Adnan Binyazar

Analık duyarlılığı

14 Haziran 2024 Cuma

Çocuk açısından ana baba ne ise ana baba için de çocuk odur. Orhan Veli Kanık’ın “Masal” adlı şiirinin özünde bu etkileşim dengesi yatıyor: 

“Çocuk ruhum kaygılardan âzâde,/ Yüzlerde nûr, ekinlerde bereket.../ At üstünde mor kâküllü şehzâde,/ Unutmağa başladığım memleket...

Şakagˆımda annemin sıcak dizi,/ Kulağımda falcı kadının sözü,/ Göl başında pâdişâhın üç kızı,/ Alaylarla Kaf dağına hareket...”

OLAY 

İstanbul Mustafa Pars Anaokulu yöneticileri, mezuniyet töreninde kaynaştırma öğrencisi olan otizmli Asil Ahmet Kurt’u sahneye çağırıp kutlamaya katmamışlar. 

Takma bacaklılara spor gösterileri yaptırıldığı, takma ayaklıların yarışmalara sokulduğu, tekerlekli sandalyeye bağımlı olanların eltopu oynatıldığı, elleri ayakları olmayanların ağızlarına aldıkları fırçalarla resimler yaptığı, dili dönmeyenlerin şarkılar söylediği ortamlarda, engelli olanların etkinliklerden dışlanması çağdaş eğitim anlayışıyla bağdaşmaz. 

Okulların giderek tekkeye dönüştürülerek öğrencilerin duyarlık köreltilmesine uğratıldığı bir dönemde, buna dışlanma da eklenmiş oluyor.

ANA YÜREĞİ 

Hemen her gün, gazetelerde öğretmen-öğrenci arasında yazmaya utanılacak olayların geçtiği yazılar çıkıyor. Okulları çağdaş eğitim anlayışından yoksun bırakmanın acı sonucudur bu!

Ahmet’in anası Ezgi Desovalı’nın gösterdiği tepki, çocuğuna beslediği derin duyarlığın yarattığı başkaldırıdır: 

“Yaşından dolayı oğlumun kaynaştırma öğrencisi sayılması son şansıydı. Rehabilitasyon kararı, onun okula devam etmesini öngörüyordu. Ben de öbür öğrencilerle kaynaşım içinde olsun diye yıl boyunca savaş verdim. Bıktım usandım artık ilgisizlikten, özel durumdaki çocukların yok sayılmasına artık dayanamıyorum!”

YAKINMA

Çocuk sahibi olmadım ama 50 yıllık öğretmenliğimde, binlerce çocuğun anasının babasının yüreğinin sesini duydum içimde. 

Ananın, sinirsel gelişim bozukluğu olan otizmli oğlunun okul etkinliklerinden yoksun bırakılması karşısındaki tepkisi bir yürek patlamasıdır: 

“Sınıfı öğleye kaydırıldı. Her gün oğlumun kaynaşmasını beklerken gerçeği anlayınca yıkıma uğradım. Bugün de oğlumun mezuniyet toplantısına gittim. Tüm sene onun adının bile öğrenilmediğinin ayrımına varınca hayal kırıklığına uğradım, gözümün yaşı kurudu!”

Oysa okul yönetimine ananın söylediklerini değerlendirmek düşerdi. Böylece öğretmen, görevini yerine getirmiş olur, çocuk “kaygılardan uzak” durur, dertli ana mutluluğa ererdi. 

Oysa yöneticiler bu olasılıkları düşüneceğine, bakanlığın soruşturma açmasını ileri sürerek sorunu geçiştirmeye kalkıyorlar. 

Eğitimde tüm olumsuz uygulamalar bakanlığın başının altından çıktığına göre  bundan çözümlü bir karar çıkmayacağı kesindir. Duyarlı anaya da sorunu içine gömmek düşüyor.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Söz öğretmende 12 Temmuz 2024
Hak aramak yasak! 5 Temmuz 2024
Erdemli insanlar yurdu 28 Haziran 2024

Günün Köşe Yazıları