Esra Erol-İzdivaç A.Ş.
Tayfun Atay
Son Köşe Yazıları

Esra Erol-İzdivaç A.Ş.

09.08.2015 04:34
Güncellenme:
Takip Et:

“Yuva yapmak” sözünün mecazen “canına okumak” anlamında da kullanılması, Esra Erol fenomeni düşünüldüğünde ne kadar manidar bir durum arz etmekte!..

Erol 5 yıl çalıştığı ATV’den 2013’te FOX’a geçerek “altın yumurtlayan tavuk” olan izdivaç programını (“Esra Erol’la Evlen Benimle”) 2 yıl orada sürdürüp şimdi tekrar eski kanalına döndü. Birkaç gün önce dolaşıma sokulan tanıtım filminde kanal, bunu “yuvaya dönüş” olarak değerlendiriyor. Bu çerçevede dönen reklamın şarkısında da Erol, “Yuvasına döndü yuva yapmaya” diye takdim ediliyor. Kulak verelim:

“Yuvasına döndü yuva yapmaya//Özledik az kaldı buluşmaya//Hafta içi her gün ATV’de//Esra Erol’da…”

Herhalde bilmeyen kalmamıştır, ATV ile bu “vuslat”ın karşılığı ayda 1 milyon 100 bin lira! Esra Erol bu parayı her ay alacağı gibi programın yapımcılığını üstlenen eşi Ali Özbir de aynen ayda 1 milyon 100 bin lirayı cebine koyacak. Program, Türkiye televizyon tarihinin en yüksek bütçelisi olma rekorunu da elde etti böylece…

Karı-koca Özbir’lerin kazancını “izdivacın bereketi”ni örnekleme yolunda veri alanlar çıkar mı bilmiyorum; bunu birazdan tartışacağım. Ama buradan televizyon sektörümüzde artık bir yeni “dev”in ortaya çıkışına doğru yolun açıldığı yorumu rahatlıkla yapılabilir. Esra Erol’un eşi ile birlikte yükselişi, bana Acun’un yükselişini de çağrıştırıyor biraz…

Ayrıca bir ara Esra’nın programı için TV 8’le anlaşma yolunda dedikodu mahiyetinde haberler de çıkmıştı. Ateş olmayan yerden duman çıkmaz mı? Belki Acun, aynen kendisi gibi, yapımcılıktan televizyon sahipliğine doğru gidebilecek bir rakip yükselişi öngörüp bir şekilde “soğurmak” istemiş midir, ne dersiniz?!

Elbette bunlar, bizim tatlı spekülasyonlarımız. Ama spekülasyonu bırakıp bazı somut değerlendirmelerde bulunmak gerekirse denilebilir ki bir izdivaç programından bir “izdivaç şirketi”ne doğru gidişe şahit oluyoruz Esra Erol’un muhterem “zevc”i Ali Özbir’le birlikte sergilediği ticari performansta. Ve izdivaç şirketi tabirimiz, bize 1998’de kaybettiğimiz Bekir Yıldız’ın yükte hafif pahada ağır öykü kitabı “Evlilik Şirketi”ni yankılıyor.

Tabii Yıldız’ın bu kitabı yazdığı yıllarda (1970’lerin başı) bambaşka bir dünya ve gelecek arayışı söz konusuydu. İnsan toplumsallığının iki kadim ve ezeli kurumu aile ile evliliğin özgür-birey olma imkânlarının önünü kapadıkları görüşünden hareketle şiddetle sorgulandıkları bir “zamanın ruhu”, Yıldız’ı da bunları kölelikle özdeştiren perspektiften yazmaya sevk etmişti. Aynı çizgideki diğer eserinin adı, “Halkalı Köle”, bunu daha çarpıcı aksettirir.

Yıldız, evliliğe kutsallık atfeden bir sistemin aslında (ekonomik) “tutsaklık” hedeflediğini iddia etmekte ve “şirket” tabirini de bu bağlamda kullanmaktaydı: Evlilik, ikiyüzlülüğe sevk eden bir şirket mantığına sahipti.

Rüzgârların “sol”dan estiği 1960’lı ve 70’li yıllardan artık alabildiğine “sağ”dan estiği 2000’ler dünyası ve Türkiye’sinde evliliğe ilişkin bu görüşlerin çok revaçta olduğu söylenemez. Şimdilerde tutsaklıktan söz eden pek yok ve ortalıkta evliliğin kutsallığını teyit ve tasdik eden bir motivasyonla dolaşan çok…

Çok da peki işin aslı böyle mi? Görünürde ve özellikle “görüntü”de, yani ekranlarda evlilik güzellemeleri/yüceltmeleri yapılırken gerçek tablo ne?..

Boşanma oranlarının giderek artışına ve yapılan evliliklerin önemli bir kısmının da ikinci-üçüncü evlilik olmasına bakıldığında evliliklerin aslında dikiş tutmadığı ayan- beyan ortada. Evlilikler “sağlam” olsa, “bir yastıkta kocama”yı vaat etse, azımsanmayacak sayıda çift neden bir sözleşme ile boşandıklarında karşılıklı mal-mülk talebinde bulunmayacaklarına dair imza atsın?.. Demek ki evlilikler ta en baştan boşanma ile muteber!

