Her şey başkanlık seçimine odaklı...

12 Temmuz 2016 Salı

14 yıllık İktidarlarının, tüm kamu, özerk kurumların işleyişini ele geçirmiş olması, ele geçirilmiş otoriter gücün; tek merkezden yürürlükteki anayasal, parlamenter rejime, hukuk devleti düzenine toptan aykırı icraatlarında pervasızlıkta, sınır tanımaz boyutlarında yepyeni bir sürecin ayrımında mıyız? Kendi geleceğimize, çıkarlarımıza ilişkin çarpıtılmış algılarla; yoksunluk, yoksulluk, örgütsüzlükte, eğitimde, her türden insani gelişmişlikte dibe vurmuş olmamızın gerçekliklerinde.. Dibe vurmuş moral değerlerimizle, korkularımızla kapatıldığımız, sıkıştırıldığımız gettolaşmış yaşamlarımız, önyargılarımız, çaresizliklerden beslenen sınırsız öfkelerimiz, düşmalıklarımızla.. nerelere doğru koşuyoruz?.. Daha da doğrusu dizginlenmiş atlar gibi, dini imanı olmayan sürücünün çıkarları yolunda, dizginleri tutmuş elleriyle, bizim için insanca yaşamın tersine gidişin, geriye dönüşü çok zor dikenli yollarında koşmaya güdüleniyoruz?..
İnsanlık, ülkeler, ittifaklarla oluşmuş dengeler, rejimler, yoksul güney dünyasında yaşayanlar için tarihin karanlık geçmişlerinde kalmış sandığımız vahşet boyutlarında, zengin kuzey dünyasında ise en azından güvenilir dengelere ulaşılmış olduğu varsayılan evrensel insan hakları, hukuk devleti düzenleri, demokrasiler, kazanılmış sosyal devlet düzenlerinin işleyişinde olmazsa olmaz örgütlenme hakları, hak arama örgütlü güçlerinin tüketilmesi..üzerinden, kanlı çatışmalar, sosyal patlamalar, siyasal kırılmalarla gündemimize giren sıcak tartışmalar yeterince kan dondurucu değilmiş gibi..

***

14 yıllık çoğunluk İktidarları elinde, bir ucundan ötekine sürüklendiğimiz, akla- kara kadar zıt politikalar, gelgitlerde; Cumhuriyet kazanımları ile oluşturulmuş birlikte yaşam irademizi, çimentosunu çatlatan, Osmanlı’nın parçalanma süreçlerinin çaresizliklerine sürüklenmenin kaygıları, dehşeti içindeyiz.. İstanbul’un fetih günlerinde, Doğu Bizans İmparatorluğu’nun Saray çevresinin yaptıklarına ilişkin anlatılanları anımsamamak elde değil. Meleklerin kanatlarının tartışmalarına bugünün penceresinden alaycı gülümsemek kolay da, İktidarlarının yaşama, ülkenin yönetimine yönelik her icraatlarının içeriğinde, her şeyin başkanlık seçimleri odaklı ilişkilendirmelere ne demeli?
Dün sabahın haberlerinde, Saray ziyaretçileri için hazırlanmış tur programları ve kitapçığına ana akım medyada geniş yer verilmişti. Saray’ın ziyaretçileri bölümleri gezerlerken, ellerinde bugüne kadar hangi toplantılar, etkinlikler için kullanıldıkları bilgilendirmelerini içeren kitapçık olacakmış. Beyaz Saray uygulamalarının tıpkısının aynısı gibi. Dünyanın en güçlü ülkesinin modeline özenilmesine karşı çıkacak halimiz yok. Arada kimi küçücük ayrıntılar olmasa.. Beyaz Saray’ın tarihinin ABD gücü, zenginliği, gerçek anlamı ile demokrasiye oturtulmuş güçler ayrılığı yönetiminin ürünü.. kıyaslanamayacak kriterlerdeki uçurumlar sırıtmasa.. ABD başkanlığının, o ülkenin hukuk devleti düzeni, yargı, Meclis, milletvekilliği bağımsızlığından kopuk otoriter gücü, yetkileri söz konusu olabilir mi? Lüksün, şatafatın, devlet kesesinden, bizim vergilerle harcamalarından söz edilebilir mi? Başkan’ın en sıradan bir özel, siyasal içerikli harcaması cepten. Bizim Saray’ın, Atatürk Çiftliği üzerinde, yasadışı, hukuksuz inşaat geçmişi, dudak uçurtan devlet kesesinden lüks harcamaları sabıkasının üzerine; bu yılın bütçesinden 434 milyonluk katlanmış ödenek yetmemiş, Bakanlığın hukuksal boyutu tartışmalı kaynak içi aktarımıyla 712 milyoncuğa çıkarılmış..
Meclis bayram tatilinde, ortada Hükümet iradesi yokken, Cumhurbaşkanı Suriyelilere vatandaşlık müjdesi verdi. Yetmedi, TOKİ evlerinin de tahsis edilebileceğini ekledi. Zaten bayram uzatılmış tatili ile turizm kurtarma projesine ek, en kanlı bayram terör eyleminin matemi yok sayılarak, Osmangazi Köprüsü’nün şenlikli açılış töreni kutlaması, bayram boyunca ücretsiz geçiş müjdesi, İstanbul’un görkemli fetih kutlaması.. İktidarlarının icraatlarının tümü, her şey Başkanlık seçimlerine odaklı değil mi?  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları