Yüzsüzlüğün Son Perdesi...

07 Mayıs 2013 Salı

Gelişmeler çok hızlı yaşandığı için değil, iktidarları diktatoryal güç gösterisinde pervasızlaştığı için, iktidarlarının diktatoryal ataklarına tam destek verme yarışındaki cephe, medyası, yalakaları ile.. ortaya çıkan yalanlarını yutkunamadan açıkta kalıveriyorlar... Haftası dolmadı, insan hakları, demokrasi, solculuk havariliği yapma adına, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamakta direnen sendikacıları “Eski Türkiye’nin sendikacıları” sıfatı altında en ağır hakaretler de içinde olmak üzere, Türkiye’nin demokratikleşmesine, en çok da Kürt açılımına darbe vurmakla suçlayan zehir zemberek yazıların, yorumların fetvacıları özür dileyecekler mi?
Hani iktidarları, çok iyi niyetli olarak işçileri, katılımcıları inşaat çukurları tehdidinden kurtarmak üzere bu yıl için 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanması inadından vazgeçilmesini istemişlerdi. Yandaşı, teslim alınmışı, yalakası ile medyamız, iktidarlarının iyi niyetli, inşaat yüzünden Taksim’in işçilere kapatıldığına halkı inandırma seferberliğinde yarışmışlardı. Bir adım ötesi, suçladıkları sendika liderlerinin, iktidarlarından gelecek yıllara yönelik Taksim’in emeğe yasaklanmayacağına ilişkin güvence alamadıkları gerçeğine kulak tıkamışlardı. İktidarları, 1 Mayıs’ta biber gazlı, basınçlı ilaçlı suyla işçi sınıfını, sendikal hareketi yendiğine, zafer kazandığına güvenle Taksim’i bundan böyle sadece işçi sınıfına, tarihine, anılarına yasaklamakla yetinmeyeceği, Cumhuriyet, devrimler, sosyal, toplumsal yaşanmışlıklar tarihine de kapatacağını, rantın merkezi yapacağını ilan ediverdi...
Sıkıysa sendikacılara atıp tutanlar, haber ve yorumlarında en ağır çamurları atanlar, çok daha yumuşak bir üslupla da olsa, Başbakan
Erdoğan’ı, Taksim kışlasını yeniden yapma maskesi altında, doğrudan izin alınamayan Taksim parkı, ağaçlarına el koymaya paravan olarak kullanıldığı üzerinden eleştirsinler... Kamuoyunun nasıl uyutulduğu, nasıl büyük bir oyunun oynandığının süreçlerini açığa çıkarsınlar... 12 Eylül’ün yasaklı anayasasında dahi olmayan yasaklarla demokratik hukuk devleti düzenlerinde söz konusu olamayacak diktatoryal yasakların gündeme sokulamayacağını anlatmaya çalışsınlar...

\n

***

\n

Demokrasi sandıktan, demokratik olmayan yollarla iktidar oluşturmak değildir. Yasama yürütme yargı bağımsızlığının kutsallığının korunması kadar günlük yaşamın her alanında demokratik muhalefetin yapılabilirliğinin, geçerliliğinin sağlanması kriterleri vardır ki... Tüm demokratik toplumsal örgütlenmeler, sendikal haklar, örgütlülüklerinin, özgürce güçlü örgütlenmelerinin önünün açılması, sağlanması yanında, siyasi partilerden, sendikalardan en özel örgütlenmelere, bireylere uzanan halkada, tüm örgütlenmeler, insanlar için geçerli, eleştiri, protesto, gösteri yapma, muhalefet hakkının kutsallığı sorgulanamaz, hiç yasaklanamaz...
İktidarlarının çok sıradan bir hakkı gibi pazarlanan medyatik söylem var ya..
“Taksim emeğe, toplumsal gösterilere kapanacak, uygun yeni meydanlar yapılacak, gösterilecek..” buyruğunun, demokratik hukuk devleti düzeninde yeri yoktur, hukuk devleti ilkelerinin çiğnenmesi suçudur. Çünkü demokrasilerde aslolan parlamento dışı muhalefetin güçlü, işlerliğidir. Türkçesi eleştirilerinizi, düşüncelerinizi özgürce açıklayabilmenizin ötesinde, sesinizi güçlü, özgürce duyurabilmenizle ancak demokratik düzen işlerlik kazanır...
Uluslararası hukuk kurumları, insan hakları raporlarında Türkiye’nin karnesinin giderek ağır bozulmasının nedeni de bu suçun iktidarları eliyle pervasızca işleniyor olması değil mi? Yaşamın her alanında insan hakları, hukuk devleti düzeni ihlali suçlarının işlenmesi örneklerinin biri bin para... Kendileri miting yapmak istediklerinde Kazlıçeşme’ye gidiyorlarmış... Elbette gidecekler... İktidar partisi olarak miting yapar, güçlerini kanıtlamak isterlerken daha geniş bir alana gereksinimleri var... Nasılsa özel-kamu otobüsleri, motorları filolar olarak tahsisli, sıkıysa olmasın... Çok, sürekli izledim... Her noktanın kontrol görevlileri, parti örgütleri, muhtarlıklar seferberler... Yiyecek paketleri, armağanlara kadar her şey düşünülüyor. Yoklamada bulunmayanlar için sosyal yardımlar, iş bulma, dayanışma paketlerinden kesinti cezaları tehditleri cabası.
Demokratik muhalefetin güçlü, örgütlü, etkin olabilmesinin anlamı, koşulları ise tam tersine işler... Muhalefet, protesto örgütlenmeleri, eylemlerinde, örgütlü etkin güç olmadan topluma ulaşabilme ilkedir. Tam da bu nedenle kitlelerin yaşadığı, toplumsal tarih, bellek, anılarda yeri olan meydanlarda buluşabilme kutsal demokratik haklar içindedir. Birey ya da örgüt olarak, toplumsal tarihi, geleneği olan meydanlara gideceksiniz ki sesinizi, mesajlarınızı etkin anlamına uygun olarak topluma ulaştırabilesiniz. Kestirmeden Taksim’in 1 Mayıs’lara kapatılamayacağının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden çıkmış kararının olması da bundan... Ayrıntı falan değil, demokratik hukuk devleti düzeninin olmazsa olmazıdır, Taksim’in işçi sınıfı, 1 Mayıs’lara, Cumhuriyet tarihi, sosyal tarihimizdeki.. tüm toplumsal yaşanmışlıklara kapıtlamaması, yasaklanamaması...

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları