Coşkun Özdemir

Azgelişmiş...

26 Şubat 2011 Cumartesi

“Ben işte hep böyle azgelişmişim

Yani ben çünkü evet azgelişmişim

Evet çünkü hayır fakat ben işte azgelişmişim

Çok çalışmış azgelişmiş ve işte yoksul düşmüş

Cephelerde mapuslarda aslanım aman

Kıtlıklarda kıyımlarda kurbanım aman

Seçimlerde sayımlarda ben varım aman

Kerpiçlerde küllüklerde hayranım aman

Şenliklerde şölenlerde ben yokum aman”

Hasan Hüseyin’i, devrimin bu büyük şairini nasıl unuttuk. Ne kadar güzel anlatıyor azgelişmişliğimizi.

Her şey ama her şey, şairin yineleyip durduğu azgelişmişlikten ileri gelmiyor mu? Bunca kadın cinayeti, bunca erkek egemenliği, bunca eziyet, saldırı, vahşet... Bir kasaba erkeklerinin tecavüz ettiği 13 yaşındaki kız çocuğunu masum değil suçlu gören mahkeme, dekolte gezen kadınları tecavüze müstahak gören, şahitlikte bir erkeğe ancak iki kadının eşit sayılacağını savunan ilahiyat profesörleri... “Açık gezen kadınlar fuhuşu davet ederler” fetvası veren hoca, bıçakla, sopayla, kama ile birbirine saldıran, maç diledikleri gibi sonuçlanmamışsa koltukları, lavaboları parçalayan futbol fanatikleri, bana yan baktın diye komşu masada oturanları kurşunlayan yurttaş, düğünlerde kutlama uğruna çocukların eline silah verip ölümlere yol açanlar, trafik kurallarını asla umursamayan, yaya geçitlerinde arabayı yürüyenlerin üstüne süren şoförler, trafik kazalarında, sigara tüketiminde, yolsuzluk ve rüşvetteki şampiyonluklarımız... Baleyi belden aşağı bir uğraşı sayan, resimden, heykelden operadan hoşlanmayan yöneticilerimiz, basın özgürlüğünde, kadın erkek eşitliğinde dünyanın en gerilerinde yer alışımız, melez demokrasimiz, 19 Mayıs’ın, 23 Nisan’ın, 29 Ekim’in ne olduğunu bilmeyen, referandumda neye oy verdiğinin farkında olmayan yurttaşlarımız, okumayan, sormayan, merak etmeyen, hakkını aramayan, biat eden, itaat eden insanlarımız, darbeler, kutuplaşmalar hepsi ama hepsi azgelişmişlikten, geri bırakılmışlıktan... Cumhuriyetin 88’inci yılında ortalama 4 yıl eğitim düzeyinde bulunuşumuz azgelişmişlikten. Binlerce insanımız azgelişmişlik ortamında hapislerde yatıyor.

TV’lerdeki tartışmalarda, gazete köşelerinde bu kadar çok dar düşünce kalıplarına hapsolmuş okuryazarla karşılaşmamız da bu yüzden. Kaygılıysanız, yakınıyorsanız, her gün olup bitenlerle kahroluyorsanız, bu azgelişmişliğin sorumlularının yakasına yapışmalısınız, halkın değil... Özgürlüğün, halkın, ezilmişlerin, sömürülenlerin şairi Hasan Hüseyin şöyle devam ediyor:

“Ben işte her nedense azgelişmişim

Evet çünkü hay hay fakat ben işte azgelişmişim

Ölüm kalım kıtlık kıyım ben varım aman

Bayramlarda seyranlarda ben yokum aman

Soygunlara vurgunlara hayranım aman

Vatan millet Allah patron kurbanım aman”

Şöyle bitiriyor şiirini büyük şair:

“Vurun kanatlarınızı karanlığa kuşlarım

Geçin sıcak ırmakları kuşlarım

Kızılırmak Kızılırmak akın kuşlarım”

Hasan Hüseyin’ler! Sizlere sesleniyorum hatta haykırıyorum, neredesiniz? Nerelere kayboldunuz?..



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları