Deniz Yıldırım

Gençleri anlamak yetiyor mu?

17 Şubat 2021 Çarşamba

Eskinin öldüğü, yeninin ise doğmaya çalıştığı dönemlerde gençliğin dinamizmi başkadır. Bu dinamizm, gençlerin sosyal, siyasal beklentileriyle, şimdi ve gelecek tasavvurlarıyla, yerleşik düzenin kuralları, kurumları, yaklaşımları arasındaki makasın giderek açıldığının belirtisidir.

Bizde de gençler büyük sorunlarla karşı karşıya. İşsizlik artıyor, gelecek kaygısı ve umutsuzluk yaygın. Her yere üniversite açmak sorunları çözmüyor. Bir yandan da kayırmacılık, adamını bulma düzeni bir iktidar yöntemine dönüşmüş durumda. Bu ortamda yenilikçi olma, emek ve çaba harcayarak bir şeyler başarma yönündeki arzu sönüyor. Üstüne de baskıcı koşullar geliyor. Gençler kendilerini ifade etmek, özgürce benliklerini geliştirmek ve sunmak istiyor. Oysa korku ikliminde bu giderek olanaksızlaşıyor.

Bir ayı aşan Boğaziçi protestolarını gençliğin bu genel durum karşısındaki bütüncül itirazlarının yansıması olarak, bu rahatsızlık içinde kavramak gerekiyor. Ancak siyasal kurulu düzen ve onun aktörleri ne yazık ki meseleyi kavramaktan uzak. Sadece iktidar değil, muhalefet partileri de.

Herkes gençleri anlamaktan söz ediyor; oysa genç ve dinamik bir nüfusa sahip ülkemizde gençleri söz, yetki ve karar merkezlerine daha fazla katma, bu alanlarda gençliğin katılımının önünü açacak öncü tutumlar içine girme bahsinde, yani eyleme gelince durum farklılaşıyor.

İlginç bir örnektir ama yeri geldiği için bugün üzerine konuşmak isterim. İspanya’da 2008 krizi sonrasında gençlerin rahatsızlıkları, öfkesi daha da derinleşmişti. Bir yandan da diplomalı işsizlerin oranı neredeyse yüzde 50’ye yaklaşmıştı. Fakat beklentileri karşılanmayan gençlerin sorunlarına iktidarı ve muhalefetiyle siyasal partiler çözüm üretmekten uzak kalmıştı. Bu durum ise gençlerle kurumsallaşmış siyasal partiler ve yaşlanmış liderler arasındaki temsil bağını iyiden iyiye zayıflatmıştı.

Sonrasında ise Mayıs 2011’de İspanya’nın en yaygın toplumsal hareketlerinden birisi olan Öfkeliler Hareketi (Indignados) başladı. Gençler şehir meydanlarına çadırlar kurarak “Bizi Temsil Etmiyorlar” sloganı etrafında, var olan partileri, siyasal aktörleri ve gençliğin katılımına kapıları kapatmış iki partili, sınırlı demokratik yapıyı protesto ettiler.

O günden bugüne gençlerin sorunları çözülmüş sayılmaz. Ama o demokratik öfkenin “kurulu düzen” siyasetini sarstığı kesin. Gençlerin öfkesinin iki siyasal sonucu oldu ilk aşamada. Birincisi, kraldan başbakana, muhalefet liderlerine kadar uzanan geniş yelpazede koltuklar daha genç kişilere açılmaya, bırakılmaya başlandı. Örneğin 1975’ten beri tahtta olan kral, 2014’te kendi isteğiyle tahttan feragat etti ve yerini 46 yaşındaki oğluna bıraktı. Yine o dönem başbakan olan sağ parti Partido Popular’ın (PP) lideri Mariano Rajoy’un koltuğunda (63 yaşında ayrıldı) bugün 1981 doğumlu Pablo Casado oturuyor.

Sosyal demokratlarda da durum farklı değil. Sırasıyla Zapatero ve Rubalcaba liderliklerinin ardından PSOE’nin liderlik koltuğuna 2018 yılında 1972 doğumlu Pedro Sanchez seçildi. Sanchez şu anda İspanya Başbakanı.

İSPANYA VE DEĞİŞİM

İkinci değişim de şuydu: Franco sonrasında 1978 Anayasası ile eşzamanlı ortaya çıkan fiili iki partili düzen Öfkeliler Hareketi aracılığıyla iyice aşındı ve yeni partiler doğmaya başladı. 2013’te kurulan ve kendisini Öfkeliler Hareketi’ne dayandıran Podemos (Yapabiliriz) bunlardan birisi. Lideri 1978 doğumlu Pablo Iglesias, şu anda başbakan yardımcısı. Bir diğer parti ise Ciudadanos. Bu da Öfkeliler Hareketi sonrasında oluşan tepkiyi piyasacı sağ bir tutumla soğurmak için kurulmuş, ancak geleneksel siyaset ve kadrolarına göre yeni bir dil tutturmaya da çalışan, bunun için de gençlerin önde yer tutabildiği bir parti. Lideri 1981 doğumlu Ines Arrimadas.

Bize gelince. Genç nüfus toplam nüfus içinde önemli bir yer tutuyor. Gençlerin sorunları büyüyor, çözüm umutları ve beklentileri ise giderek azalıyor. Herkes gençleri anlıyor da anlamak yerine, gençlere şans vermek, sorun çözücü konumlara gelmelerini sağlamak, iktidar ya da muhalefette gençlerin yönetme olanaklarını iyileştirmek gerekmiyor mu öncelikle?

İspanya’da gençlerin öfkesi hiç değilse siyasal kadroları, liderleri, partileri değiştirdi. Ya bizde? Parti liderleri içinde yukarıda andığım tarihlerde doğmuş kaç kişi var? Tecrübe elbette önemli ama tecrübeyi belirli bir sürede aktaramamak da bir tecrübesizlik göstergesi değil mi? “Gençler siyasete ilgi duymuyor” diyerek kurtulamayız bu sorunlardan.

Not: Gençlerin ölmediği, öldürülmediği, korkunun olmadığı, terörsüz, şiddetsiz ve demokratik bir Türkiye Cumhuriyeti özlemiyle yazdım bu yazıyı. Kaç kuşak özledi, kaç kuşak bu özlemle yaşlandı kim bilir, bizde kuşaklar arasındaki zincirin en istikrarlı halkası bu beklenti, bu özlem sanırım. Umarım başarabiliriz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Küçük Kara Balık 17 Nisan 2021
‘Çocuk Edebiyatı’ 10 Nisan 2021
Demokrasi 7 Nisan 2021
Esaretten kaçış 3 Nisan 2021