Dersim’e Bakmak

23 Kasım 2014 Pazar

Sevgili,
Sana “tarihe bakmak arabanın dikiz aynasına bakmak gibidir” desem ilk bakışta
biraz yadırgayacağını biliyorum.
O kadar acele etme! 20. yüzyılın önemli siyaset bilimcilerinden Maurice Duverger her ulusun geçmişine isteklerini, arzularını geleceğe yönelişlerini haklı kılacak şekilde
bakmakta olduğunu söyler.
Doğan Avcıoğlu, hangi savı savunursanız savunun, onu tarihte destekleyecek bir sürü kanıt bulmanızın mümkün olduğunu söylerdi.
Şimdi gelelim tarih ve dikiz aynası kıyaslamasına. Her ikisi arasındaki benzerlik de bakıştaki amacın geriye değil, ileriye yönelik olmasıdır.
Yani arabada ilerlerken sollamak istediğinde veya sağa çekmeye karar verdiğinde, dikiz aynasından geriye bakarken bakışının açısını ileriye yönelik amacın belirler.
Arkadaki gelişmelerin değerlendirmesi ileri dönük yönelişle bağlantılıdır.
Evet dikiz aynası, ileriye yönelik amaçlarına bağlı olarak geriye göz atmanın aracıdır.

***

İnsanlar ve uluslar tarihlerine de öyle bakıyorlar.
Sübjektivist ulus kavramının teorisyeni Ernest Renan, ulusun, ortak bir geçmişten
kaynaklandığını söyler. Bununla da yetinmez, üstelik bu ortak geçmişin, gerçekte
yaşanan geçmiş değil, “varsayılan” bir ortak geçmiş olduğunu belirttikten sonra da
ekler. Yoksa, her an geçmişi olduğu gibi ansak işin içinden çıkamayız. Unutmayın
ki merkezi iktidar, Fransa’nın güney bölgelerini kendisiyle bütünleştirmek için elli yıl
süren vahşet ve zulüm girişimlerinde bulunmuştur ama artık insanlar bunu
hatırlamazlar der.
Gerçekten de öyledir, tarihimize bakarken Anadolu birliğinin sağlanması için,
Osmanlı’nın Anadolu Türk Beylikleri’ne karşı uyguladığı politikanın, zulmün
ayrıntılarını ne hatırlayan vardır, ne de hatırlatan.
ABD’de henüz dün kadar yakın olan kuzey-güney savaşı ve savaşta, kuzeylilerin
güneylileri kırması ikide bir dile getirilse ve de habire özür dilenmesi istense o
Amerikan halkının birliği ve dirliği ne olur dersin?
Kısacası tarihlerine, kendi birlikte yaşama arzularını güçlendirecek, ortak bir
geleceğe yönelme emelini pekiştirecek şekilde bakabilenler ulus oluyorlar.
Tarihte herhangi bir olaya ister saltanatın kaldırılması olsun, ister Tevhidi Tedrisat Yasası, ister Dersim isyanı, ona hangi amaçla baktığına bağlıdır.
Şimdi olaya bu açıdan bakalım.
Dersim’de Cumhuriyete karşı bir ayaklanma olmuştur. Bu ayaklanma bastırılırken
vahşi zalim yöntemler kullanılmış, masum insanlar vahşice öldürülmüştür.
Şimdi bu olaya nasıl bakacağız?
Cumhuriyet tarihinin, kimileri gibi yetmiş küsur yıllık bir zulüm olduğunu düşünenler soykırıma kadar varan yorumlar yapacaklar.
Durup dururken geriye bakmanın ve Dersim’i ısıtıp ısıtıp öne koymanın zaten ileriye yönelik bir amacı vardır.
Tarih durup dururken hatırlanmaz.
Cumhuriyeti Aydınlanması, Rönesansı eğitim seferberliği; sanayileşmesi sağlıktaki devrimi, sonunda çok partililiğe evrilmesiyle birlikte bir bütün olarak ele alıp da genelde bilançosunun olumlu olduğunu düşünenler ise devletin bir isyanı bastırmakta haklı olduğunu ama kullandığı yöntemlerde, haksız ve kusurlu, hatta zalimce olduğunu kabul ederler.
Cumhuriyeti desteklemek demek Dersim’de her olanı desteklemek değildir. Aynı şekilde demokrasiyi desteklemek demek, devletin isyanları seyretmesini istemek demek değildir.
Unutmayalım her ulus devletin yaşamında utanılacak olaylar olmuştur. Bunun tek istisnası yoktur.
Bu arada adı Cumhuriyet ile özdeşleşmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin sorunu da Dersim olaylarını değerlendirirken bunu Cumhuriyetin bütünü içindeki yerine doğru dürüst oturtmak noktasında düğümleniyor.
Önce sen Cumhuriyete nasıl baktığını, hangi geleceği istediğini söyle, sonra Dersim’deki yanlışları kınamak işin kolay yanı.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fotoğraf falı 18 Haziran 2021