Çiğdem Toker

Merkez, ‘Vatan Haini Değilim’ Dedi

04 Mart 2015 Çarşamba

Sözle değil elbette; kararıyla.
Malum, Merkez Bankası’nın 24 Şubat’taki çeyrek puanlık faiz indirimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı küplere bindirdi.
Dahası, para politikası ile “vatana ihanet suçu” arasında bağ kurmak gibi -yazarken bile insana tuhaf gelen- ithamlarda bulundu.
Merkez Bankası, faiz indirimi kararının alındığı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı özetini dün yayımladı.
Metnin içeriği, “indirim”i izah ederken; Erdoğan’ın ağır suçlamasına, lisanı münasiple verilmiş bir yanıt niteliği de taşıyor.
? “Kurul, faiz oranlarında indirimlere gitmiş fakat temkinli bir yaklaşımla indirimlerin ölçülü tutulmasını uygun görmüştür” diyerek yetkinin kimde olduğunu ihsas ediyor.
? Görev tanımındaki “enflasyon” gelişmesine öncelik vermeyi sürdürüyor.
? Enflasyondaki düşüşün kalıcı olması için, para politikasında “temkinli yaklaşım gerekmektedir” cümlesini net olarak kurarken, “Faiz indirimi baskınıza boyun eğmeyeceğim” demiş oluyor.

***

Bununla yetinmiyor Merkez Bankası.
Başta Erdoğan olmak üzere, Banka’ya yüklenen bütün yönetici kadrolara, “Bana baskı yapacağınıza, önce kendi ev ödevlerinizi bir halledin” de diyor.
Nasıl olduğunu, satır aralarından özetlediğim mesajlarla aktaracağım.
Öncesinde, faiz polemiğinin arka planında “seçime kadar ne pahasına olursa olsun büyüme” ihtirasının bulunduğunu not edin lütfen.
Beş sayfalık PPK toplantı özetinde diyor ki Merkez Bankası:
? Ey hükümet, büyüme potansiyelini artırmak istiyorsan, ta kasım ayında açıkladığınız yapısal reformları hayata geçirin. Harcamaları kıs (Mali disiplini kalıcı hale getirin). Tasarruf açığını azaltacak tedbirler al.
? Ey bankacılık sektörü: Kredi hacminizi artırın (Basiretli borçlanın).
?Ey hanehalkları: Ölçülü borçlanın, ki risk pirimi artmasın.
?Ey belediyeler: Su tarifelerini düşürün

***

Peki bu mesajlar “alınmazsa” ne olacak?
Yine aynı metinden, aynı yöntemle sürdürelim:
Merkez, hükümete diyor ki: “Ben para politikası duruşumu oluştururken, senin iki davranışına bakıyorum: Mali disiplini koruyacağına ve yönettiğin/yönlendirdiğin fiyatlarda artış olmayacağı varsayımına.”
Peki, eğer mali disiplinden sapılırsa;
Eğer devletin yönetip yönlendirdiği fiyatlarda sürpriz bir artış olursa;
Ve bu durum enflasyonu olumsuz etkilerse ne olacak?
Merkez Bankası, “Ben de bu durumda para politikası duruşumu güncellerim” diyor.
Yani, değil faiz indirimi, faizleri artırmam bile olasılık dahilinde olabilir...

***

Merkez Bankası’nın “temkinli duruş” vurgusu yaptığı bu kararına temel oluşturan toplantı tarihinde, ne şubat ayı enflasyonu ne de dış ticaret verileri açıklanmıştı. Ancak gerek Erdoğan’ın “vatan hainliği” çağrışımı yaptıran sözlerinin ertesi günü açıklanan ve yaklaşık yüzde 13 gerileme gösteren şubat ayı ihracat rakamları, gerekse enflasyon gelişmesi, faiz polemiğinin süreceğinin habercisi. Diğer yandan bir önceki yazıda yer verdiğim Kredi Garanti Fonu yoluyla zor durumdaki şirketlerin “kurtarılması” operasyonu, Başçı’nın, “makrofinansal risklerin kontrol altında tutulması amacıyla” bir süredir vurguladığı “basiretli borçlanma” prensibiyle uyumlu görünmüyor.
Özetle Merkez Bankası, “vatan haini” olmadığını kanıtlamak için, önümüzdeki dönemde daha yoğun mesai yapmak zorunda kalabilir.


Yazarın Son Yazıları

Hoşça kalın 9 Eylül 2018
Bankalara ne oluyor? 2 Eylül 2018
Tek hane hedefi 31 Ağustos 2018
Boykot ve adanmışlık 29 Ağustos 2018
Otağ Merkezi ve bütçe 28 Ağustos 2018
Cevapsızlığın şiddeti 26 Ağustos 2018
Müteahhit kriterleri 15 Ağustos 2018