Dindar ve kindar nesil nal topluyor

11 Aralık 2016 Pazar

OECD tarafından her üç yılda bir düzenlenen fen, matematik ve okuma alanlarında uluslararası öğrenci değerlendirme raporu PISA 2015 sıralamasında, Türkiye, her üç alanda da OECD ortalamasının altında kalmış bulunmaktadır.
PISA 2015 Türkiye’nin 12 yıl önce, yani 2003’te almış olduğu puanların da altına düşmüş olduğunu da gösteriyor
PİSA sonuçlarının ortaya serdiği gerçekler şunlar:
- Türkiye’nin eğitim seviyesi OECD ortalamasının altındadır.
- Türkiye’de eğitimin seviyesi, yükselmemekte, bilakis yıldan yıla düşmektedir.
- AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana düzey düşüşü ivme kazanmış bulunmaktadır.
- Eğitimin, son 12 yılda ivme kazanmış olan düşüşü, hem kendi içinde, hem de OECD ülkeleri ortalamasıyla kıyaslandığında, AKP’nin Milli Eğitim politikası ülke çıkarları açısından son derece zararlı olmuştur.

***

Hemen belirtmek isterim ki, bu noktaya bilerek, isteyerek, büyük çabalar harcayarak gelinmiştir.
Sonuç, AKP iktidarının temel taşlarından biri olan “eğitim karşı devrimi”nin ürünüdür.
Köhnemiş ve çökmüş Osmanlı’dan, perişan bir ekonomi devralan Cumhuriyet, sanayii olmayan, harap, köylü ülkede kalkınmanın motor gücü burjuvazi ve işçi sınıfı yokluğunu eğitim seferberliğiyle gidermeye çalışmıştır.
Cumhuriyetin seferberliğinin, Osmanlı’nın kendisinden önce başlattığı seferberlikten değişik yanı, ezbere dayalı değil, sorgulayıcı tartışmacı ve karma, yani laik ve aydınlanmacı olmasıydı.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür, laik, aydınlanmacı kuşaklar yetiştirmek isteyen Cumhuriyet, bu eğitim seferberliği sayesinde başlangıçta büyük başarılar kazanmıştı.
Eğitimde elde edilen sonucu, eski bakanlardan, uluslararası alanda, Dünya Bankası Başkan Yardımcılığı’na kadar yükselen Atilla Karaosmanoğlu’nun “Tüm öğrenimimi Cumhuriyetin Milli Eğitim kurumlarında yaptım ve bu bana bütün uluslararası görevlerimde yeterli oldu” sözleri çok güzel açıklamaktadır.
Bu olguyu, Cumhuriyetin kurucuları kadar onun kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyenler de çok iyi kavramışlar ve Cumhuriyete saldırılarını o cephede yoğunlaştırmışlardır.
Onların amaç ve stratejileri Cumhuriyetin kazanımlarını, geldikleri kapı olan laik Milli Eğitim yoluyla geri göndermekti.
Eğitim seferberliğinin başlangıç aşamasındaki sağlamlığı, tartışmacı, sorgulayıcı, karma, laik eğitime yönelik saldırıların sonuç vermesinin uzun zaman almasına neden olmuştur.

***

Çok partili yaşamın daha ilk adımlarında başlayıp zamanla ivme kazanan saldırı, AKP iktidarı sırasında amacına ulaşmıştır.
Tartışan, sorgulayan, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür Cumhuriyet kuşakları yerine AKP, “dindar ve kindar nesiller” yetiştirmeye koyulmuş, Milli Eğitim’in yapısını ona göre düzenlemiştir.
Ve bu dindar, biatçı nesil şimdi uluslararası alanda nal toplamaktadır.
Olay bundan ibarettir.
Sorgulama, yerine biat kültürüyle yetiştirilmiş bir ümmetin ülkesi demokrasi, bilim, sanat ve ekonomi, kısacası her alanda nal toplamaya mahkûmdur.
İşin en vahim yanı ise cahil toplumun, cehaletin karanlığından kurtulma iradesine de sahip olamayacak olmasıdır. Çünkü cehaletin yapısı kendi varlığından değil şikâyetçi, haberdar bile olmaz. Ancak bilgi ve bilinç cehaletten şikâyetçidir ve her zaman daha fazla bilmek, öğrenmek ister.
Durum böyle olunca da, cahil toplumlar, her alanda nal toplama sarmalına girerler.
Korkarım ki, Türkiye’nin gelecekte bir avuç kalacak olan bilinçli insanları, Yahya Kemal’in “Sessiz Gemi”sini, “Cahil gemi” olarak değiştirip şu şekilde terennüm edeceklerdir:
“Artık demir almak günü gelmişse çağından
Cehalete giden bir gemi kalkar bu limandan
...
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden
Birçok seneler geçti, vazgeçen yok cehaletinden”  


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020