Erinç Yeldan

Obama Sonrası Küresel Kriz, Yeniden...

13 Kasım 2008 Perşembe

ABD ilk siyahi başkanını seçti. Demokrat Parti adayı Barack Obama Amerikanın yeni başkanı olarak ocak ayında göreve başlayacak. Obamanın başkanlığa seçilişi bir yandan bir demokrasi ve yurttaşlık dersi olarak pazarlanırken, bir yandan da piyasalara güven tazeleyerek, küresel krizin sonunu ilan eden bir olgu olarak muştulandı.

Barack Obamanın başkanlığa seçilmesiyle birlikte küresel piyasalarda artık güven sorununun aşıldığı vurgulanmaya başlandı. Krizin dibi gözükmüş, artık çıkışa geçme zamanı gelmişti. Ancak kriz artık sadece bir güvensizlik olgusundan ibaret basit bir finansal çalkantının sınırlarını çoktan aşmış, küresel nitelikli reel bir krize dönüşmüş durumdaydı bile. Nitekim, son bir senedir piyasaların bu tür git-gelişlerine alışkın daha gerçekçi gözler, geçen hafta sonu peş peşe yayımlanan iktisadi verilerin niteliğine hiç şaşırmadı:

Amerikada eylül ayında işsiz sayısı 284 bin kişi artış göstermiş ve yüzde 6.5e yükselmişti. Bu yılın başından bu yana Amerikada işsiz sayısı toplam 1.2 milyon kişiye ulaşmıştı. Yıl sonuna değin Amerikada işsizlik oranının yüzde 8e çıkacağı öngörülmekteydi. Bu verilere ek olarak Amerikan imalat sanayii üretim performansının son 26 yılın en kötüsü olduğu vurgulanmaktaydı.

Bu arada IMF yıllık Görünüm Raporunda 2009a ilişkin öngörülerini bir kez daha (aşağıya doğru) revize etmekteydi. IMFnin öngörülerine göre dünya milli gelirler toplamı 2009’da yüzde 2.2 ile son tahmine görece yüzde 0.8 oranında düşürülmekteydi. IMF ayrıca ABD için büyüme tahminini yüzde 0.1den, yüzde eksi 0.7ye; Avrupa Birliği için ise yüzde 0.2den, yüzde eksi 0.5e çekmişti.

Ülkemizde ise eylül ayına ait sanayi üretim verileri sanayideki krizin derinleşmekte olduğunu yansıtmaktaydı. TÜİKin verilerine göre eylül ayında Türkiyenin sanayi üretimi yüzde 6.4 gerileme gösterdi. Sanayi üretimindeki bu düşüş, ağustos ayında gözlenen yüzde 5.5lik daralmanın daha da şiddetli bir devamı niteliğindeydi.

Küresel krizin 2009da da hükmünü sürdürebileceği gerçeğini gözler önüne süren bu olumsuz haberler karşısında ABDnin yeni başkanı Obama yaklaşık 500 milyar dolarlık yeni bir mali genişleme paketini planlamakta olduğunu açıklıyordu. Obamanın söz konusu mali harcama paketi, George Bushun bu yılın şubat ayında uygulamaya koymuş olduğu 160 milyar dolarlık vergi iadesi paketiyle birleştirildiğinde, Amerikan kamu sektörünün bütçe açığını 1 trilyon dolara ulaştıracağı ise gözlerden kaçmıyordu. Amerikanın bu yeni astronomik bütçe açığı 1983’te Reagan dönemindeki rekorun aşılması anlamına gelecekti.

Bütün bu gözlemlerin ardından hafta sonu toplanan G-20 zirvesinde ise gelişmiş-azgelişmiş tüm ülkelerde mali genişlemeye dayalı destek paketlerinin gerekli olduğu duyurulmaktaydı. Sadece bu öneri dahi, bir yandan da Türkiye benzeri ülkelere kamu harcamalarının azaltılmasını ve mali disiplin öneren ortodoks neoliberal reçetelerle nasıl bir çelişki ifade ettiğini (ya da iki yüzlülük mü diyelim?) ve küresel kriz sonrasındaki ideolojik kargaşalığın ne boyutlara ulaştığını ayrıca not edelim.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları