Harç bitti, yapı paydos
Özgür Mumcu
Son Köşe Yazıları

Harç bitti, yapı paydos

30.09.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Ahmet Davutoğlu, pek tartışılan Stratejik Derinlik adlı opus magnum’unda Türkiye’nin bir eksen ülkeden, merkez ülkeye geçmesinin yollarını anlatıyordu. Bunun için Türkiye’nin “tarihi derinliği ile stratejik derinliği arasında yeni ve anlamlı bir bütün oluşturma ve bu bütünü coğrafi derinlik içinde hayata geçirmesi” gerekiyordu.
Yani eski Osmanlı topraklarında ve daha geniş olarak da İslam dünyasında konumunu sağlamlaştırması şarttı. Davutoğlu’na göre Batı’daki hedefleri tutturmanın yolu da buydu.
Nasıl İran’da yerini sağlamlaştıran Selçuklu, Anadolu’ya geçmişse, Anadolu’da yerini pekiştiren Osmanlı da Balkanlar’a yol alabilmişti. Yani “yay geriye doğru ne kadar gerilirse”, “ok da ileriye o denli hızlı” gidecekti.
Tarihte edilgen değil etken” olmak için, tarih “okuyan değil yazan” bir toplum olmak için başka bir yol yoktu.
Türkiye, mesela Birleşik Krallık gibi diğer imparatorluk kökenli devletlere benzemezdi. Osmanlı, onlar gibi bir merkezperiferi ilişkisi içinde sömürgecilik yapmamıştı.
Hindistan’daki Müslüman Türkler ya da Endülüs Emevileri örneklerine benzer şekilde kuşatıcı bir imparatorluk mirasının taşıyıcısıydı.
O sebeple, Soğuk Savaş’ın dondurucu etkisi geçtiğine göre parantez kapanabilir, restorasyon başlayabilirdi.
Bunun için de toplumun tekrar özgüven kazanması gerekiyordu. Özgüven kazanacaktık ki merkez ülke olabilelim.
Komşularla sıfır sorun” politikası da bu amaca hizmet edecekti. Hinterland’ımızla ne kadar iyi ilişkiler kurarsak yani tarihi derinliğimize dayanan stratejik bir derinlik yaratabilirsek, coğrafi bir derinlik de kazanacaktık.
Her seçimden sonra balkon konuşmalarında çeşitli İslam şehirlerine selam göndermenin sebebi buydu.
Yayı Doğu’ya doğru gererek oku Batı’ya sallayacaktık.
O vakitler Türkiye’nin Soğuk Savaş’tan sonra zaten Ortadoğu’da da, Orta Asya’da da, Balkanlar’da da tarihi derinliğini kullanan bir politika izlemeye çalıştığını, söylenenlerin de o açıdan yeni bir şey olmadığını dile getirenler yeni ufukları anlamamakla suçlanıyordu.
Davutoğlu’nun arayışlarının eninde sonunda yayılmacı bir İslamcılıkla, milliyetçi bir Osmanlıcılıkla neticeleneceği itirazında bulunanlar Batı hayranı iradesiz korkaklar olarak damgalandı.
Huntington’ın medeniyetler çatışmasına karşı gibi görünen bu dış politika tezinin aksine, o çatışmanın paradigmasını kabul edip içselleştirdiği ve yeniden ürettiğini anlatmaya çalışanların sesi dinlenmedi bile.
Doğu’ya doğru gerilen yay, “Arap Baharı” ile beraber kırıldı. Batı’ya doğru gidecek olan ok, memleketin böğrüne saplanmak üzere.
Özgüven, içi boş bir İslamcı böbürlenme ve ecdat cilalı arkaik bir kofluktan ibaret kaldı.
Türkiye, “Arap Baharı”nda istikrarsızlığı önleyici gerçek bir model olabilecekken, istikrarsızlığa katkıda bulunmakla kalmadı, kendi de bu istikrarsızlığa doğru hızla çekildi.
Bugün de tarihi derinlikle bütünleşmiş stratejik derinliğin coğrafi derinlikle bütünleşmesinden geriye, Suriye’nin kuzeyinde dar bir alana TOKİ’ye ev yaptırma projesi kaldı.
Eksende değil merkezde yer alınacaktı. Müteahhitlik ve inşaat kalfalığında karar kılındı. Hem de asla inşa edilemeyecek binalar için.
Yani harç bitti, yapı paydos.  

