Barış-savaş süreci? Koalisyon toplantıları

14 Temmuz 2015 Salı

Bu yazının yazılmasında sıkışılmış zaman dilimi çinde siyasi gündemimiz, geleceğimiz adına gerçekten anlamlı iki toplantı sürüyordu. Birincisi AKP-CHP koalisyonu, Cumhurbaşkanı tarafından bilinçli geciktirilmiş koalisyon arayışlarının gevşek bir takvime yayılmış görüşmelerinin ilkiydi. CHP Genel Merkezi’nde, ciddiyet, güven yaratma havası için uygun bir zaman dilimi ve geniş kadro katılımı ile gerçekleştirilen toplantının sonuçları üzerinden kuşkusuz çok farklı değerlendirmeler, öngörüler olacak. Sonucu üzerinden değerlendirme yapmayı seven gazeteciler içinde olmadığım için, bana göre en anlamlı işlevi; 13 yıl boyunca sandık çoğunluğunun, hukuksuz, demokrasinin olmazsa olmaz güçler ayrılığı, kurumların bağımsız işlevlerini ortadan kaldıran, özünde ülkemizi demokrasiden uzaklaştıran İktidarlarının saltanatına son veren, demokratik değerlere, kültürüne, seçim sonuçlarına saygının gereği iki partinin koalisyon görüşmelerine karşı olmayan duruşu sergilemeleriydi.
Seçmen oyları iç-dış odaklı ülkemizde demokrasi adına pazarlanmış, dayatılmış 21. yüzyıl sivil otoriterliğine, rejim değişikliğine, Cumhuriyet devrimleri, laikliğin reddine ilişkin yürüyüşün dönemeç noktasında Meclis’in iki büyük partisinin koalisyon için masaya oturmalarının sonucunda, yine günümüz medyatik pazarlamasında öne çıkarılmış ortaklığın düşünü kuranlardan da hiç değilim... Seçim sonuçlarına göre Meclis içinde çözüm aramak, iktidar oluşturmak zorunda olan siyasi partilerimize, sil baştan demokrasi kültürü, geleneğini öğretme işlevinin sadece işe yaramasını dilerim... Sonrası uzun soluklu, sorun çözücü bir koalisyon hükümeti ya da dışardan destekli azınlık, ya da tüm partilerin zorunlu katılımı ile çözüm üretecek bir seçime hazırlık yapacak, kilitlenmiş sorunlar, yasalar, seçim düzenine ilişkin işler de kotarabilecek seçim hükümeti... Meclis iradesinden çıkacak sonuçların her birinin, 21. yüzyıl sivil otoriterliğini pekiştirmeyi öngörmüş Türkiye tipi başkanlık rejimine geçiş, kaos yönetimlerinden ülkemize, halkımıza daha az zararları söz konusu olabilir...

***

Ülkemizi kuşatmış, Irak-Suriye batalıklarına, yakıcı ırklar-mezhepler savaşlarına çekilme... Yunanistan’da yaşanmakta olanı son çarpıcı dersimiz; bizi gelişmekte olan tüm ülkeleri aslında her dönem tehdit eden; zengin kuzey dünyası projelerine hizmet öncelikli, ülkenin dinamikleri, halkının çıkarları, kaynakları, insan eksenli oluşturulmalarına izin verilmemiş, ekonomik projelerin önlenemez krizlerine bir kez daha çekilmemize ramak kalmışken... Kendi özelimiz, çözüm üretmek zorunluluğu yaşamsal Kürt sorunumuzda, bugüne kadar çerçevesi saklanmış, yine de kan dökülmesini durdurduğu için sadece halkımızı sevindirmiş “Barış sürecinin” sona erdirildiğinin tehditleri... Hafta sonu yaşanmış çatışmalarla, KCK’den gelmiş ateşkese son verildiği, barajların hedef alındığı açıklamalarının çakışması noktasında... HDP’nin ilk koalisyon toplantısı ile aynı saatlerde gerçekleştirdiği MYK toplantısı sonucu ya da eşbaşkanların açıklamalarından rahatlatıcı sonuçlar çıkarmak çok zor.
Barış sürecini tehdit eden gelişmelerin AKP ya da Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarından odaklandığı, ilk ateşin TSK’den geldiği... Kürt cephesi açıklamaları tehdit algılamasını hafifletmiyor. Dahası geçen haftalar öne çıkmış sınır ötesi tampon bölge gündemli İktidarlarından gelen tehditlerden daha da ciddi boyutları olabilir. Ne de olsa sınır ötesi projelerde belirleyici ABD İktidarları oldukça Erdoğan liderliğindeki İktidarlarının kimi farklı beklentiler adına diretmeleri söz konusu olsa da, hızlı uzlaşma kaçınılmazdı; ayrıntıları bilemesek de, sürpriz İncirlik’in daha işlevsel sınır ötesi İŞİD bombardımanları için kullanılması sonucunu getiriverdi. Sınırlarımızın içindeki hızlı çatışmacılığa geçişin anlamı savaş süreci değilse bile, İktidarları ile Kürt cephesinin ülke barışı için çok da kalıcı olamayacak; yeni çıkarlar dengelerinde yeni uzlaşma arayışlarının taktikleri de olabilir...  


Yazarın Son Yazıları

Öğretmen öğretir 24 Kasım 2020
Deprem.. 31 Ekim 2020