Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

11.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...” (Atatürk, 27 Mart 1933)

Image

Emperyalizm ve onun acımasız sömürü düzeni bugün de devam ediyor. Şu farkla ki, I. Dünya Savaşı’ndan önceki İngiliz, Fransız emperyalizminin yerini, II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD emperyalizmi aldı. 1991’de SSCB’nin yıkılmasıyla ortaya çıkan Tek Kutuplu Dünya Düzeni’nde ABD, adeta “dünyanın jandarması” gibi davranmaya başladı. Örneğin, 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyılın başında İngiliz-Fransız emperyalizminin kendi aralarında paylaşıp sömürdüğü Orta Doğu, 21. yüzyılın başında ABD emperyalizminin etkisi altına girdi. Peki ya çözüm? 2017’de çıkan “1923: Kuruluş Ayarlarına Dönmek” adlı kitabımda belirttiğim gibi “Sorun emperyalizm olduğu sürece çözüm Atatürk’tür.”(1) Bugün emperyalist baskı ve sömürü altında kalmış, din, mezhep, etnik çatışma ve geri kalmışlık bataklığına saplanmış; bağımsız olamamış, uluslaşıp çağdaşlaşamamış ülkelerin kurtuluş reçetesi hâlâ Atatürk’ün “tam bağımsızlık”, “ulusal egemenlik” ve “çağdaş uygarlık” üçlemesidir.

ZALİMLER VE MAZLUMLAR DÜNYASI

Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında Emperyalist Batı’yı “Zülüm Dünyası”, onun sömürdüğü ülkeleri ve milletleri ise “Mazlum Milletler” olarak adlandırıyordu.(2) Atatürk’e göre Türk milleti de “Asırlardan beri Doğu’da mağdur ve mazlum olan” milletlerden biriydi.(3) Atatürk, 7 Temmuz 1922’de Sovyet sefiri Aralof’un ve İran sefiri M. İsmail Han’ın şerefine verdiği yemekte Türk ulusunun emperyalizme karşı mücadelesinin, sadece kendi mücadelesi değil, tüm Doğu’nun, “bütün mazlum milletlerin mücadelesi” olduğunu söylemişti: “Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye azim ve mühim bir gayret sarf ediyor. Çünkü müdafaa ettiği dava bütün ‘Mazlum Milletler’in, bütün Doğu’nun davasıdır ve bunu sona erdirinceye kadar Türkiye kendisiyle beraber olan Doğu milletlerinin beraber yürüyeceğinden emindir.”(4)

Atatürk, Kurtuluş Savaşı’nın ardından 1923’te İzmir’de Türk milletinin Kurtuluş Savaşı’yla “zalimlerden intikam aldığını” belirtmiş, “Bizim intikamımız zalimlerin zulmüne karşıdır. Onlarda zulüm hissi var oldukça bizde de intikam hissi devam edecektir” demişti. (5)

Gerçek şu ki, Mustafa Kemal Atatürk, “Mazlumlar Dünyası”nın “Zalimler Dünyası”na başkaldıran ilk anti-emperyalist önderlerinden biriydi.

Atatürk, Kurtuluş Savaşı devam ederken, 1 Aralık 1921’de, Ankara’da, emperyalizme ve kapitalizme karşı savaştıklarını şöyle ifade etmişti: “Biz, hayatını, bağımsızlığını kurtarmak için çalışan ve emek veren zavallı (mazlum) bir halkız. (…) Biz bu hakkımızı koruyabilmek, bağımsızlığımızı güvence altında bulundurmak için genel kurulumuzca, ulusal kurullarımızla bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşmayı uygun gören bir mesleği izleyen insanlarız.”(6)

Uğur Mumcu’nun dediği gibi “Atatürkçülük eşittir anti-emperyalizm formülüyle açıklanacak kadar açık bir eylem ve öğretidir.”(7)

Atatürk’ün önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı her şeyden önce “emperyalist zulme” karşı verilmiş bir bağımsızlık savaşıydı. Bu nedenle insanlık tarihinin en onurlu, en haklı direnişlerinden biriydi. Hasan İzzettin Dinamo’nun deyişiyle Türk Kurtuluş Savaşı “Kutsal İsyandı” Yine Dinamo’nun deyişiyle “Kutsal Barışı” amaçlayan bir kutsal isyandı. Uğur Mumcu’nun ifadesiyle de “Cumhuriyetimizin kökeninde anti-emperyalist bir kutsal isyan yatmaktaydı.”(8)

