Medyanın Büyük Ayıbı

03 Haziran 2013 Pazartesi

Gezi Parkı Direnişini görmezden gelen TV kanalları ve “beyefendiye gönülden bağlı matbuat” tüm Türkiye’nin ve dünyanın gözünde intihar etmiş durumdadır. Kaçacak, saklanacak yeri yoktur. Haberi, analizi unutmuş, yalakalığın zirvesinde dans etmeyi marifet bellemiştir. Artık tüm dünyada alay konusudur. Halkın haber alma hakkını çiğneyenlere gazeteci denilemez. Muhabirlerinin canla başla izlediği, gaz altında, cop altında ürettiği haberleri çöpe atan, kameraların çektiğini yayına koymayanların gazeteciliği kuşkuludur.
Türkiye Gezi Direnişi gerçeklerini, haberciliği unutmamış az sayıda gazeteden, Halk TV’den, Ulusal Kanal’dan, artı1’den, yabancı medyadan BBC’den, NYT’den, Alman haber kanallarından öğrendi. Merkez medyanın TV kanalları üç maymunu oynadı. Direnişi geçiştiren medya, Vali’nin, Belediye Başkanı’nın hiçbir şey anlatmayan gerçeklerle
ilgisi olmayan açıklamalarını yineledi durdu. Direnişin zirveye çıktığı saatlerde “Beyefendinin ulusa seslenişini” yayına koyanlar bile vardı.
Onlar haberciliği, gazeteciliği bir yana bıraktılar.
Peki haber ölür mü?
Haber de, habercilik de ölmez. Ölmedi zaten. Merkez medyada, kendini iktidara sıkı sıkı bağlamış medyada çalışan muhabirler, kameramanlar haberi üretmeyi ve paylaşmayı sürdürdüler. Sosyal medya, gözünü kapatmış medyanın yerini aldı. Binlerce kişi muhabir oldu. Üç maymunu oynamayı reddeden gazeteleri, internet sitelerini beslemeyi, onların gönüllü muhabiri olmayı başardı. Türkiye’nin sorumlu aydınları, sanatçıları, aydın olmanın, sanatçı olmanın gereğini yerine getirdi. Hepsi birer sorumlu gazeteci oldu.
Haber ölmedi. Gözünü kulağını kapatmayı, beyefendiyi mutlu etmeyi görev bilen medya öldü.

\n

İnternet sitesinde yazılar

\n

Cumhuriyet, çizgisinden hiç ödün vermeden yıllardır takip ettiğim tek gazetedir. Hiç bozulduğunu düşünmedim, hiçbir zaman da böyle bir olayın olacağını sanmam. Yakın zamanda Radikal ve Milliyet blog sayfalarında yazmaya hevesli okuyucularının yazı ve denemelerini blog sayfalarında yayımlamaya başladılar. Ben de çocukluğumdan beridir kendimce dikkatimi çeken konularda yazıyorum. Yakın zamanda biraz daha ciddi olarak eğilmek istediğim bu konuya daha fazla dikkat ederek yazılarımı Radikal’e yolladım ve çok beğenildi. O gün birçok haber sitesinde makalemi kenarından köşesinden kırpıp kendi haberleriymiş gibi servis ettiler. Ardından peş peşe yazmaya başladım. Sonrasındaki iş saatlerimin uzunluğu dolayısıyla azaltmak durumunda kaldım. Fazla uzatmak istemiyorum ama gazetenizin sitesinde de blog oluşturulsa ve yazılarını paylaşmak isteyen kişilerin yazıları paylaşılsa bence çok güzel olur. Eminim gazete yönetiminin böyle bir düşüncesi olmuştur veya olacaktır. Cem Kaplan
Okur Temsilcisi’nin notu: Cumhuriyet internet sitesinde okur yorumlarının dışında gönderilen yazılar da 2. sayfa ölçütleri çerçevesinde yayımlanmaktadır. Siz de yazılarınızı gönderebilirsiniz.\n

