AKP - MHP’nin siyasi adımlarının geri ödemeleri..

20 Mart 2021 Cumartesi

Önceki gün genel kurulunu yapan Devlet Bahçeli, MHP’deki havaya, üsluba bakarsanız, milliyetçi ideolojinin ilerisinde bir çizgide. Havalarına bakılırsa, laik Cumhuriyet, Atatürk devrimciliğinin bekçiliğinde, tüm diğer siyasi partilerin, bir bir ilkeleri savunan aydınlanmacı yurttaşların önünde bayrağı taşıma sorumluluğu da ellerinde. 2002 sonrası ülkemizi sarsan çarpıcı olumsuz gelişmeler, dönemeç taşlarında ne suçları ne de katkılarının olması söz konusu.. Gerçekten mi?

Amerika’nın Irak’ı işgali projesinde, “tezkere” sözünün verilmesi suçu AKP’de. 9 Ağustos 2002 tarihli gece yarısı sonrasına sarkan, işçinin iş güvencesi yasasının oylanması projesi içinde yaşananları yakından izlemek zorunda kalan gazeteciler, sendikamız başta, meslek örgütlerimiz, bire bir dayanışma yapan her partiden gazeteci milletvekilleri içinde olmak üzere, çok ağır sağlık sorunlarına karşın, bizim adımıza bir kaza yaşanmaması için de nöbete duran Bülent Ecevit’in elini sıkıp teşekkürle ayrılırken saat sabaha yakın, 03.30’u geçiyordu.. 

Yılın ilk günlerinden çok hızlı yaşanan gelişmelerin içine düşmüştük. Sadece gazetecilik değil, sonrasında yandaşlıkta da yarışan büyük patronlarımızın da bulaştıkları gelişmeler yüzünden.. Büyük deprem yıkımlarının ardından kaçınılmaz gelen büyük ekonomik yıkım, krizin de yükü Ecevit koalisyon hükümetinin üzerinde kalmıştı. Amerika, kendi 11 Eylülü’nün travması üzerinden, tek kutuplu dünyanın liderliğini güçlendirme adına, Ortadoğu haritalarının yeniden çizilmesi, Asya’ya uzanan projelerini, doğrudan işgallerini gerçekleştirme zamanının uygulamalarına geçiş hazırlıklarını hızlandırmıştı. Ecevit hükümetine Türkiye’nin güneydoğusunda yeni üsler, Amerikan askeri yerleştirilerek Irak’a kuzeyden de girilmesi, “tezkere” şantajının hangi tarihlerden başladığının net bilgisine sahip değiliz. Ancak partisinin içinden operasyon denemeleri 2002 yılının başından çok öncesine sarktığı gerçekleri bilinmez değil.

***

Sağlık sorunlarının şaibeli dedikoduları bir yana, içeriden operasyon girişimleri, isimlerin sayılması çok aylar, yıllar öncesinden.. Koalisyon içindeki en yakın destekçisi MHP Başkanı Devlet Bahçeli’nin 7 Temmuz 2002’de ilan ettiği ayrılış tarihi, partisinin içinden yeni kurulan YTP’ye katılan bakan ve milletvekillerinin istifaları ile aynı günlere çakışıyor. 22 Temmuz’a kadar partisinin 128 olan Meclis’teki milletvekili sayısı 64’e düşüyor. 3 Kasım’da seçimlerin yapılması kararı zorunlu alınmış oluyor. Yakın tarihli yazılarımda verdiğim anlamlı kimi gelişmeleri yineleyecek değilim. Erdoğan liderliğindeki AKP kadrolarının Milli Görüş ve partilerinden kopuş serüvenleri, o tarihlerin Amerika’ya çok yakın Gülen cemaati ile ortaklıkları, parti ve liderliğin hızlı siyasal yükselişinde, medyamızın güçlü patronlarının da rol üstlenmeleri, bağlantılı günümüze uzanan tüm operasyonlar içindeki etkili varlıkları, iç-dış odaklı desteklerin çok fazla katkı boyutlarının içerikleri, kamuoyu için de artık sayısız isim ve kitaplarıyla hiç bilinmezler de değiller. 

***

Cumhur İttifakı’nın kutsal sacayağında, Bahçeli ve MHP’nin son aylardaki çıkışları ile ittifakın tartışılamaz gücü AKP lideri Erdoğan karşısındaki etkisi, güncel siyasal gelişmeler üzerinden sorgulamaların gündeminde.. Meclis’e sıçrayan geçen haftanın gelişmelerin bütünlüğü içinde, HDP’yi kapatmayı hedef alan, Meclis’i hafta ortasında yangın yerine çeviren operasyon, ustalıklı yeni siyasal adımlarla biraz soğutulmaya, zamana yayılmaya çalışılsa da geri dönüşü olamayacak hamleleri de içinde barındırıyor. Cephelerin en keskin taraftarları içinde bile olasılıkların öngörüleri karmaşık bir hal almışa benziyor.

Barış sürecinin barış yerine savaşı kışkırtan, besleyen gelişmeleri, sonuçlarının sorumluluğu en hafif ile HDP’ye yüklenerek işin içinden çıkılabilir mi? Kim kime, kimler kimlere oyun oynuyor, siyasal kazık atarak kendini kendilerini kurtarmayı planlıyorlar? Sözcüklerin gerçek anlamları, işlevlerinin içleri boşaltılarak tersine vitrinler yaratma siyasal cambazlığında sonuna kadar yürüyebilme örnekleri insanlık tarihinde yok. Tarihi gerçekler, kurunun yanında çoğunluk yaşların canlarının yakılabildiği örnekleriyle dolu olsa da ipin ucu kaçırıldığında beklenmedik sonların gelebildiği dersleriyle de dopdolu yaşanıldığını da kanıtlıyor..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları