Eşsiz bir hazine: Hagop Ayvaz

Eşsiz bir hazine: Hagop Ayvaz

17.01.2021 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

‘Kulis: Bir Tiyatro Belleği, Hagop Ayvaz’ sergisi, Yapı Kredi Kültür Sanat’ta 21 Şubat’a dek görülebilir.

Kimi hazine vardır, parıltısıyla, şatafatıyla, gösterişiyle gözlerinizi öyle bir kamaştırır ki baktığınızı göremez olursunuz. Kimi hazine vardır, sessiz sakin, bağırıp çağırmadan, öylesine derinlere dokunur ki içindeki cevher birkaç kuşağı besler. Sizlerle paylaşmak istediğim ikinci türden... 

Hazinenin adı Hagop Ayvaz. Tiyatro sanatıyla ilgisi olanlar zaten bu adı yakından biliyor. Ama tanımayanlar için şimdi muhteşem bir fırsat var elinizde: Hrant Dink Vakfı öncülüğünde Türkiye Tiyatro Vakfı ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık işbirliğiyle hazırlanan “Kulis: Bir Tiyatro Belleği, Hagop Ayvaz” sergisi ve kitabı... İstanbul’da olmanıza gerek yok. Dünyanın her yerinden çevrimiçi sergiyi dolaşabilir, bu zenginlikten pay alabilirsiniz. 

TİYATROYA ADANMIŞ BİR YAŞAM     

Hagop Ayvaz 1911’de İstanbul’da doğdu. 17 yaşında sahneye figüran olarak adımını attı. Ufak tefek roller derken kendine Üsküdar, Kadıköy ve Büyükdere’deki gezici tiyatrolarda yer edindi... İlk tiyatro eleştirilerini “Jamanag” gazetesinde yazmaya başladığında 25 yaşındaydı. “Kulis” adlı tiyatro kültür sanat dergisini çıkarmaya başladığında ise 35... Elli yıl boyunca tek kişilik ordu gibi çalışarak yayımladığı Kulis dergisi, tiyatro tarihimizin en uzun soluklu tiyatro dergisi oldu. 60’tan sonra yeniden tiyatro sahnelemeye döndü. 2006’da sonsuzluğa göçtüğünde 95 yaşındaydı.   

Şu birkaç satıra sığdırmaya çalıştığım yaşamöyküsünde, hayatta kalmak için girip çıktığı işleri... Üçer yıl arayla üç kez askere alınmasını (Ermeni olduğunu söylememiş miydim!)... Aşkale’ye çalışma kampına sürülmekten nasıl kurtulduğunu... Ermenice tiyatronun yasak yıllarını... 6-7 Eylül’de matbaasının yerle bir edilmesiyle ilk kez Kulis’in yayımlanmamasını... Ve daha nice yaşamsal “ayrıntıyı” söylemedim... 

Tiyatroya adanmış bu yaşamdan geriye Hagop Ayvaz’ın kişisel çabalarıyla oluşturduğu devasa bir tiyatro arşivi kaldı. 

MUCİZE ARŞİV

Ben buna mucize arşiv diyorum. Bu öyle bir birikim ki 19. yüzyıl Osmanlı son döneminden başlayarak modern tiyatronun önce Ermeni sanatçılar, derken onlara Türk sanatçıların da katılımıyla geçirdiği tüm evreleri gözler önüne seriyor. 

2006 yılında, Ayvaz’ın ölümünden sonra bu arşiv önce Agos gazetesine, ardından Hrant Dink Vakfı’na bağışlandı.  

Osmanlıca, Ermenice ve Türkçe, 600’e yakın el yazması ve matbu tiyatro metni... 500’den fazla Ermenice ve Türkçe süreli yayın, dergi ve broşür... Fotoğraf, afiş, karikatür, kupür, davetiye, çizim ve kartpostaldan oluşan yaklaşık 12 bin görsel materyal... Bunlardan yola çıkarak hazırlanan sergi, toplumsal bellek, kimlik ve mekân bağlamında Türkiye’nin tiyatro tarihine odaklanıyor.

Hrant Dink Vakfı öncülüğünde Türkiye Tiyatro Vakfı ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık işbirliğiyle hazırlanan “Kulis: Bir Tiyatro Belleği, Hagop Ayvaz” sergisi, Yapı Kredi Kültür Sanat’ta 21 Şubat’a dek görülebilir. Kaçırmayın derim. Bir daha böyle bir fırsat geçmez ele!  

Serginin üç küratörü Esen Çamurdan, Kevser Güler,ve Banu Atça muhteşem bir iş başarmışlar! 

TOPLUMSAL BELLEK

Sergide neler mi var? Sadece Osmanlı ve Türkiye tiyatrosu değil, toplumsal belleğimiz de var.  

Serginin ilk bölümünde Hagop Ayvaz’ın figüranlıktan yönetmenliğe, köşe yazarlığından yayıncılığa uzanan yaşamı paralelinde İstanbul’da Ermenice tiyatro üretimi ve etkinliklerini mercek altına alıyor.  

İkinci bölümde, Ayvaz’ın 1946-1996 arasında kesintisiz olarak yayımladığı Kulis dergisinin Türkiye sınırlarını aşan etkileri, dönemin sanat ve siyaset gündemi ekseninde, bir zaman çizelgesi eşliğinde ele alınıyor. 

Son bölüm ise Osmanlı ve Türkiye tiyatro tarihinde mihenk taşı olmuş sanatçılar, topluluklar, oyunlar ve mekânlara odaklanıyor. Türkiye’nin tiyatro geçmişine bakarak bizi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. 

Hem sergiye hem ona eşlik eden kitap kataloğa emeği geçen herkesi kutluyorum.

Yazarın Son Yazıları

Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025
Diyanet suç işliyor!

Diyanet İşleri Başkanlığı suç işliyor.

Devamını Oku
17.08.2025