Gelecek yoksa elde var gizem

14 Mayıs 2015 Perşembe

“Wayward Pines” nihayet başlıyor. “Fox International Channels”ın tanıtım çalışmalarını yaz döneminde başlattığı iddialı gizem-gerilim dizisi, tüm dünya ile aynı anda bu gece 22.30’da FX kanalında yayında olacak.

Blake Crouch’un çok satan kitabı “Pines” (“Çamlık” adıyla Türkçeye de çevrildi) uyarlaması dizi, geçen yılın temmuz ayında dünyanın en büyük popüler kültür organizasyonu olan “San Diego Comic Con”da görücüye çıkmıştı. Orada uluslararası basının davet edildiği kahvaltılı buluşmada ünlü televizyon sunucusu Jonathan Ross’un yönettiği panelde senarist ve yapımcılarından göz kamaştırıcı oyuncularına kadar dizi ekibini tanıma ve onlarla konuşma fırsatı bulmuştuk.
O zamandan beri sabırsızlıkla bekliyoruz “Wayward Pines”ı.

 

Gizli servis ajanı Ethan Burke’ün (Matt Dillon) iki kayıp ajanı aramak üzere Idaho- Wayward Pines’a giderken kasaba girişinde geçirdiği ağır trafik kazası sonrası kendisini bir bilinmeyenin içinde bulmasıyla başlayan bir hikâyemiz var. Sırlarla dolu kasaba, girişi olsa da çıkışı olmayan, elektrikli çitlerle çevrili bir yer. Fakat asıl mesele, daha doğrusu hikâyenin bizi çektiği belirsizlik, tehlikenin çitlerin içinde mi yoksa ötesinde mi olduğu.

 

Kaza sonrası gözlerini bir hastanede açan ajanımızın cep telefonu, cüzdanı ve kimliği de kayıptır. Neler olup bittiğini anlama yolunda çaba harcamaya başlar başlamaz da bilinmeyenlerle sarmaş dolaş bir ortamda iyice kaybolur. İşin daha ürpertici yanı, kendisinin de bu “bilinmeyen”in bir parçası olduğudur. Burke, kasabanın sırlarını çözmeye giriştikçe kendisine dair sırlarla karşı karşıya kalmaktadır!..

Sözün özü, bildikçe, bilinecek olanın çoğaldığı bir yerdir Wayward Pines.
Tabii bu tematik çerçeve akla hemen kült dizi “Lost”u getiriyor. “San Diego Comic Con”daki buluşmada da en çok konuşulan, dizinin bir “yeni Lost” olmaya soyunup soyunmadığıydı. Soru ve sıkıştırmalara maruz kalan ekip, aradaki “titreşim”i reddetmedi ve gayet “ölçülü-biçili” cevaplar verdi. “Lost”un gizemgerilim tarzında yeni bir çığır açan etkisi teslim edildi, onun tematik öncülük durumu onaylandı ama “Wayward Pines”ın özgünlük iddiasının altı da özenle çizildi.

Kuşkusuz asıl üzerinde durulması gereken, “gizem”le bu kadar kafayı bozmuş olmamız. Halihazırda çok ilgi çeken, aralarında yer yer geçişimler olduğu da söylenebilecek iki tematik içerik var dizi dünyasında. Biri, “gelecek karanlık” mesajı veren “distopik” kıyamet fantezileri. Diğeri de en çarpıcı örneklerini “Lost”, “Twin Peaks”, “The X-Files” gibi yapımlarla bildiğimiz, şimdi onların arasına “Wayward Pines”ın da katıldığı, yaşanan anın sır, gizem ve bilinmeyene gark olduğu hikâyeler.

Açık ki bir çağ halini, “zamanın ruhu”nu yansıtan kurgusal içerikler bunlar... 

İnsanlığın iyi, güzel, müreffeh ve esenlik dolu gelecek hayallerinin sönümlendiği; belirsizliğin bir “bilimsel” prensip haline bile geldiği; hayatın içinde her alanda risk katsayısının arttığı bir yer bugünün dünyası. “Kültürel saat”imizin uyum sağlama imkânı bulmakta zorlandığı amansız bir teknolojik hıza sahip hayat, sadece geçmişi değil geleceği bile “tarih” kılan bir akış içerisinde yaşanıyor.

Geçmişin “gelenek” vasıtasıyla bugüne bir dayanak olmaktan çıktığı, ama (“modernite”de vaat edildiğinin aksine) geleceğin de umut olmaktan giderek uzaklaştığı “post-modern” iklimde an itibarıyla payımıza bilinemezliklerle dolu bir sırlar dünyası düşmüş görünüyor.

Durumun ne kadar ayırdındayız başka tabii ama kurgusal izdüşümlerine bayıldığımız kesin. Eğer öyleyse buyurun “Wayward Pines”a!.. İyi seyirler!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları