Hikmet Altınkaynak

Ecevit, 15 yıl önce bugün sonsuzluğa uğurlandı

11 Kasım 2021 Perşembe

Şair, yazar, gazeteci, siyasetçi, Başbakan Bülent Ecevit, 172 gün yoğun bakım sonrası ne yazık ki 5 Kasım 2006 Pazar günü saat 22.40’ta yaşama gözlerini yumdu. Türkiye büyük bir üzüntüye boğuldu. 15 yıl önce de bugün, 11 Kasım’da sonsuzluğa uğurlandı.

O sabah GATA’nın “Cennet Kapısı”ndan alınan cenazesi önce DSP’ye, ardından TBMM’ye getirildi. Törenler yapıldı. Kocatepe Camisi’nde öğle ve cenaze namazları kılındı ve Devlet Mezarlığı’na doğru yola çıkıldı. Halk sokaklara dökülmüş, ağlıyor, karanfiller güller atıyor, alkışlıyor, “Halkçı Ecevit”, “Türkiye seninle gurur duyuyor”, “Türkiye laiktir, laik kalacak” diye haykırıyordu. Duygulanmamak, ağlamamak zordu. Hele de 74 yıllık sevgilisi, eşi, yol arkadaşı Rahşan Ecevit’in 8 kilometrelik Devlet Mezarlığı’na kadar olan yolu cenaze arabasına tutunarak yürümesi, “birlikte büyüttükleri sevgi”nin büyüklüğünü dünyaya gösteriyor, hayranlık yaratıyordu.

Sevgi selinin içinde eşim Aysel ile birlikte yürürken Ecevit’le olan söyleşilerimi anımsadım, sizinle de paylaşmak isterim.

ŞAİR ECEVİT’LE TANIŞMAM

Henüz dört sayısı yayımlanan Milliyet Yayınları’nın aylık edebiyat dergisi Yaşasın Edebiyat’ın genel yayın yönetmeniydim. Edebiyat dergiciliğine yeni bir soluk getirmiştik. Ustalarla genç yetenekleri buluşturuyorduk. Dergimizin danışma kurulunda en önde gelen edebiyatçılar vardı. Her sayımız büyük ilgi görüyordu.

Ecevit’in tüm şiirlerini içeren kitabı Bir Şeyler Olacak Yarın (Doğan Kitap, 1998) çıkmış, yankı yaratmıştı. Ben de dergi için bir şöyleşi yapmak istedim. Başbakanlık’ı aradım, özel kalem müdürü Zeynel Yeşilay’a amacımı anlattım, söyleşi yapmak için randevu isteğimi ilettim. Anımsadığım kadarıyla aynı gün biterken şu yanıt geldi. “Sayın Altınkaynak, Ankara’ya kadar gelip yorulmasın. Yakında İstanbul’a geleceğiz, kendisini ararız, koşulları uygun olursa konuşuruz.” Böyle bir incelik karşısında insan ne diyeceğini bilemiyor.

Sanırım on gün kadar geçmişti ki bir öğleden sonra cep telefonum çaldı, arayan Cem Avcı’ydı. Ecevit’in iletişim danışmanıydı. Ecevit İstanbul’daydı, birkaç saat sonra uçakla Ankara’ya dönecekti. Uygunsam Atatürk Havalimanı’nda görüşebiliriz, diyordu. Havalimanı, Milliyet’e yakındı. Foto muhabiri arkadaşımla hemen yola çıktık.

Buluşma saatine on dakika kala yine Cem Avcı aradı, “Trafik yoğunluğu yüzünden birkaç dakika belki geç kalınabileceğini Sayın Ecevit, iletmemi istediler” dedi.

Hikmet Altınkaynak, Bülent Ecevit.

Ecevit, VIP’i sevmiyordu, CIP’te buluşacaktık. Çiçeklerle süslü bir köşede karşı karşıya iki arkadaş gibi oturduk. Ses alma cihazımı açtım; ben sordum, o tane tane, güzel, arı Türkçesiyle yanıtladı. Kimi konularda o da bana sordu. Muhabir arkadaşımız, bolca fotoğraf çekti. (Söyleşi, 2018’de İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıkan Edebiyatımızdan Portreler kitabımda yer alıyor.)

YAŞASIN EDEBİYAT KAPANINCA

Ecevit’le iki kez de Çankaya’da Oran Sitesi’ndeki evinde söyleşi yaptım. Bunlar da TV 8 televizyonunda  “Yıldız’da Sohbet” programımda yayımlandı. Birinde Rahşan Ecevit de yer aldı.

Dergim kapandı. Ecevit, dergiye kişisel olarak aboneydi. Kapandığını duymuş, doğru mu diye telefonla aradı. Şaşırdım, sevindim. Bir başbakan bir edebiyat dergisinin neden kapandığını -yapabileceğim bir şey varsa diye- soruyordu! “Yeni bir yapılanmaya gidiyoruz, adı ve şekli değişecek, bir anlamda devam edecek” dedim. “Ama Yaşasın Edebiyat çok güzel bir dergiydi. Bir başkasını yayımlasanız bile ben onu arayacağım” diyerek yine incelikli tavrını gösterdi.

Neden mi bunları anlattım? Bülent Ecevit’i gerçekten unutmadığımızı, sevgi ve saygıyla her zaman andığımızı dile getirmek, bir de elbette nezaketi, yücegönüllülüğüyle seçkin bir devlet adamı olduğunu vurgulamak için... Çünkü o, dün aramızdan ayrılışının 83. yıldönümünde şükranla, sevgiyle, saygıyla, özlemle andığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk için Atatürk ve Devrimcilik (1970) kitabını yazandı...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Yeni yılı karşılarken 30 Aralık 2021