Ersin Onay’dan özlü bir tarihçe

26 Mayıs 2021 Çarşamba

Bilkent’e yaşam katan değerli müzik insanımız Prof. Ersin Onay’ın “Türk Müzik ve Sahne Sanatlarının Doğuş Yılları” (1924-1976) başlıklı Sun Yayınevi’nden çıkan kitabı, Musiki Muallim Mektebi ve Devlet Konservatuvarı’nın tarihçesini anlatıyor. Ersin Onay (1949), Ankara Devlet Konservatuvarı’nın piyano bölümünde Ulvi Cemal Erkin’in öğrencisi olmuş, sonra Paris’te Ecole Normal de Musique diplomasını almış. 1983’te ADK’de müdür ve 1987’de müzik ve sahne sanatlarının kuruluşu için Bilkent’e dekan oldu. Sonra aynı okulda çeşitli bölümler kurdu ve görevler üstlendi. Akademik orkestra, Yaz Okulu, Gençlik Senfoni Orkestrası, Anadolu Müzik Festivali ve haftalık konserler onun zamanında yeşerdi. Kurduğu kayıt stüdyosunda Bilkent Ev Konserleri Dizisi yarattı. Ayrıca günümüzün birçok piyanistini yetiştirdi.

Bu kitap müzik tarihinin başından yola çıkıyor; yirmi birinci yüzyıla kadar bir özet yapıyor. Türk Ulusal Müziğinin Doğuşu başlıklı bölümde “Türk Beşleri”ni, Ankara Konservatuvarı’nın kuruluşunu; Ankara’daki diğer kurumlarla birlikte anlatıyor. Müzik dalındaki ilk hocalar, Cevat Memduh Altar, Halil Bedii Yönetken, Mithat Fenmen, Mesut Cemil Tel, Ferhunde Erkin ve Maria Callas’ın hocası olmuş Elvira Hidalgo gibi birçok uzman. Ve konservatuvarın, bugün ünlü olmuş, ilk öğrencileriyle tanışıyoruz.

Musiki Muallim Mektebi’nin tarihçesi de derli toplu bir anlatımla derlenmiş. Belgeleri okurken zamanın dilinde kullanılan yabancı köklü sözcüklerin Türkçeleri de verilmiş. “Diploma (tevzi) dağıtım” merasimi, gibi. Musiki inkılabı için raporlarda başta C.M. Altar olmak üzere Hindemith gibi bir yabancı uzmanın “Talimatnamesi”, Bela Bartok’un, Carl Ebert’in raporları da var. Tümü de şimdiye dek upuzun maddeler halinde sunulmuş yayınlara karşın, bu kitap ana hatlarıyla okura sesleniyor. Uzun dipnotlar listesi bu çalışmanın ne kadar gerçek kaynaklara bağlı kaldığının göstergesi. Arkada önemli müzik düşünürlerimizin özgün makaleleri yer alıyor. En sonunda da çok anlamlı bir fotoğraf albümü var.

BİLKENT MÜZİK VE SAHNE SANATLARI

1995’te Ersin Onay ile bir söyleşi yapmıştık. On ayda inşa edilip öğretime ve konserlerine başlayan Bilkent Müzik Merkezi’ni gezdirmişti bana. Binanın ortasında yer alan konser salonundaki kusursuz akustiğe ve sanatçıların çalışma temposuna tanık olmak heyecan vericiydi. Öğrencisi, sanatçısı, öğretmeni, konser salonu, büyük senfoniden küçük oda müziği topluluklarına kadar uzanan orkestraları, Saygun Müzesi ve düzenli konserleriyle kısa sürede bir gelenek yaratılmıştı. Rektör Prof. İhsan Doğramacı, Ersin Bey’i 1986’da, yeni kurulacak müzik fakültesinin başına çağırmıştı. Türkiye’de ilk kez özel bir konservatuvar kuruluyordu.

“Misyonumuz, öğrencisi, öğretmeni ve icracısıyla dünyaya açılmak olmalıydı. Böylece sadece bir öğretim kadrosu oluşturmak yerine, üyelerinin her biri akademisyen olan bir orkestra kurmaya karar verdik. İki fonksiyonu bir arada götürecek elemanlar aramak üzere yola düştük. İlk yıllarda BSO’da Türk, Rus, Azeri, Özbek, İsveçli, İtalyan, Bulgar, Macar, Alman, Arnavut, Romen gibi değişik ülkelerden sanatçılar vardı. Her birisi hem öğretim üyesi hem de orkestra üyesiydi.” 

“Şimdi Ankaralılar Bilkent konseri adını duyunca şefe veya soliste bakmaksızın konserleri dolduruyor. Sorumluluğumuz kaliteli bir özel orkestra kurarak ve ilk özel konser salonunu işletmeye açarak başkalarına da örnek olmaktı.”

Ersin Onay’ı hem müzik dünyamıza katkıları için hem de bu kitap için kutlamak isterim. Kitabın dinamizmi, kısa ve öz anlatımı, eğitimde müziğin önemi, müzikte eğitimin önemi, ülkemizin müzik reformu ve çağdaş müzik kurumlarımız, 171 sayfanın içine titizce yerleştirilmiş.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları