Osmanlı Hindistan’da

29 Aralık 2015 Salı

Tayyip Bey’in herkesçe bilinen Osmanlı tutkusu yine depreşmiş ve önceki gün Birlik Vakfı’nın 30. yıl törenlerinde, paşa paşa çekildiği Başika’da ne aradığımızı soranları şöyle yanıtlamış:
- Türk milleti Hint yarımadasındaki zulme bile donanmalarını gönderdi.
Ardından da eklemiş:
- Biz bu Osmanlı’nın torunlarıyız; elimiz nereye kadar uzanıyorsa uzatmak zorundayız.
Şimdi, Osmanlı’nın Hindistan seferlerine bakalım:
Osmanlı’nın ilk Hindistan (Baharat) seferi 1538’de Gujarat Sultanı’nın çağrısı üzerine Hadım Süleyman Paşa komutasında yapıldı. Onu yaşlı Piri Reis’in 1551 yılındaki seferi izleyecektir. Onları takip eden Koca Murat Reis’in 1552 ve Seydi Ali Reis’in 1555 seferleri hep Portekizliler karşısında bozgunla sonuçlanacaktır.
Nitekim son seferde Seydi Ali Reis donanmasını kaybedecek, Hindistan’dan ülkesine iki yılda karayoluyla dönecek, bu seyahatten de geriye Mirat ül Memalik adlı eser kalacaktır. Hindistan’da Osmanlı’nın zamanın büyük deniz gücü Portekiz karşısında acze düşmesinin nedeni, Batı’nın gemi inşa teknolojisine kıyasla geri kalması, yüksek bordalı karavel tipi gemiler karşısında donanmasının etkisiz duruma düşmesidir.

***

Osmanlı İmparatorluğu’nun en şaşaalı dönemi olarak kabul edilen 16. yüzyıl, aynı zamanda Braudell’in deyimiyle ilk yorgunluk belirtilerini de gösterdiği devirdir. Osmanlı’nın Batı karşısındaki gerilemesinin ilk belirtilerinden biri de bu, hepsi de bozgunla biten Hindistan seferleri sırasında ortaya çıkmıştır.
Bir Osmanlı gemisinin onlardan sonraki Hindistan seferi için 19. yüzyılın sonunu beklemek gerekecektir.
Aslında, bir faciayla sonuçlanan bu olay gerçekte, Hindistan değil, Japonya seferidir. 2. Abdülhamit, 1889 yılında Japon İmparatoru’na, en yüksek Osmanlı nişanı ile değerli armağanlar sunmak üzere Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya’ya gitmesine karar verir.
Yolculuğun amaçlarından biri Osmanlı - Japon ilişkilerini geliştirmek ise diğeri de İngiliz egemenliği altındaki Müslüman Asya ülkeleri limanlarında bayrak göstererek, Abdülhamit’in hilafet politikasıyla İngiltere’ye güç gösterisi yapmasıdır. Bu yüzden Süveyş’ten sonra uğranan Cidde, Aden, Bahreyn, Bombay, Kolombo, Singapur gibi limanlarda Ertuğrul yerli Müslüman halkın coşkulu gösterileriyle karşılanır.

***

Seferin bu açıdan amacına ulaştığı rahatlıkla söylenebilir. Gemi komutanı Osman Paşa, yazdığı raporlarda kendilerini karşılamaya gelen 30.000 kişilik kalabalıklardan söz eder. Times gazetesinde bu konuda çıkan haber ve yorumlar, İngiliz kamuoyunun tedirginliği ile İngiliz hükümetinin endişelerinin ifadesi olarak görülebilir.
Ancak konunun iyi anlaşılabilmesi için Abdülhamit’in gerçekçi hilafet politikasını iyi bilmek gerekir. Abdülhamit konusunda şimdiye kadar yazılmış en geniş araştırmanın yazarı François Georgeon’a göre Sultan’ın hilafet politikası göz korkutma ve caydırma yönteminin bir parçasıydı. Aslında Abdülhamit tüm saltanatı boyunca bu silahı göstermekle yetinmiş, kullanmaktan sakınmıştır. Perşembe devam edeceğim.  


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020