Model demokrasi diye başlamıştı

29 Eylül 2020 Salı

ABD’nin uçuk başkanı Donald Trump, kasım ayında yapılacak seçimi kaybederse öyle hemen çekilme konusunda muğlak konuşunca, kıyamet koptu. Kendisine tepki gösterenler arasında, siyasetteki tecrübesi ve hüneri herkes tarafından teslim edilen Temsilciler Meclisi’nin Demokrat başkanı Nancy Pelosi de vardı.

Pelosi’nin, ABD’nin Kuzey Kore, Rusya, Suudi Arabistan veya Türkiye olmadığını söylemesi de Ankara’da öfke dalgalarının kabarmasına neden oldu.

Ankara, Pelosi’ye yanıt verirken Türkiye’nin demokrasi olduğu açıklamalarıyla kimi inandırabildi bilemem.

Aslında, çok kişi Türkiye’de AKP’nin gelecekte yapılacağı varsayılan seçimleri kaybettiği takdirde gidip gitmeyeceğini ciddi olarak sormaktadır.

Bu, eskilerin şüyuu vukuundan beter dedikleri bir durumdur.Yani sorunun salt sorulması dahi demokrasinin varlığından şüpheye düşülmesi için yeterlidir.

Öyle ya, neden aynı soru Almanya ve Fransa için sorulmuyor da Türkiye ve de ABD için soruluyor?

***

Tabii geçmişlerine bakınca, bu konuda ABD ile Türkiye’yi birbirlerinden ayırmak gerekir. ABD’nin kurumları sisteminin denge ve denetleme mekanizmaları, orada sandıkta kaybeden bir iktidarın direnmesinin düşünülmesini bile olanaksızlaştırmaktadır.

Türkiye’de ise AKP iki kez anayasa ve yasalara da ayağını sürümeyi denemiş ve özellikle yargıyı da emellerine alet ettiği ikincisinde, seçmenin azimli tutumuyla ağzının payını almıştır.

O yüzdendir ki Nancy Pelosi’nin Türkiye benzetmesine kızmamak gerek.

Hem canım AKP bir Türk-Amerikan ortak yapımı olduğuna göre, ABD’nin ağır toplarından daha mı iyi bileceğiz AKP’nin demokratlığının derecesini?

O ortak projenin pazarlama aşamasındaki “ılımlı İslam modeli” günlerinde tezgâhı kotaranların, “demokrasi demokrasi” diyen heyecan dolu sunuşlarını iyi anımsıyorum.

Aslında ılımlı yazılıp uyumlu okunan modelde, Milli Görüş gömleğini çıkarmış olan eski Erbakan müritleriyle İslam ile kapitalizmi ve emperyalizmin bölgesel ve küresel hedeflerini uzlaştırarak sorunların sağlıklı çözüm yöntemini bulacaklardı.

Bu durumda AKP, yalnız bizim ülkemiz için geçerli olmakla kalmayan, bütün dünyaya örnek olacak bir model kurumdu.

Meşruiyetini sandıktan, gücünü emperyalizmin desteğinden alan ve ilk dönemlerinde Fethullahçılarla işbirliğiyle eksiklerini tamamlayan model, başlangıçta 1 Mart tezkeresi gibi bazı aksamalara rağmen iyi kötü yürüdü.

Ama AKP iç ve dış desteklerinin katkısıyla sivil bir darbe ile Türkiye’de aydınlanmacı laik Cumhuriyet’in kurumlarını tasfiye etmeyi becerdiyse de zaman içinde model içeride ve dışarıda aksamaya başladı.

***

Bugün 20. yılına geldiğimizde ise model tümüyle çökmüş, bütünüyle iflas etmiştir.

İslamın kapitalizmin kurumlarıyla kaynaştırılması başarılamamış; Türkiye, tarihinin en büyük ekonomik ve sosyal bunalımı içine düşmüş, büyük pandemiye her alanda aciz bir iktidar ile yakalanmıştır.

Ilımlı İslamın emperyalizm ile uyumluluğu da istenen düzeyde olamamış, çok istenmesine karşın BOP’un eşbaşkanlığı rolünün gereği yapılamamıştır. Bu durum, AKP’nin kendi gizli gündeminin amaçlarını model ile bağdaştıramamasının yanı sıra, beceriksizliğinin sonucu olarak, özünde teslimiyetçi tutumundan sapmamasına karşın “nerede ne zaman ne yapacağı bilinmez” olarak algılanıp güvenilmez bulunmasının da sonucudur.

Bu gelişmelerle eşzamanlı olarak birbirini izleyen “Arap Baharları”nın emperyal destekçilerinde yarattığı düş kırıklığı, yıldızı AKP ile yükselen ılımlı İslam modelinin de artık bir kenara atılmasına yol açmıştır.

AKP’nin başlarda başarılı simgesi olarak görüldüğü Ilımlı İslam modeliyle eşzamanlı iflası, artık büyük dış desteğini yitirmiş bir iktidarın, sandığa rağmen egemenliğini sürdürmekte ısrarcı olabilmesini olanaksızlaştırmaktadır.


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020