Şubat 1931, S.1716, s.1.

Yaşar Şahin Anıl, Mahkeme Tutanaklarına Göre Menemen İrtica Olayı Davası, İstanbul, 2007.

Yazarın Son Yazıları

ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025