Feyzi Açıkalın

Derin dondurucudaki Atatürk

23 Nisan 2020 Perşembe

Gerici, Atatürk’ün, “…benim duygularımı fikirlerimi anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir” sözlerinden çok ürkmüş olmalı. O’nun geleceğe olanca tazeliğiyle taşınmasını engellemek için yıllar içinde elinden geleni ardına koymamıştır.

Bu anlamdaki ilk aksiyonunu, Ata’yı rafa kaldırmakla almıştır. Önü açık, tabanında kenarı oyalı dantel tabak altlıklarının olduğu bir dolaba yerleştirmiştir. Varlığıyla her an kullanıma hazır olmasını istemeyeceği ama arandığında da, “İşte buradaydı ya!” diye rahatça gösterilebileceği bir rafa…

Sonra, din sömürüsünün oya tahvil olduğu yıllarda daha da cesaretlenip, tel dolabını gündeme getirmiştir. Aklınca onu haşeretten korumakta ama bozulmasını engelleme adına herhangi bir girişimde bulunmamaktadır.

Ardından, yurttaşın tekrar ona sarılma gereksinimi duyduğu yıllar gelip çatınca buzdolabını keşfetmiştir. Serin dursun, gerektiğinde çıkarılıp kullanılabilsin diye.

Kinini dipdiri tutunların son nesillerinin iktidarında ise, programın son yazılımı olan derin dondurucu sürüme girmiştir. Kullananlar bilir, derin dondurucuda saklanacak olanı parçalara ayırarak yerleştirmek daha akıllıcadır. Amaç öğünlük olanı çıkarıp çözmektir.

Ortadan kaldıramayacağına kanaat getirdikleri, açıkça karşı çıkmaya devam ettiklerinde de zararlı çıkacaklarını anladıkları için, Atatürk’ü parçalı özellikleriyle ve yeri geldiğinde kullanmak üzere hazırda tutmuşlardır.

Ata’yı insani zaafları ya da askeri dehası ile bolca kullanırken, en önemli özelliği olan devrimciliğini ağızlara bile almamışlardır. Dahası ödleri patlamıştır, uyuyan kitleler farkına varır diye.

Gericinin durup durup onu dondurucudan çıkarmasında, mutlaka tazeliğini bozma isteği de vardır. O’nu çözüp kullanıma açma, daha doğrusu övüyormuş gibi yapıp üstünden tartışma yaratarak gündemi başka yere taşıma isteğinde, mutlaka yıpratma niyeti de vardır. Her çıkarılışında özelliğini kaybedeceğini ummaktadır.

Kendisine malzeme olarak seçtiği Atatürk’ü, akşamdan derin dondurucudan normal buzdolabı katlarına indirir muhtemelen. Bunu da büyük bir hünerle ilan eder ki, devrimleri bir bir yok edilirken sesini çıkarmaktan aciz olan kitle, yalnızca buzdolabından dışarıya çıkarıldığında ona sahip çıkmaya kalkar.

Ki o sahiplenme, sınırlarını siyasi otoritenin çizdiği bir alan içinde kalır. Türkiye’nin daha demokrat ve laik geçinen insanları bayrak zinciri oluşturarak, balkonlardan istiklal marşı söyleyerek aklınca iktidara karşı koyuş içindedir. Mutlaka bu tür davranışlar gücü istiflemek, karşı duruşu tahkimlemek adına önemlidir ama Atatürkçü’nün Atatürkçü’ye propagandası dışına pek çıkmaz.

Söyleyeceğim, derin dondurucunun da işlevi bir yere kadardır. Gerçi, gerici Atatürk’ü toptan ve aniden çürümeye terk ederse başına geleceği şeyi iyi bilir. Eğer Ata’nın gücünden uyarı alınıyorsa, yalnızca iktidarın onu dolaşıma soktuğu anla bu direniş sınırlı kalmamalı, her daim ve her platformda güçlü karşı çıkışlarla sürmelidir…


Yazarın Son Yazıları

AKP’den önce… 26 Haziran 2020
Babayı hatırlarken 21 Haziran 2020