Hikmet Altınkaynak

'Bütün Renkleriyle' Kitap Fuarı...

04 Kasım 2009 Çarşamba

Cumartesi günü TÜYAP 28. İstanbul Kitap Fuarındaydım. Rüzgâr ve yağmura aldırış etmeden yola çıkmıştım, bir saat sonra da kitapların karşısındaydım. Fuar, Cumhuriyet Kitaplarının sloganı Akın Var Fuara Akını kanıtlarcasına okur akınıyla karşı karşıyaydı. Kapanışa kadar yayınevi stantlarını, Sanat Fuarı galerilerini gezdim. Bilgi Yayınevi, Cumhuriyet Kitapları, Can, Cem, Doğan Kitap ve başka yayınevleri ile Rahmi Koç Müzesi Yalvaç Ural Oyuncak Sergisini özellikle gördüm. Dost ve arkadaşlarla, okurlarla sohbet ettim.

Kültürlerarası diyalogda çeviritemasının bir yansıması olan fuarın Onur Yazarı Cevat Çapanın yanı sıra Ataol Behramoğlu, Erdoğan Alkanın yer aldığı Şiir Çevirisi ve Şair Çevirmenler panelini izledim.

Bu paneli izlememin bir nedeni de insanı en iyi anlatan bilim insanlarından Freudun, Daha fazlasını öğrenmek istiyorsanız şairleri okuyunuz sözüne olan güvenim ile çok değer verdiğim şair dostlarımın konuşmacı olmasıydı.

Şiir nasıl çevrilir

Önce Cevat Çapan konuştu. Çeviri konusunda süregelen tartışmalara değindi. Şiir çevrilmezdiyenlerle Asıl çevrilebilen şiir, şiirdirdiyenlerin olduğunu dile getirdi. Şiirin çevrilip çevrilmeyeceği, nasıl çevrileceği üzerinde durdu.

Çeviride yayımlandığı dile bağlı kalınmalı mı, kalınmamalı mı konusunu irdeledi. Şiir çevirisi kadın gibidir; güzeli sadık olmaz, sadığı güzel olmaz sözünün kadınlara hakaret anlamı içerdiğini, bunun kabul edilemez olduğunu vurguladı. Burada benzetme yanlıştırdedi. Çevirinin de sonunda şiir olması çevirinin başarısını gösterir. Bunun aslına bağlı (sadık) olup olmamakla ilgisi yokdiye konuştu.

Oysa bazılarına göre Şiir çevirmek suçoluşturuyor, Ben bu suçu yıllardır işliyorumdedi.

Çapan, şair sözcüklerle uğraşıyor, bir ressam gibi çalışıyor, müzikal kulağı da olan çevirmen kendi dilinde karşılığını da bularak, şiire ses özelliği de verir. Bazı üniversitelerde çeviri bir bilim dalı kabul edilerek, adına da Çeviribilimdenmiş, oysa işin içinde yaratıcılık da olduğu için bunaÇeviri Sanatıdemek daha doğru olurdiye sözlerini tamamladı.

Ataol Behramoğlu da çevirinin çağdaş edebiyatımızda 1940lı yıllarda başladığını belirtti, Cevat Çapanı da Çevirinin öncüsü olarak tanımladı.

Çeviribilimin Çeviri üzerine düşünmek demek olduğunu, oysa yapılan işin, yani çevirmenin yaptığı işin sanatçılık, yaratıcılık olduğunu vurguladı. Ben içimden geldiği gibi çeviriyorum diye ekledi.

Behramoğlu, yabancı dil bilip de şiir çevirisi yapmayan şairleri biraz da bencillikdiye niteledi, Nâzım Hikmet ve Attilâ İlhan keşke şiir de çevirmiş olsalardı, şiirimize bu yönden de katkıları olurdu diye konuştu.

Ataol Behramoğlu, çeviride dil yapısının aktarılmasının zor, ama ses örgüsünün yakalanmasıyla şiire uygun bir ses verilmesinin daha kolay olduğunu, uyaksız bir şiirin çevirisinin de daha kolaylıkla yapılabileceğini anlattı.

Şair, çevirmen Erdoğan Alkan da şiirin şair tarafından çevrilmesi gerekliliği üzerinde durarak, Şair olmayan çevirmen olursa, şiirle duygusal bağlantı kuramaz, ama şair o kadar birlikte olur ki, onunla özdeşleşirdedi.

Dinleyicilerin de sorularla, açıklamalarla katkıda bulunduğu panelden, Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü töreni yapılacak Karadeniz Salonuna geçtim.

Bilineceği gibi, 2006da küçük İskender, 2007’de Özdemir İnce, 2008’de Ahmet Erhan ve 2009da Nihat Behrama verilen ödül, Ören Belediyesi-TYS işbirliğiyle gerçekleştiriliyor.

Aydınlık için

Bu yılki ödülün sahibi Nihat Behram, ödül plaketini önce Ören Belediye Başkanı Kâzım Turanı temsilen gelen belediye meclis üyesi ile seçici kurul başkanı Doğan Hızlanın elinden ayrı ayrı aldı ve şöyle dedi: Seçkin yazar ve şairlerden oluşan Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü Jürisi, bana ödül gibi görev verdi; ben bu görevi ödül gibi aldım. Görevimin, aydınlık için savaşmak olduğu bilinciyle…”

Evet, ben de onca rüzgâra ve yağmura (ve de uzaklığa) karşın, fuara akın akın gelen okurların bu zorluğa katlanma nedenlerini tıpkı Nihat Behramın dile getirdiği gibi aydınlık için savaşmak amacı diye okuyorum.

Tıpkı Melih Cevdet Andayın Okumak değişmektir. Okumak değiştirmektir. Okumayan çürür sözlerini anımsayarak değerlendiriyorum.

Pazar günü, kapanmadan siz de yollara düşseniz iyi olur, Bütün renkleriylekitapları görmek ve aydınlık günlere kavuşmak için Daha fazlasını öğrenmek, değişmek ve değiştirmek için


Yazarın Son Yazıları

Edwin Morgan... 21 Ocak 2021
En uzun yıl biterken 31 Aralık 2020
Tevfik Fikret olmasaydı... 24 Aralık 2020
Başöğretmen Atatürk 19 Kasım 2020
Orhan Veli... 12 Kasım 2020