Zafer Arapkirli

Seçmen, hesap sorar... mı?

16 Kasım 2018 Cuma

“Ne krizi? Biraz sıkıntı var. Onu da aştık aşıyoruz. Dengelenme, doğrulma sürecine girdik bile...” yalanlarına rağmen, bal gibi hissettiğimiz bir krizin tam da orta yerindeyiz. İğneden ipliğe her şeye zam gelirken ama bir yandan da bordrolarda yaprak bile kımıldamazken, işçisi, memuru, emeklisi, esnafı, hatta holding sahibi koro halinde ağlarken, ürettiği ürüne zam yapamayan da kimi zaman işçi çıkarıyor, kimi zaman da hizmette kısıntıya gidiyor.
Yurttaşların en temel ihtiyaçlarından, nefes almak kadar, gıda kadar önemli ve vazgeçilmez temel ihtiyaçlarından toplu ulaşım sektöründe, önceki gün alınan bir sefer iptali kararı, infial yarattı. İstanbul’da deniz taşımacılığı yapan bir firmanın, Bostancı, Adalar, Beşiktaş, Kadıköy gibi hatlarda aldığı bu karar, insanların suratlarına adeta “Canınız cehenneme!.. Gidin arabanıza binin, taksiye, otobüse binin, Boğaz köprülerinde sürünün. Daha çok para harcayın, benzin, mazot yakın, havayı daha çok kirletin. Adalar’a da özel motor tutun ya da yüzün.. Bana ne!.. ” der nitelikte.
Kulakları çınlasın, zamanında Mümtaz (Soysal) Hoca’nın ve benzer düşünen hepimizin itirazlarına rağmen, “Devlet vapur, otobüs, tren çalıştırır mı yahu?”cuların eseridir bu manzara.
Evet arkadaş!.. Devlet, bal gibi de vapur-tren-otobüs-tramvay ve hatta uçak çalıştırır. Maliyeti aşan durumlarda sübvansiyon yapar. Çünkü görevlerinden biri, temel ihtiyaçları, ödenen vergileri değerlendirerek gidermektir. Ucuz (mümkünse bedava), temiz, verimli, hızlı, çağdaş toplu taşımacılık yapmak, bal gibi de görevidir kamunun. Yerelde de merkezi yönetim düzeyinde de bu görevini bir an önce hatırlamalıdır, “kamu otoritesi”. Bunun için oy almakta, bunun için vergi toplama yetkisini elinde bulundurmakta, bunun için o koltukta oturmaktadır “Sayın Devlet”... Sadece kendi-sine yüz milyonlarca dolarlık makam uçakları temin etmek için değil.
Tam tersine, şaibeli ihalelerle ona buna (ve hatta kamunun bilmemnesine bilmemne yaptığını söyleyen “Cengizimsi” canlı türlerine) ballı garantili “geçse de geçmese de” ödemeleri yapmak değildir Devletin görevi. Çünkü o parayı babasının evinden getirmiyor, ‘Saray’ının bahçesindeki ağaçlarda da yetiştirmiyor. Bizden vergi olarak aldığı, yetmediği zaman da içeriden ve dışarıdan, yine faizini bizlere ödeterek aldığı devasa borçlarla oluşmaktadır o fonlar.
“Onu da satalım, bunu da satalım” diye özel sektöre peşkeş çekilen kamu varlıklarından biri olan Şehir Hatları’nda bugün karşılaştığımız “N’apalım abi? Kurtarmıyor. Biz de seferleri iptal ediyoruz” tavrını bu seçmen hak etmemektedir. Bu özelleştirme rezaletini daha önce yaşamış Büyük Britanya deneyimini naçizane (20 yıl süre ile) yerinde gözlemlemiş ve iyi bilen bir yurttaş bir gazeteci olarak, bugünleri daha o günlerden haber vermiştik.
Peki... Bu açgözlü ve hesapsız-vicdansız özelleştirme şehvetinin kurbanı olarak bugün yolda, iskelede, istasyonda terk edilen seçmen, yönetenlere bunun hesabını sorar mı? İşte “zurnanın zırt dediği” yer burasıdır.
Dün sosyal medyada yaptığım paylaşımlarda kullandığım “Seçmen Hesap Sorar” ifadesine yapılan tüm yorumlar ve verilen yanıtlar, istisnasız (mealen) şöyleydi:
“Şaka mı yapıyosun abi?..”
Aslında o lafı “Seçmen bunun hesabını sormalıdır” anlamında kullanmıştım ama. Biraz da “Şaka mı yapıyosun abi?.. Ne hesabı? Gider yine tıpış tıpış bunlara verir oyunu. Bugüne kadar hep öyle olmadı mı? Sanki” görüşüne de yakın durduğumu itiraf etmeliyim.
Elektrik, su, gaz, eğitim, sağlık gibi vazgeçilemez temel ihtiyaçlarını gidermeyen, onları geçici özelleştirme gelirleri için özele terk eden yönetimlerden hesap soramayan veya sormayacak bir seçmen kitlesi (başka bir deyişle duyarsız bir yığın) olmayı sürdürecek miyiz (özellikle İstanbul ahalisi)?
İşte soru ve mesele budur.
Ve bir başka soru da; muhalefet partileri, insanları arzu ettikleri seçenekler doğrultusunda oy vermeye teşvik edecek adayları gösterecek midir?
Evet.. Öyle yağma yok, hanımlar/ beyler... “Kimi göstersek oy verirler. Nasıl olsa bunlardan gına geldi. İllallah dedirttiler. Seçmen artık bize döner” mantığı ile belirlenecek adaylarla bir “şerefli yenilgi”nin daha sizi beklediğini unutmayın lütfen.
Eliniz aday listelerine gittiğinde bunu hatırlayın. Projesi olan, ikna edici, deneyimli ve dirayetli isimlerle çıkın halkın karşısına.


Yazarın Son Yazıları

Sözde başkan 15 Ocak 2021
Daha ‘R’ demeden bitti 11 Aralık 2020
‘Acı reçete’ 13 Kasım 2020
Cumhuriyetim 30 Ekim 2020
Fikir ve zikir 23 Ekim 2020
Darbeli demokrasi 16 Ekim 2020
Sehven demokrasi 9 Ekim 2020