Türkiye’de işçi hakları (1)

Türkiye’de işçi hakları (1)

01.05.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılacak. Kadın işçilere doğumdan önce ve sonra 8 hafta ve her ay 3 gün ücretli izin verilecek. İşyerlerinde emzikhaneler açılacak. Tüm işçilere haftada 1 gün dinlenme, yılda 1 ay ücretli izin, evlendiklerinde 8 gün evlilik izni verilecek. Hastalanan işçilerin 3 ay boyunca ücretleri tam ödenecek. Çalışamaz duruma düşen işçilere ikramiye verilecek. Asgari ücret, işçi temsilcilerinin de katılacağı belediye meclislerinde belirlenecek. Bazı işkollarında çalışan işçilere kaza, yaşlılık ve yaşam sigortası yapılacak. 1 Mayıs “İşçi Bayramı” olarak kutlanacak. (1923, İzmir İktisat Kongresi’nde işçiler için alınan kararlardan bazıları)

Cibali Reji fabrikasında paravanla ayrılan erkek-kadın işçiler.

Bugün 1 Mayıs… İşçi Bayramı… Bu nedenle bu hafta ve gelecek hafta Türkiye’de emeğin tarihinden, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e işçi haklarından söz edeceğim.

OSMANLI’DAN CUMHURİYETE KALAN İŞÇİ VARLIĞI

Osmanlı Devleti’nde sanayinin kısmen yoğunlaştığı Batı Anadolu’da 10 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerlerini kapsayan 1915 sanayi sayımına göre toplam 264 sanayi işletmesinde 14 bin 060 işçi çalışmaktaydı. (1) Kurtuluş Savaşı sırasında, -İstanbul, İzmir, Adana, Bursa gibi sanayinin yoğunlaştığı kentlerin dışındaAnadolu’daki tüm sanayi işletmelerini kapsayan 1921 sanayi sayımına göre 33 bin 058 işyerinde 76 bin 216 işçi çalışmaktaydı. (2) İşletme başına 2-3 işçi düşüyordu. (3) Değişik kaynaklardan elde edilen verilere göre 1923’te Cumhuriyet ilan edilirken Türkiye’de en az 111 bin 950, en çok 144 bin 400 işçi vardı. (4) Ülkedeki sanayi işçilerinin sayısı çok azdı. 1923’te Türkiye’de sadece 20-30 bin civarında sanayi işçisi vardı. (5)

OSMANLI’DA İŞÇİ HAKLARI

Osmanlı Devleti’nde 1870- 1877 yılları arasında yayımlanan ve Hanefi fıkhını esas alan 16 kitaplık “Mecelle”de işçi-işveren ilişkileri “icare-i âdemi”, yani “insanın kiraya verilmesi” başlığı altında ele alındı. Köle-efendi mantığına sahip “Mecelle”, işçi-işveren ilişkilerini düzenlemekten uzaktı. Osmanlı’da çalışma ilişkilerini düzenleyen ilk kanunlar 1867 tarihli “Dilaver Paşa Nizamnamesi” ve 1869 tarihli “Maadin Nizamnamesi”dir. Bu kanunlarla ilk kez işçilere bazı sosyal haklar tanındı. Asıl adı “Ereğli Maden-i Hümayun Teamülnamesi” olan “Dilaver Paşa Nizamnamesi” ile Ereğli kömür madenlerindeki çalışma koşulları düzenlendi. Ereğli’deki 14 köy halkından, 13 ile 50 yaşları arasındaki sağlıklı erkeklere maden ocaklarında çalışma yükümlülüğü getiren bu kanun, iş güvenliği konusunda hiçbir kural koymamakla birlikte işçilerin çalışma, dinlenme ve tatil zamanları ile ücretler ve ödeme şekillerini belirliyordu. Ayrıca kanun, işletmecilerin işçileri kişisel işlerinde çalıştırmalarını yasaklıyordu. Ancak zorla çalıştırma esasını benimseyen ve işçiyi korumaktan çok üretimi artırmaya yönelik bu kanun, içeriği ve uygulaması bakımından yetersizdi. (6) Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyılda, sosyal güvenlik konusunda bu iki düzenleme dışında, bazı alanlarda çalışanlara belirli güvenceler getiren birtakım yardımlaşma ve emeklilik sandıkları kuruldu. (7)

