Liberal Müdahalecilik

16 Ağustos 2011 Salı
\n

Yeni dünya sömürü düzeni, çarklarının işletilmesinde en azından küreselleşme kadar ne niyetine yutturulur, yedirilirse geçerli olan bir kavram.. Bal gibi de güçlünün çıkarları adına gerçekleştirilen, insanlığa, demokrasiye katkıları zararları yanında cılız kalan, yeni sömürgeciliğin askeri güç de kullanılarak ağır insanlık suçlarının işlenmesinde bir sakınca görülmeyen işgallerinde kullanılan bir kavram liberal müdahalecilik.. Bilindiği üzere, aslında günümüzün en etkin silahı medya gücünün satın alınması, çok etkin kullanılması sayesinde, milyarlarla dünyalıya liberal sözcüğü görüldüğü her yerde, evrensel ilkeler, insan hakları, demokrasi.. güvenceleri söz konusu olabilecekmiş gibi algılatılıyor.. Zaten sos, inandırıcılık katmak üzere de, liberal müdahaleciliğin söz konusu olduğu durumlarda genellikle MB kararları, NATO ortak gücü, dünya kamuoyuna yutturulacak insancılığı, demokrasi algılatılması ağır basan gerekçelendirilmeleri, güçlü devletlerin siyasi iradesi en azından sessiz desteği anlamına gelen duruşları ile.. bir öykü yazılmış oluyor..

\n

Liberal müdahalelerin söz konusu olduğu bütün örneklerde askeri işgale de hedef olan ülkelerin halklarının ödedikleri ağır bedeller, kan dökülmesi akıl almaz yoksullaşma, yoksunlaşmanın, iç savaşların, kaosun üretilmesi sonuçlarının sonradan çok çıplak görülmesi önemli değil. İnsan hakları, demokrasi adına diktatörlüklere, haksızlıklara, yine insan hakları ihlallerini durdurma adına insani gerekçelerle gündeme gelen bu işgallerin hemen hepsinde çok ağır yalanların, milyarlarla dünyalının aldatıldığının belgelerinin sonradan ortaya çıkması, odağında uluslararası tekellerle, emperyal güç odaklarının çıkarlarının oturduğunun görülmesi de fazlaca bir anlam taşımıyor. Liberal müdahalenin istenen zaman ve koşullarda geçerli kılınabilmesinin koşullarını yaratmak önemli. Rejimi demokrasi olan ülkelerde liberal müdahale için gerekli siyasi iktidar iradesi uygulanabildikten sonra, gerçeklerin ortaya çıkması, olumsuz sonuçlar ile sonradan yargılamanın nasılsa bir anlamı, fiili sonucu yok..

\n

***

\n

At alınmış, Üsküdar geçilmiş oluyor.. Liberal müdahalecilik tartışmalarının yapıldığı medya yayınlarında, bugünden düne bakarken..Afrikanın zengin doğal kaynakları paylaşımında, zengin kuzey dünyası ülkeleri askeri güçle doğrudan savaşların içinde rol alırlarken, bugün kuraklığın tırmandırdığı büyük açlıkta çocukların ölümlerine nasıl duyarsız kalabilirler?.. diye sorgulamanın anlamı var mı?. Ya da Bosna, Kosova da önce parçalanmaya özellikle de Müslümanlara yönelik kırılmalara seyirci kalınıp sonra tam kıvamında bir noktada devreye girmenin, katliamlar, ağır insan hakları ihlalleri, bugünkü çıplak olumsuz sonuçları üzerinde hayıflanmanın.. Afganistan, Irak işgallerinde Batı odaklı büyük yalanlar üzerine milyonlarla insanın canına, yaşamlarının yüzyıllar geriye püskürtülmesine mal olan ağır insan hakları ihlallerine, kaosun, bataklığın üretilmesinin bugün sorgulanabiliyor olmasının.. sonuçta anlamları var mı?

\n

Erdoğan hükümeti üzerinde dış odaklı, “İslam dünyasının liderliğine, Arap baharlarının yönlendirilmesine doğrudan taraf olmalısınız.. Bir zamanlar ABDnin yaptığı gibi Marshall yardımı türünden yardımlarla İslam halkları üzerinde etkili, sempatik olmalısınızönerilerinin etkisini bilemem.. Bildiğimiz, görebildiğimiz liberal müdahalecilik politikalarının artık zengin kuzey dünyası ülkelerine pahalıya mal olduğu. Sistemin kendi iç krizlerinin daha boyutlu yaşanmasında, piyasalar düzeninin silah ekonomisinin getirisi odaklı olmasının olumsuz rolünün artık ciddi ciddi tartışıldığı.. Bir adım ileri liberal müdahalecilik politikalarının etkin uygulandığı tüm önemli örneklerde, götürülerin getirilerin üstüne çıkar olduğu.. İşgal edilen hızla tüketilen ülkelerdeki kaos, iç savaşlar, anormal yoksullaşma, yoksunlaşmanın, enerji gibi yaşamsal varlıklarına el konulmasının bile getirilerini götürür olabildiği..

\n

Afrika’nın getirisi yok, insanlarının başlarına gelenler, açlığı, çaresizliği uzaktan da seyredilebilir..insafsız yaklaşımları, çok süslü söylemlerle liberal politikaların üretildiği merkezlerde yıllardır dillendiriliyor; daha da ötesi ülkelerin politik davranışlarına doğrudan yansıyor.. Balkanlar, Afganistan, Irak için henüz bu türden söylemler geliştirilemese de doğrudan, askeri güç müdahalesi ile kendi ülkelerine dönük bedellerden kaçınma, savaşın odağından çekilme, bölge halklarını iç savaşlar, çıkar çatışmaları kaosunda bırakma kararları peş peşe uygulanıyor.. Daha yeni müdahale edilmiş Libyada bile işin içinden sıyrılma, sorumluluktan bedel ödemeden kaçma yarışı gözlemleniyor..

\n

Erdoğan hükümeti liberal müdahalecilik siyasetleri, tuzağının ne kadarı ile içinde? Enerji yataklarının üzerinde olsalar da, vurguncuları çok zengin İslami diktatörlüklerin, halklarının yoksulluk, yoksunluk batağında, en altta kalmamak adına, ırklar, mezhepler, aşiretler, feodalizmin kıskacındaki ilkel-kör çıkar savaşlarında Türkiyenin işi ne?

\n\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Akıl ne söylüyor? 3 Ağustos 2021