Dr. Stephan Ronart, 1936 yılında şöyle demişti: “Eğer (mazlum milletler) Atatürk’ün yolunu, Türk ulusunun yolunu tutarlarsa, Türk ulusu gibi bağımsızlık özlemi çeken bütün sömürgeler, yarı sömürgeler bağımsızlıklarına kavuşacaklardır.”(9)

ÜÇÜNCÜ DÜNYA’NIN KURUCUSU

Emperyalizmin kıskacındaki “Mazlumlar Milletler”in bir üyesi durumundaki Türk milleti, Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, “Zulüm Dünyası”na karşı kazanılan Türk Kurtuluş Savaşı sonunda bağımsız oldu. 24 Temmuz 1923’te Türkiye’nin bağımsızlık belgesi Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasıyla adeta “üçüncü bir dünya” kuruldu. Kurtuluş Savaşı ve Lozan Antlaşması sonrasında kurulan tam bağımsız, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti, demokratik-kapitalist ve komünist dünyanın yanında, üçüncü bir dünyanın ilk güçlü temsilcisi olarak ortaya çıkıyordu. “Zülüm Dünyası”na başkaldırıp “bağımsız” olan “Mazlum Milletler” bu üçüncü dünyanın ilk üyeleri olacaktı.

Fransızca “Tiers Monde” denilen “Üçüncü Dünya” kavramı Soğuk Savaş dönemindeki iki kutuplu dünyada Amerikan ve Sovyet blokları, NATO ve Varşova Paktı dışında kalan bağlantısız ülkeler için kullanılıyordu. Çoğu daha yeni bağımsızlıklarına kavuşmuş Asya ve Afrika ülkeleriydi. Ekonomik olarak az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdi. 1970’lerde bu ülkelerin sayısı 100’ün üzerine çıkmıştı.

“Üçüncü Dünya” kavramı, II. Dünya Savaşı sonunda “bağımsız” ve “azgelişmiş” ülkeleri tanımlamak için kullanılmaya başlanmıştı.

1966’da Cavit Orhan Tütengil, “Üçüncü Dünya” hakkında şu bilgileri vermişti: “Azgelişmiş ülkeler topluluğunu anlatmak için kullanılan ‘Üçüncü Dünya’ kelimesinin yaygınlık kazanması 1955 yılında toplanan ‘Bandung Konferansı’na bağlanabilir. Fakat sömürgecilik dönemini geride bırakarak ‘milli uyanış’ basamağına ulaşan ya da ‘müstevlileri’ ülkelerinden atmak için silaha sarılan ‘Üçüncü Dünya’yı nitelemek için önceleri kullanılan ‘Mazlum Milletler’ terimi Mustafa Kemal’e aittir. Bunun içindir ki günümüzde sık sık kullanılan ‘azgelişmiş ülkeler’ teriminin göbek adı Atatürk tarafından konulmuştur diyebiliriz.”(10)

KEMALİZM’İN KÜRESEL ETKİSİ

Kemalizm; emperyalizme karşı “tam bağımsızlık”, saltanata karşı “ulusal egemenlik”, geri kalmışlığa karşı “çağdaş uygarlık” olarak tanımlanabilir. Bu kurtuluş reçetesi, ister istemez ezilen, sömürülen, geri kalmış “mazlum milletlerin” dikkatini çekmişti. Öyle ki, Türkiye’nin bağımsız olması, Fas’tan Hindistan’a kadar bağımsızlık hareketlerini tetiklemişti. Türkiye, Lozan Antlaşması’nı imzalayıp kapitülasyonları kaldırınca Çin ve Japonya da kapitülasyonları kaldırabileceğine inanmıştı.(11).

Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti ve onun öğretisi durumundaki Kemalizm, “Zulüm Dünyasını” (emperyalist ülkeleri) endişelendirirken, “Mazlumlar Dünyasını” (ezilen sömürülen, geri kalmış ülkeleri) umutlandırmıştı.

