Başbakan yeni başbakanı atadı. Yeni başbakan, başbakana cumhurbaşkanı diye hitap etti. Memleketimizde önceki gün iki cumhurbaşkanlı, iki başbakanlı tuhaf bir rejim ilan edildi. Belli ki ayın 28’ine kadar, Erdoğan’ın dokunulmazlık kalkanı inmesin diye de böyle devam edecek. Erdoğan rejimi böyle bir şey. Beyefendi neyi nasıl isterse o.
Adlı adınca bir “tek adam” ülkesinde yaşıyoruz. AKP’nin kurucu kadrosundan aktif siyasette sadece Erdoğan kaldı. Abdüllatif Şener başarısız bir siyasi hamleyle yitti gitti. Bülent Arınç, “özgül ağırlığıyla” ve artık kimsenin ciddiye almadığı sitemleriyle kariyerini yavaş yavaş sonlandırmakta. Abdullah Gül ise çoktan tasfiye edildi.
Geri kalan birçok kişi de “üç dönem” kuralıyla sönük birer hatıra olarak gazete arşivlerinde kalacak.
Erdoğan, atmosferden çıkmak için kullandığı parçaları yavaş yavaş bırakarak yükselen bir roket gibi ilerlemekte. Safralarını atıp kendince hafifleyip ilerlerken de partisine ve hükümetine bir mutemet bulması gerekiyordu. O mutemedi de Davutoğlu’nun şahsında buldu.
Böylece cumhuriyet tarihinin açık ara en başarısız dışişleri bakanı başbakan olmuş bulundu. Kendisiyle ne kadar övünse azdır. Musul’da kifayetsizliğiyle tesbih çeker gibi kafa kesen canilere ülkenin diplomatlarını teslim eden bir ihtiras küpünün bile başbakan olabileceğini cümle âleme ispat etti.
Reise tam sadakat ve onun emellerinin emir eri olmak ilerlemek için tek kıstas. Davutoğlu, dış politikada meşhur masaldaki öküze özenen kurbağa gibi şişinerek çatladı.
Başbakanlığı da çok farklı olmayacaktır. Zaten muhtemelen tepesinde hep hissedeceği Erdoğan gölgesiyle demokrasiye geçildiğinden beri en güçsüz başbakan olacak.
Erdoğan’ın giderek dozu artan ve Gezi sürecinden bu yana artık tedavisi imkânsız halde görünen paranoyak hayalperestliğine çok uygun biri Davutoğlu.
Hiçbir temeli olmayan garip bir fantezi dünyası kurmuş, gerçekliğe de kendi fantezilerine uymadığı için isyan eden biri. Dünyayı din eksenli medeniyet alanları arasında bir çatışma alanı olarak gören ve İslam medeniyetinin liderliğine kafayı takmış olan Davutoğlu’nun siyasette ilerlemesi memleketin başına gelmiş en berbat talihsizliklerden sayılır.
Gördüğü halisünasyonların neticesini dış politikada gördük. Şimdi Erdoğan’la beraber görecekleri ortak halüsinasyonları tecrübe edeceğiz.
AKP içinde görece makul sayılabilecek olanların da hızla tasfiye olacağını izleyeceğiz. Hükümet ve parti muhtemelen iyiden iyiye Erdoğan’ın sözünden çıkmayacak bir yapıya bürünecek.
Bu da daha sert, daha ayrıştırıcı ve daha kamplaştırıcı bir siyasi iklim anlamına geliyor.
Stratejik derinliklerde ülkeye defalarca vurgun yedirmiş başarısız bir hayalperest, IŞİD’i dahi zulüm görmüş Sünnilerin tepkisi olarak değerlendiren bir mezhep siyasetçisi yeni başbakanımız.
Davutoğlu, Erdoğan tarafından başbakanlığa atanmasından sonra AKP’yi “kıyamete kadar sürecek olan bir adalet ve hak mücadelesi” olarak tanımladı.
Başbakanlığı da dışişleri bakanlığı gibi olursa, merak buyurmasın kıyamet pek yakındır.
Davutoğlu Kıyameti
Yazarın Son Yazıları
Tutuklu yargı
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor
Kimiz biz?
Trump gidiyor mu?
Milli birlik
Gemi ve kaptan
Yazık ettiniz efendiler
Krizin faturası
Trump, Erdoğan, Brunson
Brunson meselesi
Yapalım yargıda şeyini...
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken
Anayasa yok
Afrika tipi başkanlık
Muhalefet partilerinin hali
Yılgınlık
Soylu ne yapıyor?
Nasıl olacak?
Demokrasi. Şimdi!
Büyük uzlaşmaya doğru
Bir hafta kala
Az kaldı
İhtimaller
Adayı alkışlamak
En tuhaf seçim
Akıldışı
Nedir bu ‘senaryo’?
Gençlik Bayramı
Tekme
Seçime damgasını vuranlar
Bir umut
T A M A M derken
Sıkıcı manifesto
Devlet imkânı
100 bin imza?
Teşhis ve tedavi
İlk tur, ikinci tur
Biraz dinlen
Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi
Cin şişeden çıktı