DÜŞÜK İŞÇİ ÜCRETLERİ

Osmanlı Devleti’nde 19. yüzyıl ve sonrasındaki bazı yasal düzenlemeler işçilerin durumunu iyileştirmeye yetmedi. Öyle ki, Osmanlı’da 1913 ve 1915 yıllarında işçilerin genel ücret ortalamaları günlük 12-14 kuruş ile 14- 16 kuruş arasında değişiyordu. Dokuma sanayi başta olmak üzere kadın işçi çalıştıran işletmelerde gündelikler 10 kuruşun da altındaydı. 1913-1915 sanayi sayımlarına göre en çok işçinin çalıştığı dokuma sanayide ortalama işçi gündelikleri 1913’te 6.1 kuruş, 1915’te 6.8 kuruştu. Dokuma sanayide işçi gündeliği 4 kuruşa kadar düşmüştü. (8) Osmanlı Devleti’nde I. Dünya Savaşı sırasında 1915’te, çalışanların yüzde 55.5’inin kadın, yüzde 14.3’ünün çocuk işçilerden oluştuğu pamuk sanayisinde, erkek işçilere günde 10-13 kuruş, kadın işçilere 4-6 kuruş, çocuk işçilere ise 2-4 kuruş arasında ücret ödeniyordu. Sigara kâğıdı üretiminde çalışan erkek işçilerin gündeliği ortalama 10- 15 kuruş, kadın ve çocuk işçilerin 2-6 kuruş; sabun üretiminde çalışan erkek işçilerin gündeliği ortalama 12- 15 kuruş, kadın işçilerin ise 2-6 kuruş arasında değişiyordu. Günde 2 kuruşa çalıştırılan çocuk işçiler, tütün bakım ve işleme evlerinde meslek hastalıklarına yakalanmıştı. Çok az bir ücretle çok kötü koşullarda çalıştırılan işçilere ancak yardımlaşma derneği kurma izni verilmişti. (9)

Kurtuluş Savaşı sırasında 1920-1921 yılları arasında Müttefik Devletlerin toplumbilimcileri ve çeşitli kurumların sorumluları, İstanbul’daki fabrikalarda çalışan işçiler üzerinde “İstanbul Sosyal Anketi” adlı geniş kapsamlı bir çalışma anketi hazırladı. Anketin sonuçlarını, anketi yöneten Amerikalı Prof. Clarence Richard Johnson, 1922’de New York’ta basılan “Constantinople Today” adlı kitabında yayınladı. (10) Anket kapsamında ziyaret edilen İstanbul’daki 13 fabrikada 2 bin 850 işçinin çalıştığı ve bunlardan 100 kadarının çocuk işçi olduğu belirlenmişti. İşçiler 9 ile 10 saat arasında çalıştırılmaktaydı. İş günü sabah güneş doğarken 6.30 ile 7.30 arasında başlıyor, gün batımıyla bitiyordu. İşçi aylıkları ortalama 30 ile 50 lira arasında değişiyordu. Ayda 60 liradan fazla kazanan işçi sayısı çok azdı. Fabrikalardaki şefler ve ustalar ayda 100 ile 150 lira arasında ücret alıyordu. Kadın ve çocuklar ise 10 lira asgari ücretle çalıştırılıyordu. Fabrika binaları çok sağlıksızdı. İşçilerin sosyal güvenceleri de yoktu. (11)