Polonyalı sosyolog ve siyaset bilimci Prof. Dr. Jerzy J. Wiatr, Kemalizm’i, “Benzeri ilk defa gelişmekte olan ülkelerde görülen ve tarihi deneyimlerden geçmiş bir gelişme ideolojisi” olarak tanımlamıştı. Wiatr’a göre Üçüncü Dünya’daki geleceğin reformcuları kendi reformlarına ‘ideolojik çatı’ aradıklarında Kemalizm’e baktılar. Kemalizm’de “ulus yaratma”, “modernleşme” ve “sosyal reformların” örneklerini gördüler. Kemalizm’in temel ilkeleri, gelişmekte olan ülkelerin “ilerici programları” için evrensel ilkelerdi. Kemalizm’i gelişmekte olan ülkeler için önemli kılan, aynı zamanda onun Batı hâkimiyetine karşı başarılı bir direnmenin sembolü olmasıydı. Prof. Suna Kili’nin belirttiği gibi Kemalizm’in bir “özgürlük ideolojisi” olarak Gandhi, Nehru, Burgiba, Bumedyen, Cinnah, Nasır gibi gelişmekte olan ülkelerin liderlerini etkilemesinin temelinde bu anti-emperyalist niteliği yatmaktaydı.(12)

Fransız Prof. Paul Dumont da Kemalizm’in Üçüncü Dünya’ya model olduğunu belirtmişti. Ona göre yeni Türkiye’nin özgürlükleri için mücadele eden halklara tavsiye ettiği reçete nispeten basitti: “Hemen hemen büyülü birkaç formüldü bu: Altı ok, fakat özellikle modernleşme, laikleşme, Batı’nın kültürü, teknolojisi ve ilimlerine büyük yatırım.” Adeta düşmanın silahıyla düşmanla çarpışmak… Dumont, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi inançlarını dünyaya yaymak için büyük bir propaganda faaliyetine giriştiğini de eklemişti. Dumont, yeni Türkiye’nin, yirmili yılların ortalarından itibaren bütün propaganda kaynaklarını kullandığını belirtiyordu: “Ticaret ve sanat sergileri, dokümanlar, filmler, modern Türkiye’nin yaratılmasına ilişkin broşür ve kitaplar…”(13)

Fransız Tarihçi François Georgeon da “Kemalizm ve İslam Dünyası” adlı önemli eserinde Üçüncü Dünya’nın öncüsünün “Kemalizm” olduğunu şöyle ifade etmişti: “Bugün Üçüncü Dünya adını verdiğimiz Latin Amerika’dan Uzakdoğu’ya kadar uzanan alanda, Türkiye’nin 1919’dan sonraki atılımı ve ülkeyi modernleştirmek için uygulanan reformlar, çoğunlukla tutku dolu bir dikkatle izlendi. Bağımsızlık kazanmak ve ekonomik, sosyal kalkınmayı sağlamak için uygulanacak reçetelerle ilgili Kemalizm’den alınacak dersler araştırıldı.”(14)

Kemalizm’in neden ve nasıl Üçüncü Dünya’ya örnek olduğunu en iyi anlatan yabancılardan biri de Fransız anayasa hukuku uzmanı ve siyaset bilimci Prof. Maurice Duverger’di. Duverger, 1961 yılında Le Monde gazetesinde yayımlanan “Atatürk ve Ülkesi” başlıklı makalesinde, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin özellikle II. Dünya Savaşı sonrasındaki bunalım döneminde doğru değerlendirildiğini belirtiyordu. Ona göre “Eski bir ülkede modern bir ulus yaratılması için harcanan çabayı takdir etmeyen yoktu.” Atatürk’ün eseri 1945’ten sonra “örnek değer” kazanmıştı. Duverger şöyle diyordu: “Kemalizm, Türkiye tarihinin bir sayfası olmaktan çıkıp politik bir sisteme örneklik etmeye başladı. Henüz iyice tamamlanmadığı için bu sistemin komünistlik veya Batı demokrasisi kadar kesin bir şemasını vermek mümkün değildir. Bununla beraber önemli bir sistem olduğu da muhakkak; çünkü bu sistem, yeryüzünde henüz Moskova ya da Pekin etkisine girmemiş üçüncü çeşit devletlere (Üçüncü Dünya’ya) yol göstermektedir…” Duverger ayrıca Kemalist Sistem’in “Karma Ekonomi” modelinin de azgelişmiş ülkelerin ekonomik kurtuluşlarını sağlayacağını belirtmişti.

