Yazgülü Aldoğan

Bir güvercin tedirginliği içindeyiz! Hepimiz...

21 Ocak 2021 Perşembe

Ahparig, Sevgili Hrant Dink; katledilişinin üzerinden 14 yıl geçmiş, seni hâlâ hangi gerçek katillerin öldürttüğü belli değil. Tıpkı Uğur Mumcu’nun katledilişinin üzerinden 28 yıl geçmiş, hangi karanlık güçlerin öldürttüğünün belli olmadığı gibi. Tıpkı Abdi İpekçi’nin katledilişinin üzerinden 40 küsur yıl geçmiş, gerçek katillerin belli olmadığı gibi. Tıpkı Çetin Emeç’in katledilişinin üzerinden 31 yıl geçmiş, hangi örgütlerin öldürttüğünün belli olmadığı gibi. Bıraksam bu utanç listesi daha uzar gider. Gazetecileri geçip siyasetçilere gelelim: Kılıçdaroğlu bir toplu linç girişiminden son anda kurtulmadı mı? Savunmasız bir adama kalabalığın ortasında yumruk atan inek hırsızını bir kutsal ilan etmedikleri kaldı, elini öptüler, iki günde serbest kaldı!

Şu ara neyi konuşuyoruz: Sokaklarda adam öldürmeye kalkanları! Önceki gün az kalsın bir siyasi partinin genel başkan yardımcısını linç ederek öldürüyorlardı! Gelecek Partisi Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ’a evinin önünde cuma namazına gitmek için arabasına binmek üzereyken beş kişi saldırdı. Önce dizlerine vurup düşürmeye çalıştılar, sonra başını yardılar, sopalarla öldüresiye dövdüler, saldırganlar kaçtı! Selçuk Özdağ’ın başında 17 dikiş var, çok kan kaybetti, başını korumak isterken eli kırıldı, şoförü tabancayla araçtan fırlamasaydı ölmüştü! Onun linç girişimine uğradığı gün Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu’na da saldırmışlardı. Artan tepkilere Devlet Bahçeli pek kızdı; Karar gazetesinden meslektaşlarımız Elif Çakır, Taha Akyol, Yıldıray Oğur’u tehdit etti! Hatta yetmedi, Medya Mahallesi’nin yapımcısı Ayşenur Arslan da Bahçeli’nin danışmanı Yıldıray Çiçek’in yaşını ve kadınlığını hedef alan hakaretlerine maruz kaldı! Zehirli bir “Çiçek” herhalde, “Üç yumruk için ortalığı ayağa kaldırıyorlar” diye bozulmuştu eleştirilere. Muhtemelen emir üç yumruk değil, sonuç alıcı bir eylemdi! Yetmedi, bitmedi, Ülkü Ocakları, Selçuk Özdağ’a saldırı olayına bakan savcı Alparslan Tufan’ı da “Boğulacağın suda kulaç atma” diye sosyal medyadan açık açık tehdit etti! Savcı Selim’in havası Son Yaz’da kaldı, savcı Alparslan hâlâ susuyor, artık güvercin tedirginliğinde mi bilemem.

Nasıl olmayalım ki bir güvercin tedirginliğinde, Sevgili Hrant Dink. Seni sırtından kalleşçe kurşunlayarak öldüren, kaldırımın üzerinde boylu boyunca yatan cesedinin neredeyse yanında hatıra fotoğrafı çektirecek olanlar, Rakel’in de pek güzel dile getirdiği gibi sadece birer maşa. Gerçek suçlu ne FETÖ ne Ergenekon ne eli ne ayağı. Aradan geçen 14 yılda; soruşturmada, orasından burasından kurcalandıkça ortaya çıkan tablo, tıpkı Uğur Mumcu’nun, tıpkı Abdi İpekçi’nin, tıpkı Çetin Emeç’in suikastında olduğu gibi devletin karanlık dehlizlerinde, korku tünellerinde, susturulan tanıklar, kaybolan, yok edilen delillerle, sır perdesinin altında tehlikeli bir merkeze doğru gidiyor. Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın, Güldal Mumcu’ya söylediği gibi, her şey açığa çıkarsa bir tuğlanın çekildiği o duvarın altında kalır devlet. Nasıl DEVLET’se?

MAKSAT GÜNDEMİ BASTIRMAK MI?

Ne var ki bazı şeyler pek açık seçik. MHP, Ülkü Ocakları, Büyük Birlik Partisi, Alperen Ocakları gibi açıkça, rahatça telaffuz ediliyor sanıkların, tanıkların hangi siyasi gruplara ait oldukları. Toplumdaki siyasi desteği ve oyları giderek azalan MHP lideri, nasıl da tansiyonu yükseltiyor, nasıl da eski arkadaşlarına saldırtıyor, nasıl da geriyor ülkeyi. Ama CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi, bunun altında halkın gerçek gündeminin konuşulmasını önlemek var. Açlık, aşı, işsizlik gibi. Milyonlar haykırıyor: AÇIZ! İşçiler ahlaksız diye işten atılıyor. Milyonlar haykırıyor: İş yok, siftah yok, batıyoruz! Bankalar kredileri geri istiyor, iflaslar geliyor. Milyonlar bağırıyor: Aşı istiyoruz! Gele gele 3 milyon geldi, sağlıkçılar aşılandı, yaşlılar da aşılanınca bitecek. Yenisi yolda değil. Bir kez aşılamak da zaten bir işe yaramaz. Nerede yeni aşılar? Saray inşaatları dursun, uçakları satsın, aşı alsın REİS. Umurunda değil, harıl harıl parti kongresi yapıyor!

Ya adalet? O güvercin kanadının üzerinde uçup gidiyor: Gazeteci Müyesser Yıldız, yargılanırken mutlaka bir süre tutuklu kalıyor; Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan, Murat Ağırel gün geçmiyor ki kendilerini Silivri’de bulmasın. Ve onlar terörle yargılanırken eli silahlı teröristler adli suçlu olarak yargılanıyor ya, Kılıçdaroğlu gibi safça soruyoruz: “Bu nasıl DEVLET?”

Bir güvercin tedirginliği içindeyiz Hrant! Sırtımızda sopa mı kırılacak, kafamıza kurşun mu sıkılacak, kuytuda üstümüze mi çökülecek, yoksa en sağlıklısı, mahkemelerde birkaç dava daha, birkaç tazminat daha mı düşecek payımıza?

Yine de yazacağız: Emre itaat etmekten başka suçu olmayan askeri öğrenciler, 4.5 yıldır cezaevinde, müebbete mahkûm olmuş, pisi pisine yatıyor! Hıncınızı o gençlerden almayın, hayata kazandırın. Kadir Şeker davası yeniden değerlendirilecek! O genç adam, bir kadının hayatını kurtarmak için kendi hayatını kararttı; bunu dikkate alın. Bir kadın, Melek İpek, işkenceye uğradıktan sonra manyak kocasının elinden çocuklarını ve kendi canını kurtarmak için elini kana buladı. Tutuklu yargılanıyor! O kadının psikolojik desteğe ihtiyacı var, tutuksuz yargılayın! Bunları yazmaktan vazgeçmeyeceğim! Hak aramak görevimiz. Güvercinler, hak aramak gerektiğinde şahin olur, bunu da siz göreceksiniz!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları