Deli Dumrul Sendromu!

18 Haziran 2020 Perşembe

Ortaçağda krallık, imparatorluk, şahlık, padişahlık yönetimlerinde, Yakınçağda Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaşta, savaş sonrasında da, daha çok Güney Amerika’da ve Ortadoğu’da görülen “Tek Kişi Yönetimi”ne dayalı rejimlerin yöneticilerini bekleyen çok önemli bir hastalık var:

DELİ DUMRUL SENDROMU!

***

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz, Batı biliminde, toplumsal ve insani kompleksler, hastalıklar, Yunan Mitolojisi kahramanları ve öyküleri ile adlandırılır.

Ben de bu “Tek Kişi Yönetimi”ni bekleyen tehlikeyi Türk Mitolojisinden, Dede Korkut öykülerinden bir kahramanın adıyla isimlendirdim.

Sanıyorum yaptırdığı köprüden geçenden de, geçemeyenden de, üstelik geçmeyenden, geçenden aldığından daha fazla parayı döve döve alan Deli Dumrul efsanesini bilmeyen yoktur:

Üzerinde akademik çalışmalar yapılmış, zalim ve kibirli olmanın kötülüğünü, insanın ölümlülüğünü, Allah’ın büyüklüğünü, aile ilişkilerinin özelliklerini, herkesin anne-babasının ölümüne tanık olmasına karşı kendi kurduğu aileye sığınmasının önemini ve daha pek çok ayrıntıyı vurgulayan bir öyküdür ve benim “Tek Kişi Yönetimi”ne ilişkin olarak adını verdiğim bir sendromu vurgulayan çok önemli bir mesaja sahiptir:

Deli Dumrul, bir kuru derenin üstüne bir köprü yaptırmış. Geçenden 33 akçe, geçmeyenden döve döve 40 akçe alırmış.

Bunu ‘Benden güçlü bir er var mıdır ki çıksın benimle savas¸sın’ diye yaparmıs¸.”

Böyle başlayan öykü, Deli Dumrul’un sahip olduğu güç ve kibirle Azrail’e bile meydan okumasıyla, Azrail onu öldürecekken, Allah’ın büyüklüğünü kabul etmesiyle ve anne babasının kendi canlarını onun yerine vermeyi reddetmeleri ama sadece karısının onu kurtarmak için canına vermeyi kabul etmesiyle devam eder.

***

Bu öykü, sahip olduğu gücün verdiği kibirle mantıksızlık, haksızlık, zulüm yapan, kendi gücünü herkesten üstün gören bir kişi üzerine kuruludur.

İşte sevgili okurlarım, “Tek Kişi Yönetimi”ni bekleyen en büyük tehlike, bu Deli Dumrul Sendromu’dur!

***

Biliyorsunuz Batılı düşünürlerin “mutlak iktidarlara” karşı söyledikleri bir özdeyiş vardır:

Bütün iktidarlar yozlaşır ve yozlaştırır; mutlak iktidarlar mutlaka yozlaşır ve yozlaştırır!” derler.

Deli Dumrul Sendromu, mutlak iktidara sahip olan tek kişinin, sınırsız kibirle, gücünü rakipsiz sanması, mantıksızlık, haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm yapmasıdır!

(Kibir hastalığının adı da Hubris Sendromudur:

Genelde siyasetçilerde görülen bir hastalıktır, “tanrısal ego” olarak da bilinir.)

***

Deli Dumrul Sendromu sahipleri için Ortaçağdaki krallardan, imparatorlardan, padişahlardan pek çok örnek verilebilir.

Hemen akla gelenler arasında Roma imparatorları, Caligula, Neron, “Devlet benim” dediği rivayet edilen Fransa Kralı 14. Louis, Osmanlı Padişahı Deli İbrahim, Mussolini, Hitler, Franco, Salazar, Batista, Noriega, Marcos, gibi “Tek Kişi Yönetimi” liderleri vardır.

Tek Adam Yönetimi” liderleri olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü, mutlakıyete dayalı olan İstibdat Yönetimi’ne yani Padişahlığa karşı çıkarak İstiklâl Savaşı’yla, Demokratik Cumhuriyeti kuran liderler olarak tarihteki ve günümüzdeki bütün Deli Dumrul Sendromu’na sahip liderlerden farklı nitelikler taşırlar ve Türkiye Demokrasi Tarihi’nin yıldızlarıdır.

Yarın “Deli Dumrul Sendromu’nun Yol Açtığı Önlenemeyen Hastalıklar”.


Yazarın Son Yazıları

Cumhuriyet nedir? 29 Ekim 2020