Feyzi Açıkalın

65 yaş yolun neresinde?

04 Mayıs 2020 Pazartesi

Yaşamımı onluk dilimler halinde değerlendirip, kaleme aldığım yazılar vardır. Onlu yıllara alıştığım için, 65’imde “yani yarıda bir yerde!” kalkıştığım bu iş doğrusu biraz tuhaf geldi. Bir elin birbirine benzemez parmaklarını göstermekten başka işe yaramayan “beş” de neyin nesiydi.

Beş sayısı doğal olarak Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Yaş 35” ini anımsatıyor. Hani şu şairin “yolun yarısı” diye tanımladığı; tamamlandığında ise 70 olan yaş... Tarancı’nın sözde hesaplamasına ulaşmaya yalnızca beş yılının kaldığını görüp, ürperdiğin! Büyük ustanın 46’sında yaşamını kaybettiğini öğrendiğinde ise, bittiğin!

Daha da kötüsü, basmakta olduğun 65 yaş gurubunun, coronavirüs günlerinde bir suç nesnesi gibi gösteriliyor oluşudur. Tıpkı Orta Çağ’daki veba salgınının sorumlusu olarak görülüp lanetlenerek, yakalanması için avların düzenlendiği cadılarda olduğu gibi.

Oysa, bir “65’e bir kala” olarak coronavirüs sürecini iyi götürmüşsündür. Beynindeki hücre yıkımının önüne geçebilme düşüncesiyle yaptığın “zamanı yavaşlatma egzersizlerinin” semeresini almaktasındır. Gençlerin yakındığı huzursuzluklar, coronavirüs nedeniyle dondurulan bu süreçte sana koymamaktadır.

65 yaşa, kendince “milatlar yaşayarak” gelmişsindir. Her birini yaşamındaki dönüm noktası gördüğün kesitlerdir. Sonrasında, aldığın kararlar, değiştirdiğin yöntemlerle geleceğe daha donanımlı girdiğini hissettiğin önemli zaman dilimleridir bunlar.

Başlangıçta coronavirüs salgınını da böyle bir evre zannederken Fatih Terim örneği seni kendine getirir. Ünlü futbol adamının, yakalandığı salgın sonrası iyileşip evine giderken büyük bir açık sözlülükle sarf ettiği, “korku bunun yanında ne kalır ki!” itirafını çok önemli bulursun.

Aynen, İngiltere Başbakan’ı Boris Johnson’un verdiği demeçteki, “Öle yazdım, durumun ciddiyetini anladım!” sözleri gibi. Sonrasında, o günlerde doğan oğluna, kendisini kurtaran iki doktorun adını verişi…

Aynı yaş gurubunda bulunduğun ve muhtemelen benzer deneyimlerden geçtiğiniz bu insanlar empati mekanizmasını devreye sokar. Sanki o virüs sana da ölüm korkusunu tattırmış ve bundan kurtulmuşsun gibi, 65 yaşı yeni bir yolun başlangıcı olarak görürsün.

Yaşın gereği iyice kırılgan hale gelişinin, muhataplarınca da anlaşılması isteğini gözden geçirirsin. Güvenli bir liman olarak görülme halini sorgularsın. Geçmişteki gergin yaşamının yüzü suyu hürmetine, o kendine yediremeyip gizlediğin naifliği saklama işini bir daha düşünürsün.

Aslında kaldığın yerden devam etmek için sıkı bir motivasyon olmuştur ölüm korkusu. Evet, coronavirüs sonrası görülecek “yeni normale” uyum sağlamaya çalışacak ama ahlaki bulduğun ilkeler ve doğrular uğrunda savaşmaya devam edeceksin.

Sürekli mızmızlanarak aslında reddetmeye, inkar etmeye çalıştığın yaşlılığını, bir aptal virüs yüzünden doyasıya yaşayamama tehlikesi seni uyandırmıştır. 65 yaş ve sonrası çok verimli yaşanmalıdır. Dolu dolu severek, değerbilirliği takdir ederek, sürekliliği olan bir yaşam alışverişinin seni beklediğini bilerek…


Yazarın Son Yazıları

AKP’den önce… 26 Haziran 2020
Babayı hatırlarken 21 Haziran 2020