Tayyip Bey Bu İşi Çok İyi Biliyor

20 Kasım 2014 Perşembe

Biz, ‘Bombacı Bekir’in bir şutla danayı devirdiğine, attığı penaltıyı bloke etmek gafletinde bulunan bir başka efsane, kaleci Zamora’nın bağırsaklarını düğümlediğine inanan, söylencelere bayılan, bu ve benzeri öyküleri anlatmaya doyamayan bir toplumun çocuklarıyız.
Biz, televizyon kameraları karşısında, rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’ın, Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı’nı yanlış yönettiğini görüp, Hitler’i mektupla uyardığını, bunun belgelerinin de Harp Tarihi Enstitüsü arşivlerinde bulunduğunu yakın bir dostundan duyduğunu anlatmaktan çekinmeyen insanların “bilim-sel açıklamalarını!” kuzu kuzu yayımlayan ve bunu aval aval dinleyip, inanan, tevatüre bayılan, anlatılanın aslını astarını araştırmadan inanan “dedi ki” toplumunun üyeleriyiz.
Biz, tek kelime İngilizce bilmediği halde, Ahmet’in eşsiz İngilizcesi olduğunu söyle-yenleri, “Peki ama tek kelime bilmeden onun İngilizcesinin mükemmelliğine nasıl karar veriyorsun” sorusunu bile sormadan, dinleyen, dinlediğini papağan gibi tekrarlayarak yayan, kulaktan dolma bir toplumun, işine gelene veya meşrebine uyana çok kolay inanan, henüz birey katına bile yükselememiş, fertleriyiz.
Bütün bu ve benzeri toplumlarda olduğu gibi, bizde de ileri sürülen savın kanıtı aranmaz, söylerken desteğine bakılmaz, desteksiz atışın hesabı sorulmaz.

***

Elin keferesi bütün bunları bilmediğinden, kulaktan dolma, tevatür toplumunu temsilen gezmekte olan Tayyip Erdoğan’ın Amerika’yı ilk Müslümanların bulduğu iddiası karşısında, anlamsız bir çıkış yapmış:
-İddianı ispat et! Tevatürün kral olduğu yerde, ispatın lafı mı olur ki?
Tayyip Bey’i ispata çağıran İspanya’nın itibarlı ve ciddi gazetesi El Pais’in yöneticileri buna şu cevabı verebilirler:
-Bize söylenenlerin ispatını istemek hakkımızdır. Bilmezler ki o söz, yüzlerine bakarak söylenseler bile onlara yönelik değildir.
Nasıl ki Tayyip Bey, kendisinin Ak Saray’ı yanında ancak beyaz kulübe gibi kalan Beyaz Saray’da elini sıkarken, karşısındaki Obama’ya değil de yedi dağ ardındaki kendi kayıtsız şartsız hayranlarına gülümsüyor idiyse, Amerika’yı ilk kez Müslüman denizcilerin bulduğunu söylerken de “muhafazakâr demokrat!” seçmen çekirdeğine seslenmekteydi.
Tayyip Bey o çekirdeğin nasıl efsaneyle beslendiğini, nasıl tevatürle coştuğunu, nasıl söylentiye koştuğunu iyi, hem de çok iyi bilir.
Tevatür üzerine saltanat bina edenlerin hepsi gibi, bu yöntemleri kullanır.

***

Bu gerçeği hadi elin kefereleri anlamadılar diyelim, peki bizim basının bir kısmı nasıl oldu da göremedi?
Nasıl oldu da Tayyip Bey’in ve de dolayısıyla bizim, bütün dünyada gülünç hale düştüğümüzü ileri sürebildiler?
Eğer dünya âlem Tayyip Bey’in tevatür imparatorluğunun muti tebaasının ruhunun gıdasını vermekte olduğunu anlamış olsalardı, ona “iddianı ispat et!” gibi anlamsız bir karşılık verme saçmalığına düşebilirler miydi hiç?
Bizde de kimse gülünç olmasın!
Tayyip Bey ne yaptığını biliyor.
O tevatür imparatorluğunun sürmesi için zorunlu bir imajı pekiştirmekle meşgul.
Kendisini İslamın hem içerideki hem dışarıdaki savunucusu, bütün dünya liderlerinin hayran olduğu devlet adamı, ABD’nin bile baştan anlamasa da sonradan söylediklerini dinleyip, yolunu tuttuğu büyük siyaset dehası, ileri demokrasinin kurucusu, Türkiye’yi yeryüzünün en büyük on ekonomisi arasına sokacak modelin kurucusu ve savunucusu olarak sunmaktadır.
O en büyüktür, en erdemlidir, en dürüsttür, fukara babası, kâfir düşmanıdır.
O bir dünya lideridir.
Bütün bunların kanıtlanması da gerekmez, efsanenin ispatı mı olurmuş ki?
Bunun aksini söyleyenler münafıktır, yalancıdır, düşmandır, başları ezilmelidir.
Evet, Tayyip Bey, konuşurken ne söylediğini iyi biliyor.
Onun komik duruma düştüğünü sananlar gülünç oluyorlar.
Tayyip Bey bu işleri çok iyi biliyor, çok!..   
 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fotoğraf falı 18 Haziran 2021