Yazgülü Aldoğan

Utanıyorum, bunalıyorum, öfkeleniyorum!

26 Kasım 2020 Perşembe

İktidar, varlığını sürdürebilmek için reform değil, algı yönetimi yapıyor. Ülkenin saygınlığına gölge düşürmemek için ölü sayılarını açıklamayıp düşük gösteriyor ama insanlar sapır sapır ölüyor, hasta sayısı da yüksek, fakat gerçek açıklanmadığı için sokakta hâlâ inatla maske de takmam, sigaramı da içerim diyen, bilinci düşük, zekâsı kıt sorumsuzlar var! Oysa yoğun bakımda, sağlık personeli herkese yetemediği için müdahale edeceği hastayı seçmek zorunda kalıyor, yaşama şansı daha yüksek olanı seçiyor!

Bir ülkenin saygınlığı pandemiden ölen insan sayısı ile mi ölçülür? Yoksa bayrağını çektiği gemisi uluslararası sularda, Yunanlı komutanın emrindeki Alman savaş gemisi tarafından durdurulup mürettebatı gözaltına alınıp “Sen Libya’ya silah mı taşıyorsun?” sorgusuyla bütün yükü saatlerce didik didik arandığında mı? Bu, Türkiye’ye yapılmış ikinci “kafaya çuval geçirme” operasyonu değilse ne? Üstelik de tam NATO ve AB’nin çok önemli toplantıları öncesi. Tabii ki hukuksuz. Ama nasıl yapılabiliyor? Çünkü kimse bize ne saygı duyuyor ne de açıkçası güveniyor. Ben bir “Ey Merkel! Ey Yunanistan!” çıkışı beklerken Dışişleri cılız bir tepki verdi. Karşı tarafın savunması ise daha vahim: “Haber verildi ama saatlerce cevap gelmedi. Müdahaleden sonra durdurun denildi.” Doğruysa utanç verici. Tuvalete gitmek için izin alındığından her konuya yetişemiyor tabii, cevap verilememiş olabilir.

Saygınlık bunalımı

Sorun çok daha derin, Dışişleri’nin boşaltılmış olmasına kadar gider. Saygınlık bir günde yitirilmedi. Avrupa’nın gözünde bir gün Trump’la, bir gün Putin’le manevra çevirmeye çalışan, Almanya’ya bir gün faşist, Nazi derken iki gün sonra “Yolumuz AB yolu” şarkısını çalan, Avrupa’daki 5 milyon Türkü kendi oy deposu görüp siyasi çıkarları için kullanan bir yönetim. 4 milyon göçmenin yükünü sırtlandığımızın bile önemi kalmadı. Onları savunduğumdan değil. Ama sen ekonomik olarak güçlü, içeride siyasi olarak düzgün olsan yapamazlar! Kendi ülkesinde insan haklarını askıya almış, muhaliflerini içeri tıkmış, medyayı ele geçirmiş, parasının değeri dibe vurmuş, işsizlik şaha kalkmış, iflaslar tepe yapmış, yürümek isteyen işçiye kitlesel gözaltı yapan tek adam rejimini kendi yandaşlarını bile susturarak dayatıyorsan dışarıda da ciddiye alınmıyorsun.

Arınç komedisi

Güya ömrü boyunca hukukun üstünlüğünü savunmuş. Onun için mi karargâha malzeme almaya giden askeri personel ve şoförüne bana sabotaj yapmaya geliyorlar diye FETÖ operasyonu yaptırarak Kozmik Oda’yı açtırıp TSK’nin düşmesine neden oldu? Güya RTE’nin haberi varmış, nabız ölçtürmüş. Bahçeli bir hönkürdedi, Arınç fitneci ilan edildi, boynunu eğip istifa etti, oğlu bile arkasında durmadı!

Bugün seçim olsa barajın altında kalacak bir küçük parti, arkasına mafyayı, önüne 18 yıldır iktidar olan partiyi almış, fare kediyle oynar gibi oynuyor! Bu “devlet”in elinde nasıl bir koz var ki bu gücü buluyor? Hiç aklında yokken başkan olmalısın diye kafaya aldı, kendine mahkûm etti. Artık o kafasına çay attığı kitlesini bile heyecanlandıramıyor, yoksa niye beni alkışlamıyorsunuz diyecek kadar düşer miydi? Biz içeride yanıyoruz, hadi neyse de o Alman askerlerinin gemimize film gibi helikopterle inip saldırmaları içime oturdu, sınır ihlali değil de ne ki bu kadar mı düştük diye... Hişşt Çakıcı, onlara da bir höt desene?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları