Blucin ve Kişilik

27 Nisan 2013 Cumartesi

Sovyetler Birliği’nin başında Andropov’un olduğu dönemdi. 1982’yi 83’e bağlayan yılbaşını Belçikalı bir gençlik grubuyla Moskova’da geçirdim. Orada tanık olduğum ve beni hayrete düşüren olaylardan biri de Sovyet gençlerinin turistlerin bavullarındaki blucin ve tişörtleri satın almak için kuyruğa girmeleriydi.

\n

Bu resmi daha önce görmüştüm ben... Çocukluğumun Ankara’sında Amerikalı askerlerin eskilerinin kapışıldığı günleri anımsatan bu sevimsiz manzara beni hayli etkilemiş ve üzmüştü.
Herkes o seyahatten Brüksel’e boş valizle döndü, ben hariç.
İlk blucininizi Salı Pazarı’ndaki Amerikan pazarından, ilk tişörtünüzü Mudo’dan alan kuşaktansanız ne demek istediğimi anlarsınız. Bizim çocuklarımızın ise böyle dertleri olmadı. Tişörtten, blucinden bol ne var! Gelgelelim ruhsal ve toplumsal olarak Türkleri blucin-tişört öncesi ve sonrası diye ayırmak bile mümkün. Bazılarımız kabul etmekte zorlansa da, sonraki dönemin çocuklarında özgüven daha yüksek, eziklik daha az.

\n

***

\n

Erdem Tepegöz’ün “Zerre” adlı filmini gördünüz mü? Filmin aniden bitmesinden pek hoşlanmadım, ama gerçekçi çekimleri ve konusu önemli. Zerre’de uç örneğini seyrettiğimiz gibi hazır giyim sektöründe hâlâ kayıtdışılık çok yüksek ve kaçak işçi çalıştırılıyor.
Bir tarafta pırıl pırıl, içinde kreş olan fabrikalar, öte yanda esir kampı düzeyinde istihdam yapan sefil üretim merkezleri. Bu nasıl oluyor?
Dünya standardındaki fabrikalarımızı biraz da Gümrük Birliği’ne borçluyuz. Hatta belki de tamamen bu sayede! Kendini düzelten ve katma değeri yüksek üretim yapmayı başaran giyim üreticilerinin çoğu ihracatçı. Gümrük Birliği sayesinde Türkiye’de ihracat yapılan tüm sektörlerde AB standardında üretime geçildi. Çalışma koşulları düzeltildi.
Bugün Türkiye’nin fabrikalarında durmaksızın milyonlarca adet blucin ve tişört üretiliyor. Blucin ve tişört 27 üyesi ve toplam nüfusu 503 milyon olan AB’nin en büyük giyim pazarı. Türkiye, AB’ye katma değeri yüksek blucin ihraç ediyor.

\n

***

\n

Eurostat kaynaklarına göre Avrupa Birliği’ne 2012 yılında 490 milyon adet blucin ithal edilmiş. Avrupa nüfusunun tüketici olarak sınıflandırılan 14 yaş üstü kısmı 425 milyon kişi. İthal blucin sayısı tüketici nüfustan fazla. Bunun 115 milyon adeti Almanya’ya, 74 milyon adeti ise İngiltere’ye gitmiş.
Türkiye yüzde 21 ile Avrupa’nın blucin ithal ettiği ülkeler arasında Çin’den (yüzde 23) hemen sonra ikinci sırada. Türkiye’yi yüzde 19 ile üçüncü sırada Bangladeş izliyor.
Önemli olan Çin’in birinciliği, Türkiye’nin ikinciliği değil. Çin ve Bangladeş en ucuz blucinleri satanlar, ortalama birim fiyatları 5.5 Avro civarında. Türk blucinlerinin ihraç ortalaması ise 13.42 Avro, Çin’in neredeyse üç katı.
Asıl dikkatleri çekmesi gereken nokta katma değer. Demek ki Türkiye blucin gibi hazır giyimin önemli bir kolunda katma değeri yüksek ürün ihraç etmeyi başarıyor.
Tişörttü, blucindi deyip geçmeyin... Toplumsal kişilik oluşumunda bunlar da etkili, günlük yaşamın hayhuyu içinde farkında olmasak da...

\n

Yazarın Son Yazıları

Atatürk Kıymete Binecek 18 Mayıs 2013
Gazetecinin Evi 11 Mayıs 2013
Fransa'dan Ders Almalı! 4 Mayıs 2013
Blucin ve Kişilik 27 Nisan 2013
Obama, İmdat! 30 Mart 2013
Sürekli Darbe Hali! 16 Mart 2013
Batı Batıyor mu? 23 Şubat 2013