Samsun Reji fabrikasında tütün işçileri

TÜRKİYE’DE İLK GREVLER

Osmanlı Devleti’nde çok kötü koşullarda çalışmak zorunda bırakılan işçiler, II. Meşrutiyet’in özgürlük ortamından yararlanarak 1908’de “İlan-ı Hürriyet Grevleri”ni gerçekleştirdi. İzmir tramvay işçileri, Kavala Tütün Rejisi işçileri, liman işçileri ve çeşitli demiryolu işçileri gerçekleştirdikleri grevlerde, öncelikle ücretlerinin artırılmasını ve günlük çalışma süresinin azaltılmasını istediler. Bu grevler sırasında çok daha seyrek olmakla birlikte işyerlerinde sağlık koşullarının iyileştirilmesi, işçi sendikalarının tanınması ve yılda bir aylık ücret tutarında ikramiye verilmesi gibi istekler de dile getirildi. (12) Osmanlı Devleti’nde 1908 sonrasında zaman zaman kadın işçiler de greve gitti. Örneğin Bursa ve Bilecik’te kadın ipek işçileri ile Kavala ve Drama’daki kadın tütün işçileri çeşitli grevler yaptı. Grevci kadınlar, ücretlerinin günlük 18 kuruşa yükseltilmesini, çalışma sürelerinin yazın 9, kışın 8 saate indirilmesini, işyerlerinde havalandırma sistemi kurulmasını ve içme suyu bulundurulmasını istedi. (13)

Türkiye’de işçiler, Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında da grevlere devam ettiler. İşçiler, günlük iş süresinin 8 saate indirilmesini, hafta dinlencesi hakkının tanınmasını, resmi tatillerde ve gece işlerinde çalışanlara iki kat ücret ödenmesini, fazla çalışmanın sınırlandırılmasını ve ücretlendirilmesini, yıllık ücretli izin ve yılda bir aylık tutarında ikramiye verilmesini ve iş güvencesi sağlanmasını istediler. (14)

CUMHURİYETE DOĞRU İŞÇİ HAKLARI

Kurtuluş Savaşı yıllarında TBMM’de iki sosyal güvenlik yasası kabul edildi. Bunlardan ilki, 28 Nisan 1921 tarihli ve 114 sayılı “Zonguldak ve Ereğli Havza-i Fahmiyesinde Mevcut Kömür Tozlarının Amele Menafi-i Umumiyesine Olarak Füruhtuna Dair Yasa”dır. Bu yasa Zonguldak ve Ereğli kömür havzasında üretim artığı olarak çıkan kömür tozlarının satılarak elde edilen gelirin işçiler yararına kullanılmasını öngörüyordu. İkinci yasa ise 10 Eylül 1921 tarihli ve 151 sayılı “Ereğli Havza-i Fehmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Yasa”ydı. Bu yasa, söz konusu bölgede zorla çalıştırmayı ve angaryayı yasaklıyor, çalışma süresi, işe alınma yaşı, işçi eğitimi ve işçi sağlığı gibi konularda işçiler yararına bazı haklar getiriyordu. Buna göre kömür madenlerinde günlük çalışma süresi 8 saatle, çalışma yaşı 18’le sınırlandırılacaktı. Fazla çalışma için iki kat ücret ödenecek, asgari ücret, devlet-işçi-işveren üçlüsünce belirlenecekti. İşverenler, maden civarında işçilerin topluca yatıp kalkacağı ve barınacağı koğuşlar, hamam, mescit, okul, hastane ve eczane yaptıracaktı. Madende diplomalı doktor bulundurulacak, kazaya uğrayan işçiler işverenlerce parasız tedavi ettirilecek, kazaya uğrayan işçiye ve kaza ölümle sonuçlanmışsa işçi ailesine tazminat ödenecekti. İşçiler için ihtiyat ve teavün sandıkları kurulacaktı. Bu sandıklar daha sonra “Amele Birliği” adı altında birleştirilecekti. (Amele Birliği, iş kazaları ve hastalık durumunda işçilere ve muhtaç işçi ailelerine yardım edilmesi, işçilerin konut edinmek için kuracakları konut kooperatiflerine kredi sağlanması, işçilerin veya aile bireylerinin ölümü durumunda cenaze giderlerinin karşılanması gibi hizmetler verecekti.) (15) 1921 tarihli bu yasa, zamanına göre oldukça ileri düzeyde sosyal haklar getiriyordu. (16)

İZMİR İKTİSAT KONGRESİ’NDE İŞÇİ HAKLARI

1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde işçilerin temel hakları ve sosyal güvenceleri konusunda 34 karar alındı. Buna göre çalışma süresi 8 saatle sınırlandırılacak. 8 saatten fazla çalıştırılan işçiye 4 saat için bir tam gündelik ücret, gece çalışan işçiye 8 saat karşılığı olarak iki kat ücret, maden ocaklarında 6 saat çalışmaya bir tam ücret ödenecek. Maden ocaklarında 18 yaşından küçük çocuklar ve kadın işçiler çalıştırılmayacak. Kadın işçilere doğumdan önce ve sonra 8 hafta ve her ay 3 gün ücretli izin verilecek. İşyerlerinde emzikhaneler açılacak. 250 işçi çalıştıran işletmeler, dispanser, maden ocakları ve büyük işletmeler ise birer hastane, hamam ve işçiler için sağlıklı evler yapacaklar veya ev kirası zammı verecekler. Tüm işçilere haftada 1 gün dinlenme, yılda 1 ay ücretli izin, evlendiklerinde 8 gün evlilik izni verilecek. Hastalanan işçilerin 3 ay boyunca ücretleri tam ödenecek. Çalışamaz duruma düşen işçilere ise ikramiye verilecek. Şehit çocuklarından sonra işçi çocukları yatılı sanat okullarına kabul edilecek. Asgari ücret, işçi temsilcilerinin de katılacağı belediye meclislerinde belirlenecek. Bazı işkollarında çalışan işçilere kaza, yaşlılık ve yaşam sigortası yapılacak.1 Mayıs “İşçi Bayramı” olarak kutlanacak. Ameleye “işçi” denilecek. Dernek ve sendika hakkı tanınacak. (17)

Kurtuluş Savaşı sonrasında Anadolu ve Rumeli Müdaafa-i Hukuk Grubu adına Mustafa Kemal (Atatürk), 8 Nisan 1923’te yayımladığı seçim beyannamesinde de sosyal yardım ve genel sağlığa ilişkin kurumların düzeltileceğini, bunların sayılarının artırılacağını ve işçileri koruyucu kanunların çıkarılacağını belirtiyordu. (18)

Çeşitli yasal düzenlemelere rağmen Türkiye’de işçiler 1920’lerde henüz temel haklarına kavuşmuş değildi. Türkiye’de işçilerin temel hakları konusunda Erken Cumhuriyet döneminde önemli adımlar atılacaktı. Özellikle 1930’lardan itibaren kurulan KİT’lerde işçilere oldukça iyi olanaklar sağlanacaktı.

Not: Gelecek hafta Türkiye’de Erken Cumhuriyet Döneminde İşçi Hakları.

Dipnotlar/Kaynaklar

1. Osmanlı Sanayii, 1913-1915 Yılları Sanayi İstatistikî, Haz. Gündüz Ökçün, Ankara, 1970, s. 18-19. Tablo VI.

2. İsmail Hüsrev Tökin, İktisadi ve İçtimai Türkiye, Rakamlarla Türkiye’de Sanayi, Ankara, 1946, s. 27; Necdet Serin, Türkiye’nin Sanayileşmesi, Ankara, 1963, s. 99- 100.

3. Tevfik Çavdar, Milli Mücadele Başlarken Sayılarla Vaziyet ve Manzara-i Uumumiye, İstanbul, 1971, s.64; Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam Mustafa Kemal, C.III,22. Bas., İstanbul, 2007, s. 334.

4. Mehmet Şehmus Güzel, “Cumhuriyet Türkiye’sinde İşçi Hareketleri, “Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, C.7, İstanbul, 1983, s. 1850-1851.

5. Kemal H. Karpat, Türk Demokrasi Tarihi, Sosyal, Kültürel, Ekonomik Temeller, İstanbul, 2010, s. 199.

6. Mesut Gülmez, “1936 Öncesinde İşçi Hakları”, Türkiye’de İşçi Hakları (Osmanlı Döneminden 1986’ya), Ankara, 1986, s.20-21; Vedat Eldem, Osmanlı İmparatorluğu’nun İktisadi Şartları Hakkında Bir Tetkik, İstanbul, 1970, s.207; Sait Dilik, “Atatürk Döneminde Sosyal Politika”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, C.40, Ocak 1985, S.01, s.93.