Türk Bağımsızlık Savaşı’nın önderi ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk, yapıp ettikleriyle genel olarak “Mazlum Milletleri” (Üçüncü Dünya’yı) özel olarak da İslam dünyasını derinden etkiledi. Polonyalı Prof. Wiatr’ın dediği gibi Kemalist Devrim gelişmekte olan ülkelere çok cazip göründü. O ülkelerin liderleri bilerek veya bilmeyerek ülkelerinin Atatürk’ü olmak istediler. Neredeyse hiçbiri kendi ülkelerinin Atatürk’ü olmayı başaramasa da ülkelerinin kurtuluşu için iyi kötü birer yol açtılar.

Kemalizm’in küresel kurtarıcı etkisini Falih Rıfkı Atay şöyle gözlemlemişti: “Pakistan’da, Endonezya’da, daha birçok Müslüman yurtlarında hangi kadın insanlık haklarına kavuşmuş ise bunu Türk inkılapçılarına ve onların başı Atatürk’e borçlu olduğunu biliyor. Bu inkılaplar ve Mustafa Kemal olmasaydı İran Şehinşahı ile evlenen genç imparatoriçe çarşafsız sokağa çıkabilir mi idi?(…) Biz inkılaplarımızla yalnız kendi kendimizi kurtarmıyorduk geri ve köle Müslüman milletlerine de kurtulma yolunu açmıştık…” (15)

***

Bugün Türkiye’de, Kemalizm’i adeta küfür” gibi kullanıp, ağızlarından salyalar saçarak Atatürk’e ve laik Cumhuriyet’e saldıranların gerici safsataları, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi Kemalizm’in, aynı zamanda ezilen sömürülen mazlum uluslara yol gösteren bir “kurtuluş öğretisi” olduğu gerçeğini değiştirmez. 

Yazarın Son Yazıları

Atatürk, Kemalizm ve Üçüncü Dünya

“Doğudan şimdi doğacak güneşe bakınız... Bugün günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan bütün Doğu milletlerinin de uyanışlarını öyle görüyorum...”

Devamını Oku
11.03.2026
Devrim Kanunları’nın gerekçesi

“Din ve ordunun siyasetle ilgilenmesi birçok kötülükler doğurur. Bu gerçek, bütün uygar uluslar ve hükümetlerce bir temel ilke olarak kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
04.03.2026
Laikliğin gerekçesi

“Çağdaş uygarlık kamu hukukunda, ulusal egemenliğin meydana çıkmasına dayanan en gelişmiş devlet şeklinin ‘Laik ve Demokratik Cumhuriyet’ olduğu kabul edilmiştir…”

Devamını Oku
25.02.2026
Devlet İçinde Devlet DÜYUN-I UMUMİYE

“Düyun-ı Umumiye, ülkenin iktisaden sömürülmesine çalışan Avrupa sermayesinin bekçiliğini yapmıştı.”

Devamını Oku
18.02.2026
Atatürk’ün Mirası Laik Cumhuriyet

“Memnuniyetle tekrar görüyorum ki laik Cumhuriyet esasında beraberiz...

Devamını Oku
11.02.2026
Laikliğin anayasaya girişi

“Din düşüncesi vicdani olduğundan, parti, din fikirlerini, devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş gelişiminde başlıca başarı etkeni görür.”

Devamını Oku
04.02.2026
Misakı Milli nedir ne değildir?

Misakı Milli, İngiliz emperyalizmine teslim olmuş sarayın-sultanın değil, emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı yürüten Mustafa Kemal Atatürk’ün ve İsmet İnönü gibi arkadaşlarının eseridir.

Devamını Oku
28.01.2026
İran'da Atatürk etkisi ve Rıza Pehlevi

Atatürk’ten etkilenen liderlerden biri de İran Şah’ı Rıza Pehlevi’ydi.

Devamını Oku
21.01.2026
İslam dünyasının derin uykusu ve Atatürk

“Bütün Türk ve İslam âlemine bakın: Düşüncelerini, fikirlerini medeniyetin emrettiği değişiklik ve ilerlemeye uyduramadıklarından ne büyük felaket ve ıstırap içindedirler…”

Devamını Oku
14.01.2026
ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025