İstanbul Sözleşmesi’ne dokunma!

11 Ağustos 2020 Salı

Her şey 14 yaşındaki bir vegan aktivistin harekete geçmesiyle başladı. Türkiye’deki kadın cinayetlerini protesto etmek için eylem düzenleyeceğini bildiren bir mesaj gönderdi.

Bu müthiş aktivistin adı Erin Ersoy. İçinde yaşadığı gezegenin, çevresindeki insanların ve hayvanların sorunlarına duyarlı, çözüm üretmeye odaklı, çok üretken genç bir insan. Uzakta olsa da Türkiye’de yaşananları da izliyor ve hemcinslerine yönelik baskıya karşı ses çıkarıyor. 

Kadınların her gün erkek şiddeti yüzünden can verdiği bir dönemde, iktidarın İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmak istemesine de tepki gösterdi. Eylem için annesi, babası, hatta anneannesi ve dedesi yaşındaki insanları harekete geçirdi. Protestonun gerçekleştirileceği bölgenin yetkilileri ile yazıştı, yeri ve saati belirledi, basınla temas kurdu, eylem için Türkçe ve İngilizce pankartlar hazırladı. 

Pazar günü Columbus Meydanı’ndaki Trump Oteli’nin hemen karşısındaki eylem alanında buluştuğumuzda düşündüğümden daha az kişiydik. COVID-19 yüzünden insanlar toplu etkinliklere katılmaya çekiniyor belki ama yine de New York’ta yaşayan Türklerin daha fazla destek vereceğini ummuştum. 

Oysa sosyal medyada siyah beyaz fotoğrafını etiket koyarak paylaşan ne kadar da çoktu… Her zaman olduğu gibi çoğu kişi sosyal medyada tepkisini gösterip rahatlıyor ve protestolara katılan az oluyor.

Yine de New York’ta sadece ikisi erkek, gerisi kadınlardan oluşan ufak topluluktaki herkes, şiddet ve gericilik karşısında sessiz kalmamaktan dolayı mutluydu. Dikkat çekmek için birlikte sloganlar attık, neden eylem yaptığımızı soranlara bilgi verdik, kadınların yaşama hakları olduğunu haykırdık. 

Türkiye’de siyasal İslamın azmasıyla katlanarak artan eril şiddete dünyanın uzak bir köşesinden karşı durmak, baskının her yerde tepki gördüğünü göstermek açısından önemli. 

Ülke içinde günümüzün en etkin muhalif gücünü oluşturan, sertleşen mücadelede geri adım atmayan kadın direnişine yurtdışında yaşayan hemcinslerimiz de destek olmalı. Sadece kadınlar değil, toplumdaki yobazlığı reddeden herkes bu mücadelede yer almalı.

Kadına şiddet, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin sonucu 

New York’taki eylemde önce Erin Ersoy basın açıklamasını İngilizce okurken, Türkçe açıklamayı, Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK) adına, Kadın Partisi’nin de kurucu eşbaşkanı olan Fatma Aytaç okudu.

İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik saldırılara karşı mücadele eden 300’ü aşkın örgütten oluşan EŞİK imzalı bildiriden bir bölümü paylaşmak istiyorum:

“Bugün sözleşmenin onaylanmasından yaklaşık 10 yıl sonra, ataerkil ve kadın düşmanı gündemleriyle bazı aşırı gruplar, Türkiye’nin sözleşmeden çekilmesi için çağrı yapmakta, sözleşmenin eşcinselliği desteklediği ve aileleri yok ettiği şeklinde yanlış algılar yaygınlaştırmaya çalışmaktadır. Ailelere tehdit oluşturmak bir yana, sözleşme, kadınlara karşı her türlü mücadeleyi ve böylece aileleri, toplumları şiddetten arındırarak güçlendirmeyi hedeflemektedir.

Sözleşme, kadınlara karşı şiddetin sadece ‘insan haklarının ihlali ve kadınlara karşı bir tür ayrımcılık’ olmadığı, aynı zamanda tüm toplumlarda yaygın olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve ayrımcılığının bir sonucu olduğu üzerine kuruludur. Bu nedenle, kadına yönelik şiddetle etkin mücadele etmek için, yaşamın her alanında cinsiyet eşitsizliğini sona erdirmek üzere tedbir alınması çağrısında bulunmaktadır.

Sözleşme çok yönlü bir yaklaşımla, devletleri; şiddeti önlemek, mağdurları korumak, suçluları kovuşturmak ve her boyutta cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik politikalar uygulamakla yükümlü kılmaktadır. Haysiyet eşitliğini savunan, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği dahil her türlü ayrımcılığa karşı çıkan insan hakları ilkelerini temel almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası da, devleti ayrım gözetmeksizin tüm vatandaşları korumakla yükümlü kılmaktadır.”

Hayati bir çağrı!

Biz de protestoda, Türkiye’de kadına yönelik şiddeti reddederken, öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten iktidara yükümlülüklerini hatırlattık. 

Aynı zamanda hükümetler arası örgütlere, ulus ötesi gruplara ve insan haklarına saygı duyan herkese, Türkiye’deki kadınların şiddete karşı mücadelesini desteklemeleri çağrısında bulunduk.

Yüksek sesle “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NE DOKUNMA, UYGULA!” demeleri için çağrı yaptık!

Çünkü:

Bu çağrının canlı tutulması hayatidir. 

Bu çağrının sürekli yinelenmesi, erkek şiddeti yüzünden canından olan Özgecan’lara borcumuzdur.

Bu çağrının dünyanın her yerinden haykırılması insanlık görevimizdir!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Dindarların gazabı 22 Eylül 2021
Makas değişikliği 15 Eylül 2021