Bizi yaşatanlar ve öldürenler...

Bizi yaşatanlar ve öldürenler...

04.07.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Yıllar önce okuduğum, yabancı bir radyo oyununun adıydı yukarıdaki başlık. Kimi zaman bir başlık, kendini sonradan zorla yineletecek kadar inatla yerleşir belleğime. Yukarıdaki de onlardan biriydi. Yıllar sonra yeniden anımsayışıma, Elias Canetti’nin “Notlar”ında rastladığım şu satırlar neden olmuştu: “Bir insanın sevgisini yıkmak için yıllar gereklidir; ama hiçbir yaşam, bir cinayetten de beter olan bu cinayete yeterince yakınabilecek kadar uzun değildir.”
İki insan arasındaki sevgiyi yıkmanın basit bir cinayetten çok öte bir şey olduğunu, belki ancak bir insanlık suçuyla eşanlamlı sayılabileceğini yaşadığım yıllar boyunca çok iyi öğrendim. Epey eski bir şiirimde, belki de aldığım bu hüzünlü dersin etkisiyle, şu dizelere yer vermiştim: “Kaç kişi kalmış, bir düşün / dünya yüzünde bir sevgiyi öldürmemiş / ve kaç birliktelik, / başkalarının yıkmak istemediği!

Geriye kalan
Bu kez aynı başlığı sanırım üçüncü kez kullanıyorum. Ama farklı bir anlamda. Çünkü şimdi kafamı uzun bir zamandan bu yana kurcalayan soru, bu ülkede peşpeşe yaşanan kitlesel ölümlerin ardından o ölümlerde sevdiklerini yitirenlerin yaşamak için neye tutunabildikleri.
Başka deyişle, onları neyin yaşatabileceği.
Ölmek, bu mesleklerin fıtratında vardır…” deyip geçemiyorum.
Ya da geride kalanların resimlerine bakıp: “Ne mutlu sizlere ki artık şehitleriniz var!” deyip kendimi avutamıyorum.
Aklıma yine Canetti’nin bu kez daha farklı, ama acımasızlıkta ilkini aratmayan bir başka sözü takılıyor: “Ölmüş bir insanın görüntüsü, onun ölümünden başka hiçbir şeyin kanıtı değildir…
Evet, ne tuhaftır ki, öldürülen sevilenlerden geriye kalan, hep aynı şey. Bir sessizlik, tuhaf bir suskunluk – o kadar.

İnsanların sevgisine katlanamayanlar
Hele sizden sevdikleriniz almış olanların cinayetleri sürüp gidiyorsa eğer, o zaman bu sessizlik ve suskunluk daha bir ezici biçimde algılanır. Çünkü Biliyorsunuz ki onlar, artık bilirsiniz ki, sizin sevdiklerinize kast etmiş olanlar, cinayetlerini her an yineleyebilirler. Çünkü onlar, cinayeti bir kez işleyebilmişlerdir. Çünkü onlar, insanların birbirlerini, hangi sıfatla olursa olsun, gerçek anlamda sevmesine asla katlanamayanlardır. İşte o zaman, artık bilirsiniz ki, onlar öldürdükçe sizin sevdikleriniz de her defasında yeniden öleceklerdir ve bunu bilmenizden kaynaklanan karabasanların son bulmasına asla izin yoktur. Biraz yukarıda sözünü ettiğim o umarsız sessizlik, varlığını her yeni cinayetle daha da yoğunlaştırarak sürdürecektir.
Sevdiğinizi, sevdiklerinizi doğal bir ölümle yitirdiyseniz eğer, zamanla kendinizi onarabilirsiniz. Bir yara izi kalsa bile, bunu taşıyabilirsiniz. Ama kitlesel bir cinayet sevdiklerinizi en beklemediğiniz anda sizden koparıp almışsa, o zaman durum çok farklıdır.
Çünkü o zaman bilirsiniz ki, üstelik çoğunlukla önlenebilecek olan böyle bir ölüm hiçbir mesleğin fıtratında yoktur.
O zaman böyle bir ölümün bundan böyle sizi yaşatabilecek her şeyi de bir anda yıkıp geçmesini hiçbir şahadetin onuru engelleyemez!  