7. Bunlar kuruluş tarihlerine göre şunlardır: Askeri Tekaüt Sandığı (1880), Seyrisefain Tekaüt Sandığı (1890), Tersane-i Amire Emeklilik ve Malullük Sandığı (1910), Şirket-i Hayriye Tekaüt Sandığı (1917). (Alparslan Işıklı, “Sosyal Güvenlik”, Cumhuriyet Dönemi Türkiye Ansiklopedisi, C.8, İstanbul, 1983, s.2145-2146.)

8. Gülmez, s.54.

9. Kemal Sülker, İşçi Sınıfının Doğuşu, İstanbul, 1998, s.73; Gülmez, s.54-55.

10. Çavdar, s.121-122,124.

11. Çavdar, s.125-126.

12. Gülmez, s.63-65.

13. Simge Sarçın, “II. Meşrutiyet Döneminin Kadın İşçileri”, Kadının Değişen Dünyası, Osmanlı Sosyal ve Kültürel Yaşamından İzler (1908- 1918), Ed. Ayşen Müderrisoğlu, İstanbul, 2021, s.136.

14. Gülmez, s.69.

15. Işıklı, s.2146; Sait Dilik, “Atatürk Döneminde Sosyal Politika”, AÜ SBF Dergisi, C.40, Ocak 1985, S.01, s.94-97; Suna Kili, Atatürk Devrimi, Bir Çağdaşlaşma Modeli, 5.bas., İstanbul, 1995, s.158; Gülmez, s.23-24.

16. Gülmez, s.23; Dilik, s.95.

17. A. Afetinan, Devletçilik İlkesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Birinci Sanayi Planı 1933, Ankara, 1972, s.77- 81.

18. “9 Umde” diye adlandırılan bu seçim beyannamesinin 5. umdesinin 9 maddesinde şöyle denilmiştir: “Sıhhati Umumiyeye ve Muaveneti İçtimaiyeye ait müesseseler ıslah edilecek ve çoğaltılacak, emeği ve çalışmayı ve erbabını himaye edici kanunlar yapılacaktır.” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, C.15, İstanbul, 2012, s.280.)

Yazarın Son Yazıları

ABD emperyalizmi, Venezüella ve Türkiye

“Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır.” (Atatürk, 1935)

Devamını Oku
07.01.2026
Atatürk Ankara’dan sesleniyor

“Her Halde Âlemde Hak Vardır ve Hak Kuvvetin Üstündedir”

Devamını Oku
31.12.2025
Menemen Olayı, İrtica ve Laiklik

“Bizi yanlış yol sevk eden habisler (kötülükler), bilirsiniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, milleti mahveden, esir eden, harap eden fenalıklar hep din kisvesi altındaki küfür ve melanetten gelmiştir ” (M. Kemal Atatürk, 16 Mart 1923)

Devamını Oku
24.12.2025
Lozan Antlaşması ve ABD

“Bugün Türk Delegasyonu ile imzaladığımız dostluk ve ticaret antlaşması, benim elde etmek istediğimden çok uzaktır. Bu anlaşma, Türklerden koparmak istediğimizden çok fazla imtiyazı (ayrıcalığı) bizim Türklere verdiğimizin belgesidir.”

Devamını Oku
17.12.2025
‘ABD’nin ‘Yeni Türkiye’ hayali’

Samuel Huntington, “Medeniyetler Çatışması” adlı kitabında Türkiye’nin yönünü Batı’dan Doğu’ya çevirerek İslam dünyasının lideri olmasını öneriyor, bunun için de “Atatürk’ün (laik Cumhuriyet) mirasının reddedilmesi” gerektiğini belirtiyordu.

Devamını Oku
10.12.2025
Atatürk’ün ders kitabında ‘Demokrasi ve Kadın Hakları’

“Özetle kadın, seçmek ve seçilmek hakkını elde etmelidir...