Okurlardan kısa kısa

\n

\n

Mehmet Çoban’ın yazısı

\n

Merhaba, 26 Mayıs 2013 tarihli Cumhuriyet’te Mehmet Çoban’ın, Tükenmek Bile Yasak yazısı çok güzeldi. Hele son paragraf. Huzur Sokağı’na rakip olacak bu yeni dizi sık sık ‘ayran’ reklamlarıyla kesilirse tadından yenmez! Mehmet Çoban’ın kurgusuna göre Hürrem, Meryem Uzerli ile Behzat Ç. Erdal Beşikçioğlu başrolde. Hürrem bir türlü çocuk doğuramayan varoş kadını, Behzat ise alkole tövbe etmiş ama her Allah’ın günü karısını döven muhafazakâr, maço ve de muhtemelen işsiz bir koca... Saygılarımla, A. Tarık Emre

\n

Bundan sonraki etapta ne var?

\n

Benim içkimi eşim dostum, arkadaşlarımla sosyal bir muhabbet ortamında içmemi yasaklayan beyin(siz)lerin bundan sonraki etapta davranışını tahmin edebiliyorum.

\n

Komşunun evinde içmesinden vazife çıkaran birinin elinde palası ile kapıma dayanıp “Bu mahallede içki içen komşu istemiyoruz” diyecekleri günlere yaklaşıyoruz. Hani kimsenin yaşam tarzına karışılmayacaktı. Bu yasak dini gerekçelere dayandırıyorsa ve benim mensubu olduğum din şarabı yasaklamıyorsa, nerede kaldı benim özgürlüğüm. Bu ülkede herkes RTE’nin kendince yorumladığı inançlarını paylaşmak zorunda mı? Savaş Çığır

\n

Kıyım yalnız 3. köprü ayaklarında değil

\n

Sayın Öz, gönderdiğim fotoğrafı yayımlama şansınız olur mu bilmiyorum fakat üçüncü köprü katliamının bir diğer ayağını Cumhuriyet okurlarıyla paylaşmak istedim. Köprü için kesilen ağaçlar köprünün ayağıyla sınırlı kalmıyor maalesef. İstanbul’un ciğerleri köprüye ulaşımı sağlayacak yolların yapımı için de katlediliyor. Uskumruköy-Kilyos arası kesilen ağaçlar sonrası ormanlarımızın görüntüsü. Köprünün adının da Yavuz Sultan Selim olması bu duruma epey uygun düşmüş, ne de olsa; “Ceddimizdir övündüğümüz/altmış binin/kör testeresi”. Saygılarımla. Dehen Aydoğdu

\n

Iphone ve Android telefonlarda da okuyabilelim

\n

Sayın Öz, en büyük sıkıntılarımızdan biri abonelik yoluyla internetten okuduğumuz Cumhuriyet’in aynısının iphone aplikasyonu yoluyla okuyamıyor oluşumuz. Örneğin Sözcü’nün iphone aplikasyonuyla gazeteyi aynen basıldığı şekliyle okumak mümkündür. Ancak Cumhuriyet’i bu şekilde okuyamıyoruz. Bu sıkıntıyı yaşayan sadece ben değilim, başkalarından da duydum. iphone ve android aplikasyonuyla da Cumhuriyet okunabilirse böylece seyahat ederken, yolda, tatilde yani bilgisayardan uzaktayken de online aboneler gazeteyi okuyabilir.\t
Bunun dışında da ben her ne kadar Cumhuriyet’in genel çizgisinde, yani moda deyimle “ulusalcı” olsam da farklı sesleri okumaktan da haz duyuyorum. Birgün bu şekilde Kürtçü, sosyalist yazarlara yer veriyor, hatta rahmetli Hrant Dink de bir dönem yazmıştı Birgün’de. Cumhuriyet’in de genel kendi çizgisinde olmasa da farklı görüşlerdeki yazarlara da yer vermesi gerektiğini düşünüyorum. Cumhuriyet basın özgürlüğünün fevkalade sıkıntılı olduğu bu günlerde özgürlüğün ışığı ve bağımsızlık, özgürlük, Cumhuriyet, Atatürkçülük âşıklarının dinamik bir sığınağı olmalı. Sadece belli yazarlar, belli fikirler, belli bakış açılarına hapsolursa yazık olur. Teşekkürler. Z. Emre Kurt
Okur Temsilcisi’nin notu: Arkadaşlar internet yayınının telefonlardan da izlenebilmesi ile ilgili hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu söylediler. Yakın bir zamanda dileğiniz gerçekleşecek. Öteki haklı isteğinize gelince; laiklik, demokrasi ve cumhuriyetçilik ilkelerine aykırı olmamak koşuluyla farklı görüşler gazetemizde de yer alıyor.