O yüzden Bekir Yıldız yaşasaydı ilk bakışta “Bu ne evlilik temaşası yahu” diye şaşırırdı belki, ama olup bitene daha yakından baktığında bu defa on yıllar öncesinden bugüne söz konusu kurumun aslında iyice çürüdüğü kanaatine de varabilirdi. Üstelik bu çürümenin güle-oynaya, hoplaya-zıplaya eda edildiğini düşünebilirdi.

Çünkü evlilik, çoğu durumda içtenliksiz beraberliklerin şirket mantığınca sürdürüldüğü bir kurum olmaktan öte, ipliği pazara çıkmış şekilde zenginlerle meşhurlar açısından “hobi”ye, fakir-fukara için de şahika örneğini Esra Erol’la izlediğimiz üzere “şov”a dönüşmüş durumda. Biz, evliliğin realitesinden uzak, onun “realite-şov”unun içindeyiz. Yani evlilik, gerçeklik olmaktan çıkmış ve sadece bir “gerçeklik gösterisi” artık…

Burada yegâne gerçek şu ki Esra Erol hepimizin “yuvasını yapıyor”.

Yazarın Son Yazıları

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Kalacak bir türkü söyler gideriz

Devamını Oku
10.09.2018
Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Kovboylar yetmez, kotu da yasaklayın!

Devamını Oku
05.09.2018
Betona tapanların mabedi yapıldı

Betona tapanların mabedi yapıldı

Devamını Oku
03.09.2018
Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Bir insanlık ibadeti: Cumartesi Anneleri

Devamını Oku
20.08.2018
‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

‘Eşkıya’nın namusu Deniz’den soruldu!

Devamını Oku
15.08.2018
Doların da Allah’ı var!

Doların da Allah’ı var!

Devamını Oku
13.08.2018
‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

‘Üniversite pazarı’nın düşündürdükleri

Devamını Oku
08.08.2018
Üniversite pazarı

Üniversite pazarı

Devamını Oku
06.08.2018
Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Diyanet, sayende gidiyor din elden, dikkat et!

Devamını Oku
01.08.2018
‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

‘Topluma karşı devlet’ ve polisi

Devamını Oku
30.07.2018
‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

‘En doğru, en hakiki tarikat’ hangisi?

Devamını Oku
25.07.2018
Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Bikinili Müslümanlık, tesettürlü münafıklık

Devamını Oku
23.07.2018
Meşihat makamı

Meşihat makamı

Devamını Oku
18.07.2018
‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

‘Adnan Hoca’ya da ne istediyse verdiler!

Devamını Oku
16.07.2018
Ters köşe (10.07.2018)

‘Cülus töreni’

Devamını Oku
10.07.2018
Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Düzyatan Gazi’nin ABD seferi

Devamını Oku
08.07.2018
Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Matbaa kapitalizmi ya da ‘Gutenberg Galaksisi’nin sonu

Devamını Oku
04.07.2018
Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Şehit cenazesinde ‘protokol’ olur mu?

Devamını Oku
02.07.2018
‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

‘Yüzde yedi’yi kim yedi?

Devamını Oku
26.06.2018
Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Bitmiş iktidarın uzun ölümü sürüyor

Devamını Oku
25.06.2018
‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

‘Yüzde yedi'yi kim yedi?

Devamını Oku
25.06.2018
‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

‘Antroposen’, ama umudu kesme Doğa’dan!

Devamını Oku
11.06.2018
Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Uçtuğunu zanneden şeyh: Aziz Yıldırım

Devamını Oku
06.06.2018
Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Kıyametin jeolojik adı: ‘Antroposen’

Devamını Oku
04.06.2018
Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Başkanın değil babanın Ali’sisin Ali Koç!

Devamını Oku
30.05.2018
Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Markalaşıp ‘makara’laşan tarikatlar

Devamını Oku
28.05.2018
İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

İmam-hatipten kaçanlar Galatasaray kuyruğunda

Devamını Oku
23.05.2018
‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

‘Allah ruhumu diğer bedene koymuş Hocam!’

Devamını Oku
21.05.2018
Eğlenceli ciddiyet: İnce

Muharrem İnce’nin mevcut iktidar ağzı karşısında en büyük avantajı, yerli ve milli “mizah duyusu”na sahip olması. Sanki Erdoğan, hiç beklemediği bir “lügat”le karşı karşıya kalmış gibi geliyor bana. Öyle hissediyorum.

Devamını Oku
17.05.2018
İnanç borsası nefslere açılırken…

İnanç borsası nefslere açılırken…

Devamını Oku
16.05.2018
‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

‘Rabia gösterdikçe adalet görünmez oldu’

Devamını Oku
13.05.2018
‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

‘Afrin Türküsü’nde kim başrolde?

Devamını Oku
09.05.2018
Eşeğe kurban olun!

Eşeğe kurban olun!

Devamını Oku
07.05.2018
Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Fenerbahçe ‘Türk takımı’ mı?

Devamını Oku
02.05.2018
Hitler’i anıyoruz (!)

Hitler’i anıyoruz (!)

Devamını Oku
30.04.2018
Biz tarihin yüzüne bu fotoğrafla bakacağız

Eve dönüş yolunda...

Devamını Oku
25.04.2018
‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

‘Çocukluğun ilanı’dır 23 Nisan!

Devamını Oku
23.04.2018
Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Geçmişimizdeki yarın: Köy Enstitüleri

Devamını Oku
18.04.2018
ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

ABD ‘simülasyon’a dönüşürken…

Devamını Oku
16.04.2018
Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Dört duvar arasında havadır sudur kâğıt kokusu!

Devamını Oku
11.04.2018