Devamını Oku
03.12.2025
Millet Mektepleri

“Türk harflerinin bütün vatandaşlara kapılarının önünde ve işlerinin başında öğretilebilmesi için daha bu sene içinde Millet Mektepleri teşkilatı yapacağız.

Devamını Oku
26.11.2025
Vahdettin nasıl kaçtı?

“17 Kasım 1922 günlü resmi bir telgrafın ilk cümlesi şu idi: ‘Vahdettin Efendi bu gece saraydan kaçmıştır.’

Devamını Oku
19.11.2025
Türkiye'de Opera ve Vals

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.” (M. Kemal Atatürk)

Devamını Oku
05.11.2025
Cumhuriyetimiz

Dile kolay, ilan edildiğinde bazı İngiliz yetkililerin sadece iki yıl ömür biçtikleri Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında...

Devamını Oku
29.10.2025
Cumhuriyet’in şeker fabrikaları

“Meclis kürsüsünde bir de ‘üç beyaz’ parolası revaçtaydı...

Devamını Oku
22.10.2025
Nutuk 98 Yaşında: ‘İşte Bu Ahval ve Şerait İçinde…’

Atatürk Nutuk’u bir açılış ve kapanış döngüsüyle yapılandırır.

Devamını Oku
15.10.2025
Atatürk'e saygı duymayan teğmen: ‘Din Dilinin Türkçeleştirilmesi’

Mustafa Kemal Atatürk’e saygısı olmayanın onun kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve Anayasasına da saygısı yoktur.

Devamını Oku
08.10.2025
Patrikhane ve Ruhban Okulu

Heybeliada Ruhban Okulu Fener Patrikhanesi’ne bağlıydı.

Devamını Oku
01.10.2025
Dil devrimini anlamak

“Gece meşguliyetimiz, bildiğin gibi dil dersleri… Gündüz de yalnız olarak aynı mesele üzerinde birkaç saat çalışıyorum.”

Devamını Oku
24.09.2025
Tek Partiden Çok Partiye: ‘Partili Cumhurbaşkanlığından Tarafsız Cumhurbaşkanlığına’

“Aramızdaki farkı bilelim. Biz, mutlakıyetten bugüne geldik. Siz ise bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz.”

Devamını Oku
17.09.2025
Tarih Kürsüsü ve Suçluların Telaşı ‘CHP’nin Mallarına El Konulması’

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 102 yaşına girdi.

Devamını Oku
11.09.2025
ETHEM: “İsyan ve İhanet”

“Efendiler, askerî harekâtı çapulculuktan, devlet kurup yönetmeyi, şunun bunun mâsum çocuklarını fidye dilenmek için dağlara kaldırmak haydutluğundan ibaret zanneden, şarlatanlıklarıyla, yaygaralarıyla bütün bir Türk vatanını bezdiren...

Devamını Oku
03.09.2025
Büyük Zafer'in sırrı

Tam 103 yıl önce, 26 Ağustos 1922’de, Afyon Kocatepe’de, sabah saat 05.00’te, Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın işaretiyle Türk tarihinin en önemli taarruzu Büyük Taarruz başladı.

Devamını Oku
27.08.2025
Aşiret-Tarikat Sorunu

Yeni açılım sürecinde etnik ayrılıkçı siyaset ve dinci, liberal ortakları, gerçeği çarpıtmaya devam ediyorlar.

Devamını Oku
20.08.2025
Saltanat Şurası’ndan Saray Komisyonu’na

1920 yılında Sevr Antlaşması’nı kabul etmek için kurulan “saltanat şurası”nın ve uygulamak için kurulan “barış komisyonu”nun amacı vatanı, milleti değil, sarayı, (sultanı) ve hükümeti kurtarmaktı.

Devamını Oku
13.08.2025
'Doğu Sorunu' devam ediyor! 'Kürt Sorunu mu Türk sorunu mu?'

İngiliz Müsteşarı Hohler, 27 Ağustos 1919’da Londra’ya gönderdiği bir yazıda şöyle diyordu...

Devamını Oku
06.08.2025
LOZAN: Onurlu Barış

Lozan Barış Antlaşması 102 yaşında…

Devamını Oku
23.07.2025
Hedefteki Cumhuriyet

Mustafa Kemal Atatürk’e göre “Türk milleti” kavramı, sadece bir ırkın, bir etnik kimliğin, bir dinin veya mezhebin değil, Türkiye Cumhuriyeti’ne “vatandaşlık bağı ile bağlı” eşit hukuka sahip tüm yurttaşların ortak-üst-ulusal kimliğinin adıdır.

Devamını Oku
16.07.2025
Atatürk’ün aşama stratejisi ve Türk Devrimi

Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk’ta, 21 Nisan 1920 tarihinde yayınladığı, TBMM’nin 23 Nisan 1920 Cuma günü dinsel bir törenle açılacağını duyuran bildirinin, “O günün duygu ve anlayışına uyma zorunluluğundan kaynaklandığını” belirtmişti.

Devamını Oku
09.07.2025
Yaşasın laiklik

“Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil” (Uğur Mumcu- Cumhuriyet 1 Mart 1987)

Devamını Oku
02.07.2025
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü

Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı.

Devamını Oku
25.06.2025
Sykes-Picot, Sevr, BOP ve Lozan

Şu gerçeği iyi görmek gerekir ki Sykes-Picot’tan Sevr’e, Sevr’den BOP’a, Türkiye’yi bölüp parçalamaya yönelik planların önündeki en güçlü kalkan Lozan Antlaşması’dır.

Devamını Oku
18.06.2025
Tek parti döneminde hac yasak mıydı?

1 Haziran 1927 tarihli ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal (Atatürk) imzalı bir Bakanlar Kurulu Kararnamesine göre “Hac mevsiminde Hicaz’a gönderilecek Hıfzıssıhha uzmanlarından Dr. Şerafeddin Bey’e siyasi pasaport verilmesi” kararlaştırılmıştı.

Devamını Oku
11.06.2025
Atatürk'ün Mirası Büyükdere Fidanlığı

Mustafa Kemal Atatürk’ün isteğiyle 1928 yılında İstanbul’da “Büyükdere Meyve Islah Enstitüsü” kuruldu...

Devamını Oku
04.06.2025
Lozan ve Kürtler

“Kürtler küçük lokmanın pek kolay yutulacağını vaktinden çok evvel anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak zihniyetinde bulunanları Kürtler kendi milletlerinden addetmezler. Kürtlerin mukadderatı Türk’ün mukadderatıyla eştir. (…) TBMM Hükümeti dâhilinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemediğimizi arz ederiz.”

Devamını Oku
28.05.2025
1921 Anayasası ve Muhtariyet

“Vilayetler kendi başına bir devlet değildir. Amerika hükümeti müttehidesi gibi değildir. Her vilayetin haiz olduğu muhtariyet, mahalli işlere münhasırdır. O işler ki yalnız vilayeti alakadar eder. O işler o vilayetin işleridir.”

Devamını Oku
21.05.2025
Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerine saldırmak

Lozan Antlaşması’nın ve 1924 Anayasası’nın hedef alınması; tam bağımsız, üniter, laik, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’nin hedef alınması demektir.

Devamını Oku
14.05.2025
CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’ye yönelik saldırılar

Devamını Oku
07.05.2025
Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Cumhuriyetin İlköğretim Devrimi

Devamını Oku
30.04.2025
‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’nin açılması

‘Ulusal egemenliğe dayanan yeni Türk devletinin kurulması’: TBMM’NİN AÇILMASI

Devamını Oku
23.04.2025
Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Atatürk yol göstermeye devam ediyor: ‘Hükümet, özgürlük ve demokrasi’

Devamını Oku
16.04.2025
Atatürkçü gençliğin yükselişi

Atatürkçü gençliğin yükselişi

Devamını Oku
02.04.2025
Atatürk’ün önderliğinde cumhuriyetçi direniş

ATATÜRK'ÜN ÖNDERLİĞİNDE CUMHURİYETÇİ DİRENİŞ

Devamını Oku
26.03.2025
Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Çanak Krizi ve ikinci Çanakkale Zaferi

Devamını Oku
19.03.2025