Yazarın Son Yazıları

Papa Francis’in yeni misyonu…

Papa Francis’in yeni misyonu…

Devamını Oku
12.06.2017
‘ne garip federico adında olmak…’

‘ne garip federico adında olmak…’

Devamını Oku
05.06.2017
‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

‘Sessiz savaşçı’lığın gürültülü yollarında…

Devamını Oku
08.05.2017
Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Kültürde ‘geri kalan’ kavramı üzerine (2)

Devamını Oku
01.05.2017
Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Kültürde ‘Geri Kalan’ kavramı üzerine (1)

Devamını Oku
24.04.2017
Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Sermet Yeşil’den barış çağrıları…

Devamını Oku
17.04.2017
‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

‘Evet’ ile ‘Hayır’ arasında bir sahaf turu …

Devamını Oku
10.04.2017
Bir tiyatro açmak…

Bir tiyatro açmak…

Devamını Oku
03.04.2017
Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Tiyatron, düşleyebildiğin kadardır…

Devamını Oku
27.03.2017
‘Acil’de sabah saatleri…

‘Acil’de sabah saatleri…

Devamını Oku
20.03.2017
‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

‘Belki biraz sevgi verebilirsin …’

Devamını Oku
13.03.2017
Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Müjdat Gezen’in yaktığı göz ışıkları...

Devamını Oku
27.02.2017
Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Kirletilmemiş bir zaman parçası aramak…

Devamını Oku
20.02.2017
Kediler tekin değildir…

Kediler tekin değildir…

Devamını Oku
13.02.2017
Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Onat Kutlar’ın düşündürdükleri...

Devamını Oku
06.02.2017
Engin Cezzar da yok artık!

Engin Cezzar da yok artık!

Devamını Oku
30.01.2017
Çevirmenin yalnızlığı…

Çevirmenin yalnızlığı…

Devamını Oku
23.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘küresel finans oligarşisi’ (2)

Devamını Oku
16.01.2017
Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Erhan Ünal, Köy Enstitüleri ve ‘Küresel Finans Oligarşisi’ (1)

Devamını Oku
09.01.2017
Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Ressam Sadi Bey’in Son Tablosu…

Devamını Oku
02.01.2017
Bir aydın: Bertan Onaran

Bir aydın: Bertan Onaran

Devamını Oku
26.12.2016
İçimden yine tarih yazmak geldi de…

İçimden yine tarih yazmak geldi de…

Devamını Oku
19.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu (2)

‘Ben’in sorumluluğu (2)

Devamını Oku
12.12.2016
‘Ben’in sorumluluğu -1

‘Ben’in sorumluluğu -1

Devamını Oku
05.12.2016
Bendeki Fidel Castro…

Bendeki Fidel Castro…

Devamını Oku
28.11.2016
Ataol’un çocukları...

Ataol’un çocukları...

Devamını Oku
21.11.2016
Cumhuriyetin çizgileri…

Cumhuriyetin çizgileri…

Devamını Oku
14.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ C yanılsaması (2)

Devamını Oku
07.11.2016
Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Şu uğursuz ‘Biz, olduk!’ yanılsaması…

Devamını Oku
31.10.2016
‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

‘Hiç kimsenin kenti’nde yaşamak…

Devamını Oku
24.10.2016
Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Akademisyenlik üzerine bir tartışma...

Devamını Oku
17.10.2016
Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Göçmüş bir kültürün simgesi: Giovanni Scognamillo

Devamını Oku
10.10.2016
‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

‘Fırıldaklar Festivali’ne hoş geldiniz!

Devamını Oku
03.10.2016
Deneme üzerine birkaç not…

Deneme üzerine birkaç not…

Devamını Oku
26.09.2016
Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Evet, Tarık Akan da Türkiye’dir…

Devamını Oku
19.09.2016
Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Gündüz Vassaf’tan yarına atıflar...

Devamını Oku
12.09.2016
‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

‘Paylaşılmış yalnızlık’lara sığınmak…

Devamını Oku
05.09.2016
Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Bir kez daha: Anayasa kültürü…

Devamını Oku
29.08.2016
Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Sorun ‘Avrupalılık’ değil, uygar olmak...

Devamını Oku
22.08.2016
Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Biz nasıl bu kadar cahil kalabildik?

Devamını Oku
15.08.2016