Adnan Binyazar

Nâzım’la Vera

22 Ekim 2021 Cuma

Hayalde canlandırmak ne denli önemli olmalı ki Yahya Kemal Beyatlı, “Deniz Türküsü” başlıklı şiirini “insan âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar” dizesiyle bitirir. 

Hayal, insana umut kapıları açar. Kendine o yolu kapalı tutanların çoğu, gerçeklerin yüklediği ağırlık altında kendilerini çöküntüye uğratmıştır.  

İnsanı düşler dünyasında yaratılış arayışına sokan, hayal dünyasında oluşturduğu kurgulardır. Dünya yazınının ilk romanı Don Quijote’u yazan Cervantes, 9. Senfoni’yle doğanın çıkardığı sesleri bestesiyle ölümsüz kılan Beethoven, resimleriyle insanı yeni biçimlerle yansıtan Picasso gibi sanatçılar başarılarını yaratıcı kurgularına borçludur. 

Belli ölçüde de olsa kurgu gücü olmayan yoktur. Araç yapanlar bile onu önce kafasında kurgular.  

NÂZIM

Dr. Tuncay Özverim, Nâzım, Vera, İstanbul ve ben... (Yay, 2021) adlı yapıtında, Nâzım’la Vera’yı belleğinde kurgulayarak canlandırıyor:  

“Bir gemiye kaptan olmuşum. Odesa bandıralı. İsmi Nâzım Hikmet. Bir yük gemisi. Bilhassa bir yük gemisine ismini vermişler, dünyada gidilmedik ülke, demir atmadığı liman kalmasın diye. Sadece belli şehirlere uğrayan bir yolcu gemisi büyük şairimiz için uygun görülmemiş.” 

Yazar, o dev şairin adını taşıyan geminin kaptanı olduğunu, her gün akşam yemeğinden önce çoğu Türk, otuz kişiyi bile bulmayan yolcularına, kendini kaybedercesine Nâzım’ın şiirlerini okuduğunu söylerken içinden şöyle diyor: “Ben mutluyum, çok mutluyum. Nâzım’ın ruhu dolaşıyor benliğimde, başımda, sanki şapkamın altında, beynimde.”

Kaptanın okuduğu şiirleri dinleyen yolcular gemiden Nâzım tutkunu olarak ayrılıyor. 

VERA

Yazar, Nâzım’ın, “Gelsene dedi bana, / Kalsana dedi bana, / Gülsene dedi bana, / Ölsene dedi bana, 

? Geldim, / Kaldım, / Güldüm / Öldüm...” dediği Rus eşini anlatırken kurguyu öyküye dönüştürüyor: 

“Kitabıma dalmışken merdivenlerden yuvarlanırcasına inen bir denizcinin bana doğru geldiğini gördüm. Nefes nefese ‘Kaptanım, size mühim bir haberim var! Nâzım Hikmet’in karısı Vera gemimizin İstanbul’a gideceğini duymuş, o da gelecekmiş...’ diyor.”

Kaptan, Vera’yı çiçekle karşılar. Vera’nın çiçeği alışındaki incelik kaptanı öylesine etkiler ki uzun süre şiir yazmayan Nâzım’ın şiire başlayışını onunla evlenmesine bağlar. 

NÂZIM’DAN KALANLAR

Sohbet boyunca hep Nâzım’ı anlatıyor Vera: 

“O benim yaşamamı ve hayattan zevk almamı isterdi. ‘Yaşamayı, hayatı ciddiye al, günlerini değerlendir, bunu isterim senden,’ derdi. Ben ondan çok gençtim. Benim daha uzun yıllar yaşamamı isterdi. (...) Bakın bana ne yazmıştı: ‘Sen sabahlar ve şafaklar kadar güzelsin. Sen ülkenin yaz geceleri gibisin... Sen memleketim kadar güzelsin.’ Tuncay Kaptan, o bana âşıktı. O ülkesine âşıktı. Ve ben onun ülkesinde bu mutluluğu tatmak istiyorum.”

Kurgu, yerini bulursa, etkisi gerçeğin sınırlarını da aşıyor. Sevilen kadın, duygularını kolayca dile getirmez. Vera, Nâzım’la ilişkilerini anlatırken içini açmak bir yana, kaptan, Nâzım’la ilgili diye onunla sevdasını paylaşır. Bu yakınlıktan etkilenen kaptan, Nâzım’ın Vera’ya yazdığı şiiri onun sesine öykünerek okur: 

“Yıllardır böyle derin uykulara dalmışlığı yoktu / saçları saman sarısı kirpikleri mavi / ak boynu uzundu yuvarlaktı / kırmızı dolgun dudaklarıysa şımarık ve somurtkandı...”  

Orhan Karaveli kitabın önsözünde “Böyledir Tuncay Özverim, sıradan işleri sevmez. Gene öyle olmuş. Yılların teknesi, o dokununca tersaneden yeni çıkmış gibi pırıl pırıl... Oysa ne gemi var ne de Tuncay Kaptan. Ne yolcular var, ne mürettebat. Ne VERA...” 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yazar-okur sargınlığı 26 Kasım 2021
Gurbet Zamanı 19 Kasım 2021
Atatürk bilinci 12 Kasım 2021
Yazıklar olsun! 5 Kasım 2021
Onuncu Yıl Nutku 29 Ekim 2021