Gönlümün Adayları

09 Haziran 2011 Perşembe
\n

Seçime hep bir tarafından bakarız ve onu yalnızca bir şeyi almak olarak algılarız.

\n

Oysa seçmek aynı zamanda, birçok olasılık içinden birini yeğlemektir. İki olasılıklı bir seçimde iş nispeten kolaydır. Birini almışızdır, öbürünü de bırakmış. Neredeyse aktifi pasifi eşit bir konumdur söz konusu olan. Ama olasılıklar ikiden ne kadar fazla ise aldığımız ile bıraktığımız arasındaki fark o kadar büyümekte, bir almaya karşılık, birçok mümkünü de bırakmaktayız. Yani artık bıraktıklarımız, aldığımızdan fazla olmaktadır.

\n

Çok düşünmeyenler, almayı akıllarına koyduklarının büyüsüne kapılıp, neleri bıraktıklarına fazla dikkat etmez. Sonuç ya buruk bir sevinç ya da kimi zaman hüsran olur.

\n

Türkiyede özellikle genel seçimlerde bu tür seçenek çokluğuyla sık karşılaşılmıyor.

\n

Hep demokrasinin varlığı ile yokluğu arasında iki seçeneğe sıkışmış oluyoruz.

\n

Ya da belki de, daha doğrusu, seçenek ikiden fazla olduğu halde, görüşümüz bizi bu ikisi arasında sıkışmış gibi yanıltıyor.

\n

Bir seçim daha yaşıyoruz.

\n

Ve ciddiyetle inanarak söyleyebilirim ki, demokrasimizin olduğu kadar varlığımızın biçimi de buna bağlı.

\n

Yanlış anlaşılmasın! En büyük sürprizle bile bir anda tekrar demokrasiye dönemeyiz.

\n

***

\n

Artık en iyi sonuçlar bile (“en iyi sonuçlarmı, yoksa aslında en az kötü sonuçlarmı var? Onu bilemem...) artık bize demokrasiye yeniden dönüşün mihnetli sürecinin yolunu açabilir ancak.

\n

Çoğu kişi hesabını buna göre yapıyor.

\n

Bu olgu da, seçeneklerimizi daraltma durumunu doğuruyor.

\n

Öyle bir seçimi daha yaşıyoruz.

\n

Onun için, demokrasi açısından oylarımızın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini, oraya buraya dağıtılarak heba edilmemesi gerektiğini sanıyoruz.

\n

Acaba öyle mi?

\n

Lafı daha da uzatmaya gerek yok.

\n

Cumhuriyet Güç Birliği ve bağımsız adaylardan söz edeceğim.

\n

Önce bir noktayı belirteyim. Hem seçimin demokrasi ve özgürlük için fırsat olduğunu görüp, hem de, tutukluluk yoluyla infaz edilenlerin özgürlüklerini ikinci plana itmenin saçma ve çelişkili olduğunu düşünüyorum.

\n

Silivride hapis yatanları görmezden gelerek, bu mücadeleyi yürüttüğünü söylemek dürüst değildir.

\n

Silivride hapis yatanlara destek vermemiz, onların Ergenekon veya Balyoz davalarından yargılanmalarından değil, tutuklu yargılanmalarından kaynaklanmaktadır.

\n

Eğer, tutukluluk yoluyla infaz edilmeseler, tutuksuz yargılansalardı, durum değişik olurdu.

\n

***

\n

CHPnin bu gerçeği kavrayıp duyarlılık göstermesini ne kadar olumlu buluyorsam, demokrat kişiliği ve Cumhuriyet Mitinglerinin organizasyonundaki etkin öncülüğüyle sivrilmiş, Tuncay Özkanı neden listesinden aday göstermediğini o kadar anlayamıyor ve bu olumsuzluğa katlanamıyor, ayrımın hangi ölçüte dayandığını kavramıyorum.

\n

Eğer İstanbulun 1. bölgesinde oy veriyor olsaydım, içtenlikle söylüyorum ki, hiç tereddütsüz oyum Tuncay Özkana idi.

\n

Tuncay Özkana destek vermek istemem yalnız haksızlık karşısındaki isyandan değil, aynı zamanda politik alanda başarılı bir önder olduğunu kanıtlamış olan Tuncayın parlamentoda değişik bir ses olma ve demokrasi mücadelesine yeni boyut katma potansiyelini taşımasından da kaynaklanmaktaydı.

\n

Aynı şeyler yaşamının belirli bölümlerindeki görüş ve fiillerini onaylamadığım Doğu Perinçek için de geçerli.

\n

Doğunun bu parlamentodaki Türkiyenin yeniden yapılanma ve özgürlük mücadelesinde söyleyecek sözü, yapacak işi olduğu kanısındayım.

\n

Çetin Doğan da, gelecek parlamentoya katkıda bulunacak adaylardan biri.

\n

Bunlar, şu ya da bu partili adaylar yerine haksızlığa uğradıkları için seçilmesi gereken kişiler değil, aynı zamanda başkalarından gerçekten değişik sesler.

\n

Bu yüzden de onlar gönlümün adayları...

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020