Aykut Küçükkaya

Hesap sorulsun...

02 Kasım 2020 Pazartesi

1999 büyük Marmara depreminde İstanbul dışındaydım... Herkesi derinden yaralayan o büyük sarsıntıyı hissetmedim... Zonguldak’tan gelen maden işçilerinin Gölcük’te enkaz altındaki kurtarma çalışmalarını izlerken yaşanan acılara tanıklık ettim... Üç ay sonra deprem bu kez Düzce’yi vurdu. İstanbul’daydım, sarsıldık... Ara ara yokladı deprem tüm ülkeyi... Canlarımızı yitirdik, çocuklarımızı, geleceğimizi... Ancak her acıyı, her dramı unutan bir toplumuz... Ne ders alıyoruz ne hesap soruyoruz!.. Ne de bir daha böylesi acılar yaşanmasın diye planlama yapıyoruz... Oy uğruna çıkan imar aflarıyla sandıkta oyumuzun rengini bile değiştiriyoruz, enkaz altında kalıyoruz, ölüyoruz!..

Aradan tam 21 yıl geçti... Türkiye deprem gerçeğiyle bir kez daha yüzleşti. Deprem bu kez Ege’yi, İzmir’i vurdu. Kurtarma çalışmalarına katılan Somalı maden işçileri acı gerçeği tokat gibi yüzümüze çarptı: “Binaların yapısı da zemini de sıkıntılı. Çekiçle bile vurunca kolon toz oluyor, dağılıyor...

AFAD’a göre 6.6, Kandilli’ye göre 6.9, ABD’ye göre 7 büyüklüğündeki yüreklerimizi yakan bu deprem, “sistemi çürük olmayan” başka bir ülkede olsaydı, ufak hasarlarla atlatılacaktı. Deprem gerçeğiyle yaşanması gereken Türkiye’de ülkeyi yönetenler bir an önce kendine gelmeli. İktidarı, muhalefeti rant uğruna, oy uğruna, yandaşlık uğruna hareket etmemeli. İlk önce İzmir’de yıkılan binalarla ilgili tüm sorumlular hesap vermeli, sonra tüm ülkeyi kapsayan gerçekçi bir politika izlenmeli. Büyük depremi bekleyen İstanbul’un ve Türkiye’nin kaybedecek bir dakikası bile yok...

*

29 Ekim’in 97. yılında okurumuzun karşısına 72 sayfalık özel bir gazeteyle çıktık. Cumhuriyetin ilanını kutladığımız gün 100 bin Cumhuriyet bastık, 85 bin 262 kişinin evine girdik. Bu süreçte gazetemize birbiri ardına tebligatlar ulaştı, mahkeme kararları...

Cumhuriyet’in belgeli 8 haberi nedeniyle gazetemize Basın İlan Kurumu tarafından verilen 45 günlük ilan kesme cezalarıyla ilgili yargıya yaptığımız itirazlar reddedildi. Bu kararların gazetemizi ekonomik açıdan boğmak, gazetemizi susturmak amaçlı olduğunun bilincindeyiz. Bugün birinci sayfamızda yayımladığımız Başyazı’da kaleme alındığı gibi,

Cumhuriyet Susmayacaktır!..

*

Bugün İpek Özbey’in bir ülkenin Kozmik Odasına nasıl girildiğini, nelerin kaçırıldığını anlatan önemli söyleşisinin ikinci gününe yer veriyoruz. FETÖ kumpasıyla gözaltına alınan dönemin Kozmik Albayı Erkan Yılmaz Büyükköprü, “Bülent Arınç’a suikast ihbarını” anlatıyor. “Çukurambar’da hedef bendim” diyen Bülent Arınç, dönemin MHP Osmaniye Milletvekili Hasan Hüseyin Türkoğlu’na, “Biliyorum, bunun suikastla alakası yok. Ama açıklayamam, ben bundan siyaseten faydalanıyorum” diyor. Türkoğlu bunu Kozmik Albay Büyükköprü’ye 2011-2012’de anlatıyor. Şimdi biraz filmi geri saralım... Tarih:

19 Aralık 2009... Albay Büyükköprü’nün operasyonda elleri kelepçelenir. “Arınç’a suikast ihbarıyla” kumpas başlar. Ve Büyükköprü’nün görevli olduğu Kozmik Oda’ya girilir. Şu an o odaya girenler firari, dışarı çıkardıkları hard disk de firari!..


Yazarın Son Yazıları

Gara, iktidar ve ABD... 22 Şubat 2021
2020’ye veda ederken... 28 Aralık 2020
Dayanışma büyürken... 7 Aralık 2020
Dayanışma!.. 23 Kasım 2020