Yazarın Son Yazıları

Tutuklu yargı

Tutuklu yargı

Devamını Oku
05.09.2018
Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Ete doyan vatandaş balığa yöneliyor

Devamını Oku
30.08.2018
Kimiz biz?

Kimiz biz?

Devamını Oku
29.08.2018
Trump gidiyor mu?

Trump gidiyor mu?

Devamını Oku
23.08.2018
Milli birlik (22.08.2018)

Milli birlik

Devamını Oku
22.08.2018
Gemi ve kaptan

Gemi ve kaptan

Devamını Oku
15.08.2018
Yazık ettiniz efendiler

Yazık ettiniz efendiler

Devamını Oku
11.08.2018
Krizin faturası (08.08.2018)

Krizin faturası

Devamını Oku
08.08.2018
Trump, Erdoğan, Brunson

Trump, Erdoğan, Brunson

Devamını Oku
04.08.2018
Brunson meselesi

Brunson meselesi

Devamını Oku
02.08.2018
Yapalım yargıda şeyini...

Yapalım yargıda şeyini...

Devamını Oku
28.07.2018
Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Orta ve Doğu Avrupa’yı gezerken

Devamını Oku
25.07.2018
Anayasa yok

Anayasa yok

Devamını Oku
14.07.2018
Afrika tipi başkanlık

Afrika tipi başkanlık

Devamını Oku
11.07.2018
Muhalefet partilerinin hali

Muhalefet partilerinin hali

Devamını Oku
07.07.2018
Yılgınlık

Yılgınlık

Devamını Oku
04.07.2018
Soylu ne yapıyor?

Soylu ne yapıyor?

Devamını Oku
30.06.2018
Nasıl olacak? (28.06.2018)

Nasıl olacak?

Devamını Oku
28.06.2018
Demokrasi. Şimdi!

Demokrasi. Şimdi!

Devamını Oku
23.06.2018
Büyük uzlaşmaya doğru

Büyük uzlaşmaya doğru

Devamını Oku
20.06.2018
Bir hafta kala

Bir hafta kala

Devamını Oku
16.06.2018
Az kaldı

Az kaldı

Devamını Oku
13.06.2018
İhtimaller

İhtimaller

Devamını Oku
09.06.2018
Adayı alkışlamak

Adayı alkışlamak

Devamını Oku
06.06.2018
En tuhaf seçim

En tuhaf seçim

Devamını Oku
31.05.2018
Akıldışı

Akıldışı

Devamını Oku
30.05.2018
Nedir bu ‘senaryo’?

Nedir bu ‘senaryo’?

Devamını Oku
26.05.2018
Gençlik Bayramı

Gençlik Bayramı

Devamını Oku
19.05.2018
Tekme

Tekme

Devamını Oku
17.05.2018
Seçime damgasını vuranlar

Seçime damgasını vuranlar

Devamını Oku
16.05.2018
Bir umut

Bir umut

Devamını Oku
12.05.2018
T A M A M derken

T A M A M derken

Devamını Oku
10.05.2018
Sıkıcı manifesto

Sıkıcı manifesto

Devamını Oku
09.05.2018
Devlet imkânı

Devlet imkânı

Devamını Oku
03.05.2018
100 bin imza?

100 bin imza?

Devamını Oku
02.05.2018
Teşhis ve tedavi

Teşhis ve tedavi

Devamını Oku
28.04.2018
İlk tur, ikinci tur

İlk tur, ikinci tur

Devamını Oku
26.04.2018
Biraz dinlen

Biraz dinlen

Devamını Oku
25.04.2018
Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Geçmişin Türkiye’sinin erken seçimi

Devamını Oku
21.04.2018
Cin şişeden çıktı (18.04.2018)

Cin şişeden çıktı

Devamını Oku
18.04.2018