Bağış Erten

Futbol Akıllı Ol

22 Nisan 2015 Çarşamba

Tarihin belki de en çekişmeli sezonu... Son üç haftada üç ayrı lider var, üçü de İstanbul’un en fiyakalı takımları. Her hafta skor değişiyor, her hafta hesaplar karışıyor. Son 20 yılda ilk kez üç büyükler yarışı bu şekilde götürüyor. Hatta belki de tarihte yok böyle nefes nefese finiş çizgisi yarışı. İtalya’da, Almanya’da, İngiltere’de, neredeyse şampiyon belli. Avrupa’da azıcık rekabet kalmış, o da biraz Fransa, biraz Portekiz, biraz da İspanya’dan ibaret. Ki onlar da haftaya ya da öbür hafta koptu kopacak. Ama bizde her hafta soluk soluğa, puan durumu dirsek temasla...
Peki n’oluyor? Ortalık gümbür gümbür gümbürdeniyor mu? Futbol keyfinden ölüyor muyuz? Tribünler tıklım tıklım mı? Hepimizin yüzünde gülücükler mi açıyor? Asla. Düşünün, şampiyonluk yarışının belki de en heyecanlı haftası geçildi. Rakipler zorlu, maçlar kıymetliydi. Futbol kalitesi de iç güveysinden halliceydi. Peki kaç kişi izledi? Hangi stat tıka basa doluydu? Kim heyecandan perişan oldu? Hiç kimse. Kasımpaşa- Beşiktaş maçında stadın yarısı boş, Trabzon ve Fenerbahçeliler ise biraz taraftar geldi diye seviniyorlar. Oyun ve saha kalitesine, zihin açıcı tartışmalarımıza (!) girmiyorum bile. Kabul edelim, n’aparsak yapalım olmuyor bu sezon. Her şey eksik, her şey yarım. En güzel haftalar bile mutedil dalgalı. Şu gerçeği kabullenmek zor ama yüzleşmek durumundayız: Futbol artık hiçbirimizi o kadar da heyecanlandırmıyor.

Obradovic’in askerleri
O esnada başka sporlarda ise yer yerinden oynuyor. Fenerbahçe Ülker tarih yazıp, geçen sezonun şampiyonu Maccabi Tel Aviv’i 3-0’la süpürüyor. Obradovic’in öğrencileri her maçta ders veriyor. Kenan yükseliyor, Semih küllerinden doğuyor, Goudelock’la yeteneğin sınırlarına yolculuğa çıkıyoruz, Bogdanovicwinner’ ne demek uygulamalı anlatıyor, Bjelica bu memlekette oynayan belki de en iyi oyuncu olduğunu ispatlama derdinde. Emir, Serhat, Oğuz, Hickman, Vesely, Zoric, Melih, Berk, Ömer... Müthiş bir takım var karşımızda. Salon her maç dolu. Coşku her daim zirvede. Fırsatınız varsa, Ülker Sports Arena’ya, belki de Avrupa’nın en güzel salonuna bir gidin, memlekette spor aldı yürüdü zannedersiniz.

Ekselansları Federer
Teniste henüz bir kahramanımız yok. Hiçbir Grand Slam’de imzamız da yok. Ama hevesimiz ve sevgimiz var. WTA Dünya Şampiyonası’na üç yıl boyunca gösterilen ilgi ispat etti. Artık şu bir olgu: Bu memlekette tenis seyircisi diye bir şey var. O salon eğer üç sene üst üste full çekiyorsa aksini söyleyen tekzip yer. Şunu hepimiz gördük: Memleket ‘paralel top’ nedir, ‘ace’ neye denir, ‘back hand passing shot’ nasıl vurulur, gayet iyi biliyor. Bunun en yakın ispatını haftaya göreceksiniz. Memlekete Federer geliyor ahali! Aktif spora devam eden belki de en büyük isim o. Bir vuruşuna edebiyatçılar bile ne övgüler düzüyor. İnanmayan Paul Coetzee’ye, David Foster Wallace’a sorsun. Peki bunun değerini biliyor muyuz? Hem de nasıl! İki saat içinde tükendi Federer biletleri. Ben dahil herkes bilet peşinde şimdi. Şu kakülüne kurban olduğumuz efsanenin iki vuruşunu görmek için hepimiz sıradayız.

Cavendish hızlı tur sansürlü
Mark Cavendish ismini duymama ihtimaliniz yüksek. Oysa duymanız gerekirdi. Tour de France denen büyük bisiklet şenliğinin en efsane isimlerinden biri o. Bu sıfatı almayı aktif spor hayatına devam ederken başardı. Tam 25 etap kazandı Fransa Bisiklet Turu’nda. Bu bir rekor. Nereden çıktı peki bu Cavendish muhabbeti? Efenim, kendisi haftaya bizim topraklarımıza ayak basacak. Niye? Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nda pedal çevirmek için. Sağ olsun sayın Cumhurbaşkanı memleketin en önemli spor olaylarından birine bile siyaset karıştırıp, akreditasyon sorunuyla keyfimizi berbat etmeye çalışsa da, bisikletin yaşadığımız coğrafyadaki en güzel, en köklü etkinliği bu hafta başlıyor. İnsan heyecanlanmaz mı? Heyecanlanır tabii. Üsküdar sahilinde ilk pedalda acemilik çekmeye benzemeyen yarışlar olacak. Yanlarında yakın korumalar koşmadan tırmanacak bisikletçiler. Komik görüntüler vermek yerine büyük mücadele verecekler. Hem de nefis bir coğrafyada.
Aslında voleyboldan da bahsedecektim ama yer yetmedi. Son beş sezonda 4 Avrupa Şampiyonluğu getiren kadın voleybolunun zaferlerini nereye yazsanız çerçevelenmez mi? Peki, tüm bunları neden anlatıyorum? Futbola ‘akıllı ol’ demek için. Bak arkadaşım, tamam memleketin en popüler sporusun, herkes seni konuşuyor. Ama her şeyin bir sonu var. Bu gidişat iyi değil. Herkesin seni konuşacağı günlerin sonuna geliyoruz. Bak diğer sporlar nasıl iştahlı. Sen her şeyi kendinden ibaret sanıyorsun fakat keser dönüyor, sap dönüyor, gün geliyor, devran dönüyor. Bir gün taraftarı da, sponsorları da, paraları da, popülerliği de arayacak hale gelebilirsin. Akıllı olmasan, bu gidişler gidiş değil. Haberin ola!  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bu sezon o sezon değil 2 Eylül 2018
Herkes biliyor 29 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları