Bilge Bir Yargıçtan Düşünceler

14 Ekim 2012 Pazar
\n\n\n

Silivriden kamuoyu vicdanını rahatsız eden kararlar çıkarken, bilirkişi raporları ile çöken davalar sürdürülürken, bir hukukçunun yazısı dikkatimi çekti…\n

\n

Yekta Güngör Özden\n

\n

Emekli Anayasa Mahkemesi Başkanı…\n

\n

Hukukçu, yargıç, şair, yazar ve düşünür…\n

\n

Sözcü gazetesinde güncel yazılar yazıyor:\n

\n

Genellikle hukuk, yaşam, toplum üzerine bilgece yazılar!\n

\n

6 Ekim Cumartesi günü Ya sonrası? başlığıyla yazdığı yazıdan yaptığım bazı alıntıları, içerdeki ve dışardaki değerli okurlarımla paylaşmak istiyorum.\n

\n

***\n

\n

“…Yaraşır olsun olmasın, yeterli bulunsun bulunmasın biçimsel koşullarla bir göreve gelen ya da getirilen kimseler konumlarına, adlarına, mesleklerinin onuruna yaraşır çalışmalar içinde olmalıdır.\n

\n

Kendi ve yakınları için ya da değişik etki ve nedenlerle başkaları için görevini kötüye kullanan, etkiyle iş yapan, beklentiler içinde olan, ilgili kuralları değil kendini göreve getirenlerle görevden alma yetkisi olanların sözlerini dinleyen, yurttaşa hizmetten, devletin yüceliğini artırma düşüncesinden başka siyasal amaçlarla görev yapan kimse, ayrılınca ya da emekli olunca toplumun içine nasıl çıkacağını düşünmelidir.\n

\n

Bu durum özellikle yargıda görev yapanlar için çok önemlidir.\n

\n

İnsanların hakları, özgürlükleri ve yaşamlarıyla ilgili işlem ve kararların sorumluluğu ölçülemeyecek kadar ağır ve büyüktür.\n

\n

Duygusallıkla ya da başta siyasal olmak üzere başka nedenlerle davranan, iyi okumayan, iyi dinlemeyen, iyi inceleyip araştırmayan, hakların kullanılmasını tam sağlamayan, yansız değil, yanlı davranan, değişik güçlerin etkisiyle, onların istedikleri doğrultuda kararlar veren, itirazları ve yakınmaları iyi değerlendiremeyen, istemlere doyurucu yanıtlar veremeyen, gereksiz ve uzun tutuklamalar, aşırı cezalarla, sertliğiyle ad yapan, kararları gerekçeleriyle içerikli kılmayanlar yarın görevden ayrılınca ya da emekli olunca halkın içine nasıl çıkacağını düşünmelidir.\n

\n

Takdir hakkımdiyerek sorumsuzca ve gelişigüzel davrananlar kendi yüzlerine, yakınlarının yüzlerine nasıl bakacağını, vicdan hesaplaşmasında kendini nasıl bulacağını, uzak-yakın tanıyanların kendisine nasıl davranacağını düşünmelidir.\n

\n

Yargıladıkları kimselerin yerine kendilerini koyarak duyarlı değerlendirme yapmalı, belirleyeceği sonucu herkesin saygı duyacağı bir adalet gereği olarak açıklamalıdır.\n

\n

Yoksa başkalarından çok kendine zarar verdiğini bilmelidir. Ahlâk, bilgi, çalışma, yansızlık ve etki kuşkusuna asla yer vermeyen bir görev düzeniyle tanınmak ve karşılanmak ödüllerin en anlamlısı, en büyüğüdür.\n

\n

Haksızlık yaparak kötü duygularla anılmak, sonra pişmanlık duymak, kendini kendinden utandıran bir tükeniştir.\n

\n

Böylelerini çocukları bile saymaz, anmaz, bağışlamaz. Bu nedenle yarını düşünmek sağduyulu yaşamaktır.\n

\n

Özellikle Balyoz Davası kararıyla yükselen yakınmalar, hukuka aykırılık savları, saygıya güveni azaltmakta, siyasal kesimden yansıyan etki sözleri, yargının giderek siyasallaştığı eleştirilerini getirmektedir.\n

\n

Hiçbir hukukçunun, hiçbir nedenle böyle olumsuz bir kanının uyanmasına olanak tanımaması, vermemesi gerekir…”\n

\n

***\n

\n

Sadece her hukukçunun, her yargıcın değil, her insanın kulak vermesi gereken ilkeler bunlar\n

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları