Çankaya’nın İtibarı...

08 Aralık 2014 Pazartesi

Sayın Cumhurbaşkanı’ndan Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyetnamesi hiçe sayılarak inşa edilen yeni “mekânı” için bir gerekçe duyduk: “İtibarda tasarruf olmaz!” (Bu, “ne kadar da doğru şeyler söylemiş olan eskiler”den bir alıntıymış. Bu, ya da buna benzer bir söz.)
Olabilir. Yani söylenmiştir herhalde böyle bir şey. Ama hangi zamanda ve ne bağlamda, onu bilemiyoruz. Ama gerçekten bilmek isterdik. Çünkü Ankara’nın göbeğinde, kesilen binlerce ağacın yerine yapılan ve “Ak-Saray” diye anılan o ucube ne mimarlık sanatı ne de o makam için bir itibar kaynağı olabilir.
Oysa asıl itibarlı mekân, Mustafa Kemal’den beri hazırdı. Geçen yüzyılın dünyaca ünlü Avusturyalı mimarı Clemens Holzmeister (1886-1983) tarafından yapılan, “Pembe Köşk” ya da “Atatürk Evi” diye de anılan Cumhurbaşkanlığı Köşkü.
Tek başına binaların -onları tasarlayıp inşa eden sanatçıların dışında kalan- kişiler için “itibar kaynağı” olabildikleri tarihte hiç görülmedi. Kişisel itibar, adı üstünde, “kişilikten” kaynaklanır ve onunla birlikte ilişkisi bulunan binaları da kapsar.
Mustafa Kemal, ölünceye kadar Ankara’da, bir zamanlarki “Bağ Evi”nin yerine yapılan Çankaya Köşkü’nde yaşadı.
Sevr gibi yüz kızartıcı bir belge ile son bulan Osmanlı İmparatorluğu’nun yerine kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni birkaç yıl içersinde döneminin en “itibarlı” devletleri arasına taşıyan bütün devrimlerini Çankaya’da gerçekleştirdi.
Devlet Konservatuvarı’nın ve Devlet Tiyatroları’nın kuruluşunu Çankaya’da tasarladı.
Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’nu Çankaya’da hayata geçirdi.
Üniversite reformunu Çankaya’da oluşturdu.
Türk kadınına seçme ve seçilme haklarını tanıyan yasayı Çankaya’da imzaladı.
Laiklik ilkesini temel bir ilke olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri arasına Çankaya’da kattı.
1938 Kasımı’nda, cenazesi Ankara’daki katafalka yerleştirildikten sonra, o zamanki kordiplomatik duayeni olan Alman Büyükelçisi, Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’ndan acele randevu isteyerek cenaze töreninde yabancı büyükelçilik temsilcileri için nasıl bir düzenleme düşünüldüğünü sordu. Bakandan: “Sizde böyle büyük insanlar öldüğünde nasıl hareket ediyorsanız öyle hareket edin!” cevabını alınca da, tarihe geçen şu sözü söyledi: “Sayın Bakan, bizde bu kadar büyüğü hiç ölmemişti!”
İtibar mı arıyorsunuz?!
Mustafa Kemal, 1923-1938 yılları arasında, yani Cumhurbaşkanlığı boyunca, hiçbir dış geziye çıkmadı. Ama, başta İngiltere olmak üzere, Milli Mücadele boyunca hasmı olan bütün yabancı ülkelerin devlet ve hükümet başkanları onu ziyaret ettiler.
Onları, Çankaya’da ağırladı.
Aynı devletler, Ankara’daki cenaze törenine ona saygı için askeri merasim birlikleri gönderdiler.
Yoksa sizlerin, yani itibar arayanların asıl niyeti, O’nun itibarını mı sarsmak ya da silmek?
Ne haddinize!


Yazarın Son Yazıları

Bir tiyatro açmak… 3 Nisan 2017