Biz Ne Diyorduk ki?

14 Haziran 2013 Cuma

Tayyip Bey, dediğim dedik direniyor ve bu tavrında milim değişiklik olmayacağını ilan ediyor:

\n

- Kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez.
Okuyunca kahkahayla güldüm ve kendi kendime söylendim:
- Peki, yıllardır biz ne diyorduk ki?
Tayyip Erdoğan’ın değişmediğini, demokratik ve çoğulcu bir toplumun yandaşı olmadığını, dünya görüşü gereği hiçbir zaman da öyle olamayacağını yıllar yılı söyleye söyleye dilimizde tüy bitti.
Olağanüstü yetkili mahkemelerle hukuku çiğneyerek insanları hapse tıkan Tayyip Bey’in bu tavrı karşısında kimi
“liberaller” bin dereden su getiriyorlardı:
- Efendim bunlar usul, bunlar ayrıntı, ama askeri vesayet kalkıyor.
Hukukta öz ile usulün birbirlerinin ayrılmaz parçaları olduğunu anlatmaya çalıştık \tanlı şanlı avukatlara...
Tınmadılar.
“Askeri vesayeti ortadan kaldırıyorum” bahanesiyle yargı bağımsızlığını çiğneyip, hukukun gereklerini yerine getirmeyenlerin, sivil vesayet rejiminin kurucuları olduklarını izah etmeye çalıştık, anlı şanlı demokratlara...
Aldırmadılar.

\n

***

\n

Toplumun numaracı cumhuriyetçilerine, özgürlüklerin kimi ulvi amaçlar uğruna zaman zaman ortadan kaldırılabileceğine iman etmiş sözde liberallerine, yargı bağımsızlığı olmasa da olur diye düşünen, hukukun yalnız bir grup insan için var olması fikrine hiç itiraz etmeyen demokratlarına göre Tayyip Erdoğan değişmişti, artık demokrat olmuştu, vesayeti tasfiye ediyor, demokrasinin önünü açıyor, Türkiye’yi Avrupa’ya götürüyordu.
O artık ılımlı İslamın temsilcisiydi.
Ilımlı İslam ile demokrasiyi getirecek, Türkiye’yi Avrupa’ya götürecekti.
Erdoğan, bütün bölgeye örnek teşkil edecek, demokrasi yayacak bir modeldi.
Oysa kendisi söylüyordu:
- Ben BOP’un eşbaşkanıyım.
BOP’un bölgeye ve İslam âlemine nasıl bir barış ve özgürlük getirdiğini Irak’ta yaşayarak gördük.
Aslında ne Türkiye’deki demokrasi umurundaydı Tayyip Bey’in ne de bölgedeki...
O, ne demokrasi getirmek peşindeydi, ne de Türkiye’yi Avrupa’ya götürmek.
Numarasının püf noktası, emellerini küreselleşen kapitalizmin çıkarlarıyla bağdaştırma hünerini göstermiş olmasıydı.
Ilımlı İslamın değil,
“uyumlu İslam”ın simgesiydi...

\n

***

\n

Onun için iktidara gelmişti, onu sürdürdükçe iktidarını da devam ettirebilecekti.
Türkiye’ye demokrasi getirmesi falan kimsenin umurunda değildi.
Dilediği kadar nobran, dilediği kadar hoyrat, dilediği kadar demokratik denetime karşı, dilediği kadar baskıcı, dilediği kadar buyurgan, dilediğince diktatör olabilir, her türlü özgürlüğü ayaklar altına alabilir, demokrasiyi rafa kaldırabilirdi.
Ondan değişmesi, demokrasi gömleğini üstüne geçirmesi beklenmiyordu.
Yeter ki, kendisine yüklenen işlevi layıkıyla yerine getirebilsindi...
Yeter ki, kendisini iktidara taşıyanların denetiminden çıkıp özerk davranışlara tevessül etmesindi...
Yeter ki, kasten olmasa da, içinden gelenlerin tepisiyle, kendi başına işler yapmaya, sözler söylemeye kalkmasındı...
Yeter ki, misyonunun gerektirdiği kadar esnekliği muhafaza edebilsindi...
Bunları yapamadığı zaman, ipini çekerler, yerine başkasını getirirlerdi.
Bunu da değiştiği veya değişmediği için değil, artık işe yaramadığı için yaparlardı.
Tayyip Bey gitse bile değiştiği için gitmeyecek.
Tayyip Bey, açıkça beyan ediyor:
- Kusura bakmayın bu Tayyip Erdoğan değişmez.
Kahkahayla gülüyor ve soruyorum:
- Tayyip Bey’de demokrat vehmeden efendiler, yıllar yılı biz size ne diyorduk ki?

\n

Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020