Barış Doster

Azerbaycan’ın eli bu kez daha kuvvetli

30 Eylül 2020 Çarşamba

Ermenistan bir kez daha Azerbaycan’a saldırdı. Azerbaycan’ın beklediği bir saldırıydı bu. Hazırlıklıydı. Nitekim Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ’da, Azerbaycan işgal altındaki yedi köyünü geri aldı. Askeri ve moral üstünlüğü pekişti. Özgüveni yükseldi. Konuyu bu sütunda daha önce de yorumladık (“Dağlık Karabağ, büyük güçler ve Türkiye”, 18 Temmuz 2020). Sorun çok boyutlu olduğundan, büyük güçlerin müdahalesi öne çıktığından, uzun yıllar gündemimizde kalacak. Tarafların tutumlarını birlikte tartışalım... 

Ermenistan saldırgan, haksız, işgalci 

Ermenistan saldırgan, haksız taraf. Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, 1993’te aldığı 4 kararla, BM Genel Kurulu 2008’de aldığı kararla, bu durumu kayıt altına aldılar. Dünyada, arkasındaki güçler dahil, Ermenistan’ın işgalini haklı gören yok. Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’a PKK terör örgütü unsurlarını yerleştirmesi, doğrudan Türkiye’yi kışkırtmaya yönelik. Bu sayede, kendisini mağdur, Türkiye ve Azerbaycan’ı saldırgan gösterip, dünya kamuoyunu arkasına almaya çalışıyor.  

Ermenistan yoksul ve zayıf bir ülke. Siyasi istikrar açısından kırılgan. Enerji zengini değil. Azerbaycan ve Gürcistan’a yönelik tutumu, enerji güzergâhı olma şansını da engelliyor. Bölgesel projelerden dışlanıyor. Rusya, ABD ve Fransa’nın desteğine muhtaç. Bu üç ülke aynı zamanda AGİT’e bağlı Minsk Grubu’nun eşbaşkanları. Sorunun çözümü konusunda ısrarlı ve samimi değiller. Çözümsüzlük işlerine geliyor. Ermenistan üzerindeki nüfuzlarını sürekli kılıyor. Ermenistan üzerinde en etkili güç olan Rusya, bu ülkede üs sahibi, asker bulunduruyor. Ermeni diyasporası da ülkenin iç ve dış siyaseti üzerinde etkili. Erivan’da Batı ve Rusya yanlıları da rekabet halinde.  

Azerbaycan haklı, vatanını savunuyor 

Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarını kurtarmasına kimse itiraz edemez. Azerbaycan, bu süreçte işgal altındaki topraklarını mümkün olduğu kadar geri almak istiyor. Askeri başarı, müzakere masasında da elini güçlendirir. Azerbaycan, Ermenistan’la kıyaslanmayacak kadar zengin. Büyük güçlerle, komşularıyla, İsrail’le ilişkileri dengeli. Rusya’nın ağırlığını biliyor. ABD’nin bölgeye yönelik ilgisinin farkında.  

Azerbaycan, askeri ve siyasi gücünü pekiştiriyor. Diplomasi ve uluslararası hukuku gözetiyor. Haklıyken, haksız duruma düşmek istemiyor. İşgal altındaki topraklarının tamamını kurtarmak için sadece askeri gücün yetmeyeceğini, politik ve diplomatik dengeleri gözetmek gerektiğini biliyor. Dağlık Karabağ’ın tamamını askeri yolla geri almaya çalışırsa, Rusya ve ABD’nin karşı çıkacağının bilincinde.   

Türkiye, Azerbaycan’ın yanında  

Türkiye, Azerbaycan’ın yanında. Doğru, haklı, meşru olan bu siyaset, Cumhuriyetin kuruluşundan beri izleniyor. Azerbaycan’a verilen desteğin siyasal, toplumsal, kültürel, tarihsel, ulusal, duygusal boyutları yanında, askeri, stratejik, jeopolitik, ekonomik boyutları da var. Mevcut iktidar, Azerbaycan’a destek açıklamaları yapsa da “Ermenistan açılımı” denen büyük yanlışı da belleklerde. 

Rusya, nüfuzunu artırıyor 

Rusya’nın Ermenistan ve Azerbaycan üzerindeki etkisi biliniyor. Dış ticaret ortağı ve enerji tedarikçisi olarak Türkiye üzerindeki etkisini, nükleer santral ihalesi alarak ve S-400 hava savunma sistemi satarak daha da artırdı. Türkiye ile Doğu Akdeniz, Libya ve İdlib’de karşı karşıya olan Rusya’nın takım çantasında çok ve çeşitli araçları var. Son olayda Ermenistan’a, “Arkanda olmazsam, Azerbaycan karşısında duramazsın. Haddini bil. ABD ile yakınlaşma” mesajı verdi. ABD’ye, “Seni buralarda istemiyorum” dedi. Türkiye’ye, “Bu konudaki hassasiyetini anlıyorum. Ama benimle karşı karşıya gelmemeye dikkat et” diye seslendi.  

Yunanistan, İsrail ve Arap ülkelerinin tutumu  

 Yunanistan, Ermenistan’ı destekliyor. İsrail, konuyla doğrudan ve açıktan ilgilenmese de Türkiye ve İran’ın bölgesel ölçekte güçlenmesini istemiyor. Son dönemde İsrail ve Yunanistan’la hızla yakınlaşan Suudi Arabistan liderliğindeki Arap ülkeleri ise açıkça dillendirmeseler bile İsrail’e yakın bir çizgi izliyorlar. Dağlık Karabağ sorununda başından beri Ermenistan’a yakın duran İran’ın, son yıllarda Azerbaycan ile gelişen ilişkilerini de yakından izliyorlar. 

Mevcut iktidarın kapsamlı, bütüncül, tutarlı bir Avrasya, Kafkasya, Türk dünyası siyaseti yok. Kafkasya’daki ağırlığı azalan ABD’yi, Suriye ve Libya’da daha aktif olmaya çağırması da diğer önemli sorun. Dağlık Karabağ meselesinin halli; büyük güçlerin, öncelikle ve özellikle Rusya’nın tavrına, Türkiye ve Azerbaycan’ın güçlenmesine, Türk dünyasının Azerbaycan’a vereceği desteğe bağlı. 


Yazarın Son Yazıları