\n

Bu kadar hata bir araya nasıl geldi?

\n

Sayın Okur temsilcimiz; ‘Dinin emrettiği yasayı neden reddediyorsunuz?’ başlıklı haberinizin girişinden bir bölüm aldım: “...Necip Fazıl Kısakürek’i rağmetle yağdediyorum. Mayıs ayının son haftalarında 27 Mayıs Cuma günü 53. yıldönümünde 27 Mayıs müdehalesi ardından tertip bir mahkeme süreciyle idam edilenleri rağmetle yağdediyorum. İstanbul’un fethinin 560. yıldönümünü milletçe yağdediyorum...” Bir paragraflık metinde kaç tane imla hatası olduğunu kendiniz de görün diye... Şimdi, izninizle bir soru: Cumhuriyet her şeyden önce bir matbuat. Personeli işe alırken Türkçe okur-yazar olup olmadığını sınamıyorlar mı?

\n

Şaman Türksoy

\n

Okur Temsilcisi’nin notu: Sözünü ettiğiniz haber gazetede değil, internet sitesinde yer almış. Başbakan Erdoğan’ın konuşmasını anında aktarabilme çabası bu yazım hatalarına yol açmış. Sonra da düzeltilmemiş. Bundan sonra daha dikkatli olacaklarını söylediler.

\n

Sigara yasağı ve kadına şiddet

\n

Hemen bütün televizyon kanallarında sabah akşam sigaranın zararlarına ilişkin reklam filmi gösteriliyor. Sadece film değil, örneğin ben sigara içmediğim halde sık sık cep telefonuma SMS’le bana da uyarı geliyor, tabii dinlemeden kapatıyorum. Diyorum ki, iyi güzel de, sigara yüzünden sağlığını yitirenler, ölenlere dair pek bir haber okumuyoruz gazetelerde ya da istatistik bilgiler, veriler pek çıkmıyor, oysa kadına karşı şiddet konusunda Türkiye neredeyse rekor kıracak. Öyleyse Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlığımız neden Sağlık Bakanlığı gibi, bu konuyu televizyonlara getirmez acaba? Beyin yıkama mekanizmasına pek bir yatkın o dizi filmlerin arasına, bence Türk erkeğinin yüz karası olan kadına şiddetle ilgili iyi hazırlanmış kısacık reklam filmleri serpiştirmek işe yaramaz mı dersiniz? Bir düşünelim, sigara mı yoksa kadına şiddet mi daha zararlı toplumumuz adına?
Deniz Banoğlu

\n

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Sondan Bir Önceki 7 Eylül 2018
Hava Tükenmeden 31 Ağustos 2018
Burjuvazi Mon Amour! 29 Ağustos 2018
Haftanın Dökümü 27 Ağustos 2018
Hep Biz mi Ödeyeceğiz? 26 Ağustos 2018
Unutma Yarın Cumartesi 24 Ağustos 2018
Geleceği Kurtarmak 22 Ağustos 2018
Gazetecilik ölüyor mu? 17 Ağustos 2018
Kim Kriz İster? 15 Ağustos 2018