Zafer Arapkirli

Tramvay ‘zangır zangır’

18 Aralık 2020 Cuma

Hani şu tarihe geçen ünlü lafı vardı ya, “AKP kurucu şefi”nin:

“Demokrasi bir tramvaydır. Gideceğimiz yere kadar biner, istediğimiz zaman da ineriz” mealinde. Aradan geçen uzun yıllar içinde o tramvaya kimler bindi kimler indi, hesabını tutmak bile mümkün değil. Ama ben öteden beri, şimdi iktidardaki bu siyasi kadronun o “tramvay”a hiçbir zaman binmediğini, bir tür sanal (hologram) görüntü ile orada “varmış gibi yaptığını” savundum. Hâlâ da aynı görüşteyim.

Hani şu VR (Virtual Reality) aygıtları var ya... Kafaya geçiriyorsun “kutu gibi” gözlükleri. Olmayanı varmış gibi, görünmeyeni görünürmüş gibi gösteren o düzeneklerden söz ediyorum. Zaten 2002 “ATATÜRK Türkiyesi ve Demokrasi Karşıtı Sivil Darbe”nin özü tam da budur. Ve daha da ötesi, bu ülkenin normalde demokrasiden yana olması gereken, bu topraklarda aydınlanmanın nimetlerinden en çok yararlanan, dolayısıyla ATATÜRK Türkiyesi’nden yana olmaları beklenen ama bunu her daim inkâr ve reddeden “Yurdum Pembiş Liboşları”nın anlamadığı husus budur.

Bunu, kafaları bir türlü almadığı ve algılamadıkları için 2002 Sivil Darbesi’ne alkış tutmuş, o darbenin dağıttığı “VR” ulufelerden nemalanmış, tayyare seferlerinde ağırlanmış, geçici olarak pohpohlanmış, “Yahu bilmem kim abi seni severim yani..” diye dizlerine birer “müşfik dokunuşla” kafalanmış, hayal âlemlerine daldırılıp çıkarılmış o tayfa, utanç verici “Darbe Yardakçılığı” unvanını hak etmiştir.

Bu uğurda, Cumhuriyet yıkıcı müteahhit ortağı, yeminli ATATÜRK düşmanı Pennsylvania’lı Alçak ve Ağlak Vaiz’in kuyruğuna bile takılmaktan geri durmamış bir ihanet güruhundan söz ediyorum. Abant Ayinleri’nde zarfları kapabilmek için birbirlerini adeta ezmeye çalışan, Ergenekon, Balyoz, OdaTV, Askeri Casusluk davaları kumpaslarına, alçak Kozmik Oda baskınlarına alkış tutan, “Cumhuriyet Yıkım Ekibi”ne methiyeler düzen, bunların memleketi “AB’ye, Kopenhag Kriterlerine, Maastricht Kriterleri’ne ve bir tür Demokrasi Nirvanası”na taşıyacağına inanan da bunlardı.

Sonuçta ne oldu?

Demokrasi Tramvayı’na, değil binmek arkasından koşarmış gibi bile yapmadılar. Sahte çözüm sürecinin de hangi emellerle açılıp kapatıldığını, hangi okyanus ötesi hesaplarla “mış gibi sürdürülen bir tiyatro” olduğunu da anlatamadık. Hep o “Sanal Tramvayın Sanal Yolcuları” ile mahut VR (Virtual Reality) oyununa figüran oldular.

Bugün gelinen noktada, iktidarın küçük ortağı MHP ve “hariçten gazel fırıldak” mini mini ortağı. Onlara eklemlenmiş mafya çeteleri ile birlikte “HDP-PKK kapatılmalı. Bu haşere sürüsü itlaf edilmeli” iğrençliklerini ve alkış tutanları hep birlikte izlemekteyiz.

2021 yılına 10 gün kalmış iken, yani yirmi birinci yüzyılın 5’te 1’ini geride bırakmaya hazırlanırken, bu canım ülkenin insanları parti kapatma ve “haşere” olarak görülen mensuplarını ve seçmenlerini (imkân verilse) yağlı urganda sallandırma çığlıklarını dinlemek zorunda kalıyorlar. O çığlıklara eşlik eden “CaHaPe’de falanca filancaya tasallut etmiş de üniversitelerde fuhuş yapılıyormuş da İzmir’i su basmış da Antalya Belediye Başkanı partililerle kavgaya tutuşmuş da...” haberleri ile de sis perdesi yaratılmaya çalışılıyor.

Soygun ve vurgun düzeni bir yandan işlemekte, insanlar açlıktan tek tek orada burada kendi canına ve ailelerinin canına kıymakta, korona her gün yüzlerce (belki binlerce) can almayı sürdürmekte, vatandaşın borcu ve sıkıntısı dağları aşmaktaymış.. Kimin umurunda?

Ülkenin ana muhalefet partisi de bir yandan her “Milli Mesele” süsü verilmiş oylamada “aman abi nemelazım” saiki ile otomatik el kaldırıp indirme seanslarına uyum sağlamanın gayretindeymiş. Buna rağmen, iktidarın başı tarafından adeta “Franko Ağzı” ile hak etmedikleri “Beşinci Kol” suçlamasına maruz kalıyormuş. Bütün pisliklere rağmen ak süt gibi helal oylarla seçilmiş belediye başkanlarının bankalardaki paralarına el koymak, kredilerine taş koymak, icraatına meclis çoğunlukları ile engel olmak çabaları da diz boyuymuş... Kimin umurunda.

Demokrasi Tramvayı “zangır zangır” titreyerek yol alırken, rayların gürültüsü arş-ı âlâya çıkmış durumda.

Onlar zaten bu tramvayda değillerdi.

Yolcu biziz. Devrilmesinden de en çok biz zarar göreceğiz.

Artık bu kâbustan, bu karabasandan hep birlikte uyanmanın zamanıdır.

Erken ya da baskın ya da zamanında, bir seçime en donanımlı ve en örgütlü biçimde hazır olmanın ve ezilen emekçi kitleleri uyarmanın zamanıdır.

Ölü toprağını atmak için vakit daha da geç olmadan.


Yazarın Son Yazıları

Sözde başkan 15 Ocak 2021
Daha ‘R’ demeden bitti 11 Aralık 2020
‘Acı reçete’ 13 Kasım 2020
Cumhuriyetim 30 Ekim 2020
Fikir ve zikir 23 Ekim 2020
Darbeli demokrasi 16 Ekim 2020