COVID-19 postmodernizmi yeniyor - 2

02 Nisan 2020 Perşembe

Postmodernizm, esas olarakToplumsal ve nesnel gerçek önemli değildir, asıl gerçek insanın kalbindeki ‘hakikattir’ ” ilkesine dayanıyor.

Böylece, dışımızdaki dünyayı reddediyor, tarikat-cemaat yapılarına dayanan, yalan söyleyen, yolsuzluk yapan, halkı aldatan, dinci politikacılara destek oluyor.

COVID-19 bu yaklaşımı yerle bir etti.

***

Postmodernist yaklaşıma sahip olan dinci politikacılar, ne kadar büyük yanlışlar yaparlarsa yapsınlar, halkı ne kadar çok ve ne kadar sık aldatırlarsa aldatsınlar, seçmenlerin “inançlarından” dolayı, bu yaptıklarını görmeyeceklerini, görseler bile kabul etmeyeceklerini ve desteklerini sürdüreceklerini düşünürler.

Bu inanç ve buna dayalı olan seçmen istismarı kısa dönemde geçerli de olabilir...

Ama “algı yönetimi” yani manipülasyon yoluyla seçmenlerin aldatılmasının sürdürülmesi, uzun süreli iktidarlar açısından pek olanaklı değildir.

Çünkü gerçekler, eninde sonunda kendilerine aykırı olan algı operasyonlarını mağlup ederler!

***

Bütün dünyada iktidarlar koronavirüs salgını dolayısıyla vatandaşlarına ekonomik yardım paketleri açıklarken, Türkiye’de kaynakları yandaşlarına aktararak tüketmiş olan iktidarın halktan yardım istemesi ve bu isteğe karşı kamuoyunun tepkisi Postmodernizmin iflasını açıkça gösterdi.

Örneğin, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Vatandaş deprem vergisini ödedi, önlemi almak size düşüyor. 34 milyar dolar nereye gitti” diye sormuştu.

(Buna ErdoğanUtanmadan soruyor ‘deprem için toplanan paraları ne yaptınız’ diye. Deprem için toplanan paralar yerine gittiği gibi biz milli bütçeden harcayarak oraları ayağa kaldırdık” diye yanıt vermişti.)

Örneğin, CHP İzmir Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) üyesi Alaattin Yüksel, Soma’da şehit düşen 301 işçi için yardım kampanyasını hatırlatmış:

İzmir Büyükşehir Belediyesi şehit aileleri için AFAD hesabına 602 bin lira yatırdı ancak paralar hâlâ hesaplara geçmedi. Bunun sebebi nedir?” demişti.

Beşiktaş saldırısı sonrası 52 milyon lira yardım toplandı. Devlet, yardım paraları iki yıldır bizde duruyor diyor. Aradan geçen bu kadar zamana rağmen yardım için topladığınız parayı ailelere vermediniz!” demişti.

Örneğin, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, AFAD’ın Elazığ depremzedeleri için topladığı miktara dikkat çekerek “Acun Ilıcalı’nın topladığı bağışlar nerede” diye sormuştu.

Örneğin, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, 15 Temmuz şehit aileleri ve gaziler için toplanan yardım paraları için:

3.5 yıl ne vakıf vardı ortada, ne yönetim, ne para. Toplanan yardım paraları, vakfın hesabına dahi hâlâ aktarılmadı” demişti.

(Aile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Selçuk Özkoç’un “Vakıf nerede” sorusuna “Vakıf adreste” diye yanıt vermişti.)

İktidarın vatandaştan yardım istemesine karşı CHP’nin, COVID-19 ile savaş ve ekonomik önlemler için önerileri Postmodernizmin mağlubiyetini vurguluyordu:

- Cumhurbaşkanlığı’nın 13 uçağının 12’sinin satılması.

- Kızılay’ın akladığı vergi kaçırmalarına el konulması. 

- Yazlık, kışlık sarayların satılması. 

- Man Adası’ndan kaçırılan vergilerin Hazine’ye kaydedilmesi. 

- Ensar, TÜRGEV, TÜRKEN ve TÜGVA gibi vakıflara aktarılan paraların Hazine’ye aktarılması. 

- Hazine garantisi verilen ödemelerin durdurulması. 

- Saray’ın harcamalarından tasarruf edilmesi. 

- Kanal İstanbul’dan vazgeçilmesi. 

- Katar ve yerli işbirlikçilerin hortumlarının kapatılması. 

- Özelleştirmelerden devlete borçlu olanlardan paraların alınması.

***

Bu maddelerin en masum ve en küçük olanlarından sadece biri için bile şu hesap yapılıyor:

Sayıştay, Saray’ın bir günlük harcamasını, 2 yıl evvel, 2018’de, 4.5 milyon lira olarak gördüğüne göre sadece 1 yıllık harcama bir buçuk milyardan fazla ediyor.

YAŞASIN SOSYAL DEVLET… 

YAŞASIN DEMOKRASİ!


Yazarın Son Yazıları

Bir mektup, bir haber 17 Mayıs 2020